Ülkemizin kıyı uzunluğu 8.592 km’dir. Yarımada olan ülkemiz, coğrafi temelde deniz devletidir. Bu durum, doğal olarak, onun siyasi temelde de deniz devleti olma zorunluluğunu göstermektedir. Kaldı ki, bu coğrafyada tarih boyunca kurulan her devlet, denizle ve denizcilikle bağ kurmak zorunda kalmış, bu gücü göstermediğinde çökmeye mahkûm olmuştur. Bu nedenle denizcilikte var olma ve ilerleme gereği, Türkiye Cumhuriyeti için de bir gerçektir.
Denizcilik, genel anlamda arkaik bir iş koludur. Fakat günümüzde çağdaş talep ve arz piyasalarına bağlı olarak çeşitlenip kendini geliştirmeye devam etmektedir. Kıyılar ise güncellenmeye devam eden çağdaş denizciliğin tüm sektörel alanlarında kara ile bağlantı kurulan ve deniz araçlarına korunaklı bölgeler sağlayan önemli bir role sahip olagelmiştir. Bu nedenle ülke kıyıları denizcilik hacmini de gösteren önemli bir değeri işaret etmektedir. Ülkemizin kıyı uzunluğunun yaklaşık yüzde 40’ı korunan bölgeler olarak düşünülürse geri kalan alanlar kıyı yapıları projelerine ve kullanımına uygun alanlardır. Diğer bir deyişle 8.592 km’lik kıyı şeridimizin yüzde 60’ından biraz daha fazlası kıyı tesisi olarak kullanıma uygun kıyıları ifade etmektedir.
Sektörel anlamda kıyılar, deniz ticaretinin yuvası olan limanların yanında deniz turizmine hizmet eden çeşitli kıyı yapılarına, balıkçı barınaklarına ve denizcilik işletmelerine de ev sahipliği yapmaktadır. Aşağıdaki grafikte de görüldüğü üzere, limanlar, çekek yerleri, marinalar, balıkçı barınakları gibi tesisler ülkemizde sayısı bine varan kıyı tesisini teşkil etmektedir. Bu tesisler özel şirketler veya kamu tarafından işletilmekle birlikte yeni yapıların eklenmesi ve hâli hazırda olanların gerektiğinde yeniden düzenlenmesi süregelen işlerdendir.

Kaynak: IMEAK DTO, Denizcilik Sektör Raporu, s. 176.
Bu yapılardan öncelikli olarak limanlardan bahsetmek gerekirse, denizyolu ticareti istatistiklerini hatırlamak gerekir. Bu yazı dizisinin ilki olan denizyolu taşımacılığı yazımda da bahsettiğim üzere, ülkemizde dış ticaretin yüzde 86’sı ve benzer oranlarda kabotaj taşımacılığımız deniz yolu ile yapılmaktadır. Bu nedenle dünyada olduğu gibi ülkemizde de denizyolu taşımacılığına hizmet veren limanlar değerli olmaktadır. Gemilerin yanaştığı ve gerek operasyonel gerek navlun işlemlerini gerçekleştirilen işlemler sırasında belirli bir zaman harcarlar. Bu zamanın optimum düzeyde planlanması için geliştirilen otomasyon ve teknik ilerleme, bin yıllardır denizyolu taşımacılığında var olan sürastaryadan kaçınmaya ve geminin sefer maliyetlerini düzenlemeye yardımcı olur. Zira bu endüstride çalışan tüm aktörler için amaç, maliyetleri minimumda tutarak seferleri tamamlayabilmektir. Tüm iş alanlarında geçerli olan verimliliği yakalama ve sürekli kılma arzusu, kazançları yükseltmeyi hedeflerken küresel rekabette yardımcı bir etken olur.
Sektörel uyum gerektiren eşgüdümlü yenilikler, denizcilik sektöründe ölçek ekonomilerinden faydalanmak için gerekli olup yüzer araçlar kadar kıyı yapılandırında da sağlanmalıdır. Örneğin değişen ve geliştirilen gemilere limanlarda verilen hizmetlerin de geliştirilerek uyumlanması gerekir. Ya da güncel gemi boyutlarına hizmet verecek kıyı tesislerinin inşa edilmesi zorunluluktur. Bir başka örnek de denizyolu ticaretinde artan konteyner taşımacılığına ev sahipliği yapacak limanların inşa edilmesi gereğidir. Tüm bu nedenlerden ötürü her türlü kıyı yapıları, denizcilik sektöründe önemli unsurlar hâlini aldığından dikkate değer yapılar olurlar.
Kıyı yapıları deyince akıllara ilk önce limanlar gelir. Limanlarda verilen hizmetler; o limanlara uğrayan gemilere, yükleme ve boşaltma işlemlerini içeren operasyonlara, ticari gemilerin rotalarıyla limanın kendi lokasyonuna bağlıdır. Örneğin deniz taşımacılığının artmış olduğu bir güzergâhta hizmet veren bir liman, teknik olarak gelişme göstermek zorunda kalır. Ya da elleçlenen yüklerin çeşitlenmesi, o limandaki operasyonların da bu çeşitlenen yüklere cevap verecek bir organizasyon içerisine girmesini gerektirir.
Türk limanlarının yoğunluk açısından değerlendirilmesi için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından ilan edilen bazı istatisliklerdir. 2024 yılında limanlarımıza uğrayan gemi sayısı 60.594 olup bunun yüzde 35'e yakın kısmı Türk bayraklıdır. Bu rakamlar kapsamında 2024 yılının en yoğun limanları; Kocaeli, Aliağa, Ambarlı, İskenderun, Mersin ve Tekirdağ olmuştur. Bu nedenle bahsi geçen limanların, gelecek dönem liman yatırımlarının artacağı limanlar olarak karşımıza çıkabileceği düşünülebilir.
Burada bahsi geçen gemi trafiği, tüm ticari taşımacılığı içerisinde barındır. Önceki yıllara göre düşüş gösteren ve son yılını 532 milyon ton olarak kapatan yük elleçmesinin ticari oranları şu şekilde gerçekleşmitir: önceki yıllara nazaran artan oranda olup yüzde 48,4'ü ithalat, her biri azalan oranlarda olup yüzde 26,7'si ihracat, yüzde 13'ü transit ve yüzde 11,9'u kabotaj taşımacılığıdır (İMEAK DTO Sektör Raporu). Görüldüğü üzere dış ticarette ithalat yine ihracatı aşmış ve denizyolu taşımacılığında da diğer ticari faaliyetlerin üzerinde kapanmıştır. İthalatın artışı doğrudan dış ticaret hacmindeki istatistiksel artışı da tetiklemiştir.
Limanların mevcut durumunu ortaya çıkaran bunun gibi denizyolu taşımacılık istatistikleri aynı zamanda bu alandaki yatırımlara yön verecek özelliktedir. Böylece yatırım yapılması zorunlu alanlar ve bölgeler ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, 2024 yılında limanlarımızda elleçlenen konteyner miktarı bir önceki yıla göre yüzde 7,8 artış göstermiştir. Bu durum, konteyner limanlarında mevcut durum analizini ve yatırım planlarının oluşturulmasını desteklemektedir.
Bilindiği üzere Türk limanları hem kamu hem de özel kesim tarafından işletilmektedir. 1980’li yıllarda kurumsal altyapısıyla oluşturulmaya başlayan özelleştirmenin ilk hareketi 1990’lı yıllarda gerçekleştirilmiş böylece devri yapılan limanlarda kullanım hakkı el değiştirmeye başlamıştır. Bugün limanlarımızda hâlâ özelleştirme kapsamı varlığını korumakta ve özel kesimin işletmeciliği artan oranda var olmaya devam etmektedir.
Denizyolu taşımacılığında önemli olan limanlar, deniz turizmi faaliyetlerinde kendisini yat ve kruvaziyer limanlarına bırakmaktadır. Deniz turizmi potansiyeli yüksek olan ülkemizde, deniz araçlarının kıyı yapıları olan liman, iskele ve rıhtımlar oldukça önemlidir. Devam eden projeleri hariç tuttuğumuzda, Türkiye’de 25.038 yat bağlama ve barınma kapasitesine cevap veren 63 yat limanı ve yat yanaşma yeri vardır. Bahsi geçen mevcut durum, Akdeniz çanağında bulunan rakiplerimize göre az sayılabilecek durumdadır. Marina sayısı fazla olan rakiplerimiz inşa ve proje faaliyetlerine devam ederken, Türk marinalarının kapasitesi yetersiz kalmaktadır. Diğer taraftan mevcut marinalarımız arasında uluslararası standartta birçok marina vardır ve Akdeniz çanağındaki altın çıpa gibi uluslararası yüksek standartları barındıran bu marinalar turizm geliri yaratmaktadır. Kamu tarafından ya da kamu kaynağı kullanılmadan inşa edilen yat limanları vardır. Yap, işlet ve devret modeli ile gerçekleştirilen projeler sayıca fazladır.
Yat turizminde önemli kıyı tesislerinden olan tekne imal ve çekek yerleri, 2024 yılında yüzde 43,4 artarak bin adet tesisi geçmiştir. Yine de gerek yat bağlama kapasitesi gerek bu bağlamdaki diğer yapı tesisleri sayıca yeterli değildir.
Yat turizminin kıyı tesisi olan marinalar dışında deniz turizminin bir başka çeşidi olan kruvaziyer turizmi alanında hizmet veren kruvaziyer limanlarımız vardır. Bu alandaki en önemli proje, şüphesiz İstanbul Galataport’tur. 2021 yılının sonuna doğru hizmete açılan GalataPort ile Türkiye, küresel kruvaziyer turizmi pazarında önemli bir limana sahip olmuştur. Galataport’un dışında bazıları uzun yıllardır kruvaziyer gemilere hizmet veren 26 adet liman bulunmaktadır. Bu limanlar Türkiye’ye uğrayıp İstanbul dışında rotası bulunan kruvaziyer gemilerin yanaşacağı ve çeşitli hizmetleri alacağı limanlardır.
Kıyı yapılarından bir diğeri olan balıkçılık tesislerine bakıldığında ülkemizde bugün 385 adet balıkçı barınağı vardır. Aynı zamanda yapımı devam eden çeşitli projeler sayesinde potansiyelin artırılma çalışmaları olduğunun altı çizilmelidir.
Kıyı yapılarından tersaneler ile gemi geri dönüşüm tesisleri, kendi sanayileri bağlamında gelişimi süren tesislerdendir. Daha önceki yazılarımda değindiğim üzere, gemi geri dönüşüm tesisleri İzmir Aliağa’da 1.300 metrelik sahil şeridinde toplanmış olup özel kesime ait 23 tesis çalışmaktadır. Tersaneler ise kıyı şehirlerde öbeklenmekte ve gelişmektedir. 2024 yılı istatistiklerine göre ülkemizde 85 adet tersane vardır ve bu tersaneler toplamda 4,79 milyon dwt proje kapasitesine sahiptir (İMEAK DTO Sektör Raporu).
Burada bahsedilen marinalar, limanlar, tersaneler, rıhtımlar ve barınaklar gibi kıyı tesisleri, deniz ticaretine ilişkin hareketliliğin en önemli duraklarıdır. Bu nedenle gemiler ve diğer deniz araçları geliştikçe kıyı tesisleri de onlara hizmet verebilmek için değişime ayak uydurmak zorundadır. Ayrıca, diğer taşıma modları ile taşımacılık sağlayacak altyapının temini olmazsa olmazdır. Küresel ticaretin ana taşıma modu denizyolu, aynı zamanda karayolu ve demiryolu gibi diğer taşıma modları ile de bağlantı içerisinde olmalıdır.
Teknik gelişmelerin yanı sıra bu yapılar çeşitli hizmetlerin birlikte verildiği alanlar oldukları için hizmet sunumlarını tamamlamak üzere emek tarafını da geliştirmek zorundadır. Nesilden nesle aktarılan deneyim ve tecrübe yanında denizcilik eğitimleri, işgücü gelişiminin temel kaynaklarıdır. Bu nedenle, denizciliğin kurumsal gelişimi tek merkezden değil tüm unsurları içeren bir planlama ile geliştirilmesi zorunluluğu yeniden karşımıza çıkmaktadır.
Tüm bunların yanında deniz kültürünün yaygınlaşması, amatör denizciliğin yükselmesi ve halkımızın denizle buluşması için çok önemli olan kıyı yapıları bu amaca hizmet eder bir duruma getirilmek zorundadır. Eğer bir adada yürüyor ve ücret ödemeden denize girecek güvenli bir yer bulamıyorsanız ya da bir kıyı şeridinde çeşitli su sporlarını gerçekleştiremiyorsanız bu önemli bir soruna işaret etmektedir. Halkın kullanımına açık ve su sporlarına olanak sağlayan ücretsiz kıyı tesisleri denizciliğin kültürel anlamda gelişebilmesi için olmazsa olmazdır.
Bu ay, kıyı yapılarına ilişkin güncel bilgileri aktarmaya çalışırken birkaç hususa dikkat çekmek istedim. Ocak ayında, denizcilik sektörü unsurlarından olan deniz turizmi üzerine yazacağım.
Şimdiden bireysel olarak sağlıklı, ülke olarak huzur dolu bir yıl dilerim.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.






