Denizcilik sektörü büyük bir sektör olup pek çok alt sektöre ve endüstriyel bağlantılara sahiptir. Küresel ve yerel ekonomiler üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olan denizcilik sektörünün bu unsurları veya bağlısı öğeleri birçok başlık altında toplanabilir. Sektörel istatistiklere bakıldığında ve aynı zamanda genel kabul görmüş şekliyle denizcilik sektörünün unsurlarını şu başlıklarla ifade etmek mümkündür: (1) deniz yolu taşımacılığı, (2) gemi ve yat inşa sanayi, (3) gemi geri dönüşüm sanayi, (4) kıyı yapıları, (5) deniz turizmi, (6) teknik ve destek hizmetler, (7) su ürünleri ve balıkçılık.
Bu alanların her biri farklı uzmanlık alanları gerektiren ve açıkçası kendi içerisinde kendi tarihini yaratan özelliktedir. Ekonomik, toplumsal, siyasî ve kültürel ilişkiler anlamında büyük etkileri olan bu sektörün her bir ilişkili sektörü de dolayısıyla oldukça önemlidir. Buradaki sıralama kesinlikle öncelik sıralamasına göre bir sıralama değildir. Zira her biri farklı boyutlara ulaşan etkileri ile benzersizdir. Gelişen endüstrilerde çevreye verilen önem son elli yılda hızlanarak artmakta olduğundan aynı durum denizcilikte de kendini gösteriyor. Bu nedenle bahsi geçen her bir sektörün kendi içerisinde doğal ve kültürel çevre ile sürdürülebilirlik ilişkisi de var olmaya ve gittikçe çizgileri daha da belirginleşen bir çerçeveye sahip olmaya devam etmektedir. Böylece denizcilik sektörünün genel olarak sürdürülebilir amaç ve hedefleri, denizciliğin gelişim çizgisine uluslararası anlamda daha fazla görev yüklemektedir. Sektörün tüm unsurları bu kapsamda değerlendirildiğinde sektörel öncelik sıralaması ister istemez etkisini kaybetmektedir.
Denizcilik, bütünseldir. Oraya varılmaz; zira sürekli denizcileşme stratejisi temelinde daima ilerlenmesi gereken bir yol ve süreçtir. Kavramın kendi içerisinde ilerleme ve sürdürülebilirlik ilkeleri vardır. Böylece tüm devletler için denizcilik gücü aslında kurumlarıyla, ekonomisiyle, askerî becerisiyle ve geliştirilen teknolojisiyle bir vizyonu taşımaktadır. Bu vizyon sürdürülebilir olma temelindedir; ama eğitim ve kültürel gelişim temalarından çok da uzaklaşmadan toplumsal girdileri de içerir. Bir anlamda denizcilik, devletlerin ekonomilerinde refah etkisi yaratırken, savunma becerilerinde ilerlemeyi, kültürel ve sosyal olguları içeren kalkınmayı getirir. Denizcilik bu yönüyle nitelikli fayda yaratan özelliğini iyiden iyiye göstermektedir.
Tarih boyunca nehir, deniz ve okyanuslar bir tarafta gıda ve enerjinin ulaştırılma yolu diğer tarafta küresel ve ticari ilişkilerle bilgi ve kültürel değerlerin aktarılma yolu olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Denizcilik büyüme ve kalkınma sayesinde devletlerde etkileşim alanı yaratmaktadır. Bu durumun korunması ve sürdürülebilir olması için küresel seviyede temel fikirler ve kavramlar geliştirilmektedir. Mavi ekonomi kavramı bu alanda geliştirilen ve ayırt etmeksizin tüm denizcilik sektör ve endüstrilerini içeren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.
Mavi ekonomi, denizciliğin korunması için süreklilik anlayışında tüm alt sektör gruplarıyla ilgilidir. Zira deniz ve okyanusların ve kıyılarının korunmasını kapsayan ekonomi temelli bu kavram yalnız deniz yolu taşımacılığı ile ya da deniz turizmiyle ilişkili olamazdı. Sürdürülebilirlik bu kavramın ana temasıdır. Yukarıda bahsettiğim tüm sektör gruplarını dâhil ederek denizcilikte bütünsel bir anlayış geliştirmektedir.
Birleşmiş Milletler için mavi ekonomi, “okyanus kaynaklarının kullanımının sürdürülebilir olup olmadığını belirleyen bir dizi ekonomik sektör ve ilgili politikadan oluşur. Mavi ekonominin karşılaştığı önemli zorluklardan biri, sürdürülebilir balıkçılıktan ekosistem sağlığına ve kirliliğin önlenmesine kadar okyanus sürdürülebilirliğinin birçok yönünü anlamak ve daha iyi yönetmektir. İkinci olarak, mavi ekonomi bizi, okyanus kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminin, daha önce hiç ulaşılmamış bir ölçekte, çeşitli ortaklıklar aracılığıyla sınırlar ve sektörler arası iş birliği gerektireceğinin farkına varmaya zorluyor.” Böylece denizciliğin tüm sektör gruplarıyla birlikte varlığının her hâlükârda altı çiziliyor.
Denizcilik sektörünün yukarıda saydığım yedi sektör grubu Türkiye’de global standartlar çerçevesinde gelişmeye devam etmektedir. Türk denizcilik sektöründeki oyuncular da yeni kavramlara dikkat göstermekte ve uygulamalarına dahil etmektedir. Çünkü denizcilik uluslararası olma özelliği ile ortak çabaları ve inisiyatifleri gerektirmektedir. Diğer taraftan günümüzde denizcilik faaliyetlerini çerçeveleyen sivil toplum kuruluşları ve sektöre damgasını vuran birlikler, kuralları belirleyen temel çaba ve inisiyatifler halini alarak kuruluşlara yön vermektedir.
Denizcilik sektörünün ilişkili alt sektörlere bağlı bu çok boyutluluğu, denize atılan bir taşın halkaları gibi geniş etki alanına sahiptir. Gelirler üzerindeki katkı ölçülebilir olmasına rağmen çok boyutluluğu ölçülmesini zorlaştırmakta diğer tarafta ölçülemeyen toplumsal katkılar da sözlerde kalmaktadır. Bu durum, denizciliğin sektörel gruplarıyla birlikte önemine ve uluslararası alandaki düzenine elbette ki gölge düşürmemektedir. Hem millî hem global gelir üzerindeki etkisi ile kalkınma üzerindeki katkısı tüm sektörleriyle birlikte denizciliğin önemini vurgulamaya devam etmektedir.
Bahsi geçen denizcilik sektörü unsurlarından bazıları yüksek tutarlı altyapı yatırımlarını gerektirmektedir. Diğer taraftan sermayenin verimliliği ve uluslararası ticaretteki katkılarıyla ülkelerin ekonomik performansına olan faydaları, bu alanları oligopol pazarlar şekline de dönüştürebilmektedir. Fakat denizciliğe bağlı tüm sektörlerde ortak olmayan bir özelliktir bu. Bu nedenlerden ötürü yapısal olarak denizcilik sektöründeki benzersizlikten bahsetmiştim. Örneğin hizmet tarafında bulunan kuruluşlarda yüksek yatırım oranları pek yoktur. Bu durum, denizciliğin sürdürülebilirlik temasındaki ortaklığından ayrı olarak denizcilik sektörünün piyasa yapılarındaki farklılığı ortaya koymaktadır. Bu nedenle denizcilik sektörünü anlamak için onu bütün olarak bilmek önemlidir fakat bütünün parçaları da ayrı ayrı inceleme gerektirir.
Yazı dizilerimde genel olarak Türklerde ve özelde Türkiye Cumhuriyeti’nde denizciliğin tarihsel gelişimine vurgular yapmakta ve bazı aylarda yazımın tamamını bu konulara ayırmaktayım. Fakat bu ayla birlikte yeni bir yazı dizisine başlamak istedim. Bu yeni dizide Türk denizciliğinin bahsettiğim sektör gruplarına ait güncel durumunu yeri geldikçe tarihsel olarak değerlendirmelerle birlikte sizlere sunacağım. Böylece sektörün parçaları da ayrı ayrı incelenmiş olacak. Gelecek sayıda deniz yolu taşımacılığı ilk sektörel grup olarak mercek altına alınacaktır.
***
30 Ağustos Zafer Bayramı
Yaklaşık dört yıl süren Millî Mücadele’miz içinde en önemli günlerden biridir 30 Ağustos. 1922 yılı ağustos ayının 26’ncı günü Büyük Taarruz başlatıldı. Kuşatma altına alınan Yunan ordusu ciddi bir şekilde dağıtılırken, Başkumandanlık Muharebesi adını alan meydan muharebesi 30 Ağustos’ta Başkumandanımız Mustafa Kemal Paşa tarafından idare edildi. Savaşta düşmana ağır bir yenilgi verildi. Ulu önderimiz, “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” emrini vererek yenilginin arkasından düşman takibini başlattı. Başarıyla tamamlanan bu takibin devamında Türk birlikleri düşmanı denize dökmüş ve kurtuluş mücadelesinin başarıyla sonlandırmıştı.
Bu sırada İngiltere başta olmak üzere Batılı güçler ile ilişkiler yeni bir şekil alırken Eylül ayı sonunda barışın sağlanması yönünde adımlar atıldı. Belirli kurallar çerçevesinde barışın tesisi için taraflar Mudanya’da bir araya geldi. 3 Ekim’den 11 Ekim’e kadar zorlu bir konferans gerçekleşti ve 11 Ekim’de Mudanya Mütarekesi ile savaş bitmiş oldu.
Görüldüğü üzere 30 Ağustos 1922’de kazanılan zafer oldukça önemlidir. Çünkü ülke toprakları kazanılmış, düşman Anadolu’dan denize dökülmüş, öncelikle Mudanya Mütarekesi, ardından Lozan Antlaşması imzalanarak Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Meydan muharebesinde elde edilen kesin bir sonuç vardı ve burada elde edilen başarı düşmanın geri adım atmasında ve Batılı ortak güçlerin stratejilerini yeniden gözden geçirmesinde son derece etkiliydi.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





