• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
Tersan, LS Marine için inşa ettiği kablo döşeme gemisi için sac kesim töreni düzenledi
Gemi İnşa
“Posidonia 2026, dönüşümü nasıl yöneteceğimize odaklanıyor”
Haberler
Irak ve Azerbaycan’da İsrail askerleri var mı?
Jeopolitik Dünya
Hoyer VMS Group, Yunanistan’daki işbirliğini genişletiyor
Dünya Deniz Ticareti Ekonomi
Doğu Akdeniz Kompleksi’ne jeonarkotik bakış – 1
Genel
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Denizci devlete oramiral bir genelkurmay başkanı yakışır!

Yeşim Yeliz Egeli
  • Yeşim Yeliz Egeli
  • Yükleme Tarihi: 01.06.2026 16:07 | Son Güncelleme: 02.06.2026 11:01
    yesimegeli@www.marinedealnews.com
Paylaş
Paylaş

Bir ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasını sağlayan en değerli gücü insan unsurudur. Beşerî kaynakların nitelik ve nicelik yönü ulus devletlerin varlığını sağlıklı sürdürmesi, güvenliği ve küresel rekabette öne çıkması için en stratejik unsurdur. 21’inci yüzyılda ulus devletler için nitelik, nicelikten çok daha kritik bir hâl almıştır. Bu nedenle ulus devletlerde eğitimli, donanımlı, analitik düşünebilen, teknoloji ve sanat alanlarında üretim yapabilen nitelikli beşerî kaynak yaratmak devletlerin sürdürebilirliği açısından hayati önemi haizdir. Ulus devletler için eğitim, sadece bireysel bir gelişim süreci değil; millî egemenliği koruma, ekonomik refahı artırma ve küresel rekabette hayatta kalma mücadelesidir.

Eğitimsiz nüfus sayıca fazla olursa işsizlik, yoksulluk gibi önü alınamaz sorunlarla birlikte dışa bağımlılık, egemenlik kaybı, göç dalgaları, yabancı sermaye sömürüsü ve jeopolitik riskleri beraberinde getirir. Genç nüfus ve beraberinde asker potansiyelinin azalması sınır güvenliği ile birlikte yayılmacı komşu devletlerin iştahını kabartarak güvenlik tehditlerini artırır. Buna karşın; nitelikli eğitim sistemi ise bireylere vatandaşlık bilinci ve millî kimlik ile bu ve benzeri riskleri yok etme yeteneği kazandırır. Bireylerde millî kimlikle oluşan güçlü bağ ile nitelikli bir entelektüel sınıfı yaratılabilir. Bu nedenle ulus devletler nüfus sayılarını planlarken toplumun eğitim ve üretim kapasitesini artırmak zorundadır.  Nitelikli bir nüfus devleti küresel bir güce dönüştürebilir. Bu gücün ülkemize sağladığı temel faydalardan; yüksek katma değerli üretim, küresel rekabet gücü, yabancı yatırımcı çekme kabiliyeti, cari açığın azalması gibi ekonomik faydaların yanı sıra; stratejik ve güvenlik boyutuyla da millî teknoloji hamlesi, asimetrik ve inovatif güç avantajı, kriz yönetim kapasitesi askerî faydalar olarak sayılabilir. Tüm bunlar sosyal ve kültürel alanda da toplumsal refah ve adalet, demokratik ve hukuki gelişim ile beyin göçünün tersine dönmesi gibi alanlarda çarpan etkisi yaratır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 20 Eylül 1924 tarihinde Hamidiye Kruvazörü Hatıra Defterine yazdığı görüşleri ilelebet ciddiye alınmalıdır.

“Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olan Türk Devleti’nin Donanması da mühim ve büyük olmak gerektir. O zaman Türkiye Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır. Mükemmel ve kaadir bir Türk Donanmasına malik olmak gayedir. Bunun ilk azimet noktası, sefain-i harbiye tedarikinden evvel onları muvaffakıyetle sevk ve idareye muktedir kumandanlara, zabitlere, mütehassıslara malikiyettir.”

Atatürk’ün Türk ulusuna güvenerek uygulamaya koyduğu ekonomik, sosyal, idarî, hukukî ve askerî tüm yenilikler nitelikli insan gücü yetiştirmek vizyonuyla yapılmıştır. O yıllarda alınan her karar ülkemizi bugünlere getirmiştir. O vizyondan geriye gitmek, geriye götürmeye çalışmak mümkün değildir. Savaş yorgunu genç Cumhuriyetin hayatta kalan neferleri iyi niyetle kolları sıvadı ve 10 yıllarca büyük atılımlar yaparak bize güçlü bir miras bıraktı. Bu atılımlardan özellikle uygulamalı eğitim yuvaları inşa etmek fikri müthiş bir eğit-donat hamlesiydi, ki Köy Enstitüleri’nin kuruluşu bunun içindi. Kurnaz ama eğitimsiz toprak ağalarınca o dönem bu hamle durdurulsa da modern eğitim tüm engellere rağmen millî ruhu haiz iyi niyetli yurttaşlarla sürdürüldü, tabana yayıldı. Örneğin; 1924 doğumlu, İnşaat Yüksek Mühendisi, Türkiye’nin 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, halk tabiriyle “Çoban Sülü” kariyerini Çankaya’da Cumhurbaşkanı olarak tamamladı. Ülkemizde yükselmiş nice isimler yurttaşların eşitliği ilkesiyle ulusu için önemli bir değer yarattı.

İçinde bulunduğumuz 21’inci yüzyıldan “dâhili ve harici bedbahtlara” bir örnek vermek gerekirse, kötüye en iyi örnek; Terör ve Casusluk Örgütü FETÖ yapılanması ve o örgütün elebaşı hain liderliğindeki kalkışma olabilir, tıpkı Cumhuriyetin ilk yıllarında “Şeyh Sait Ayaklanması” gibi. Türkiye’nin çağdaş eğitim tedrisatı ve devlet tarafından görevlendirilmiş eğitmenleri yerine çevresindekilerden “özel bir dini eğitim(!)” almıştır. 1999 yılında ABD’ye yerleşene kadar insanların yoksulluğunu ve inançlarını istismar ederek devlete karşı kadrolaşmış, eğitim adı altında açtığı kurslarında beşerî kaynak gücünü devşirerek devlete karşı yetiştirmiş, hükûmetleri ve dahası sermaye sahiplerini siyasal İslâm’ın en kuvvetli silâhı “Allah ile kandırmak” yoluyla etki altına almıştır. Bu küresel güç olmak iddiasındaki ulus devletler için büyük bir zafiyettir. Unutulmamalıdır ki; Balyoz gibi kumpas operasyonlarla TSK’nın kuvvet çarpanı Türk Deniz Kuvvetleri’ndeki nitelikli asker gücünü ortaklarıyla tasviye etmeyi hedeflemiştir. Bu gibi nedenlerle; toplumu din, mezhep veya etnik köken üzerinden ayrıştıranlar değil, anayasal vatandaşlık bağı etrafında birleştiren, Türkiye’ye, milletine kuruluşundaki; demokratik, laik, hukuk ilkelerine tam bağlı eğitimli kişiler örnek alınmalıdır. Deniz kültürüne sahip kişiler yüksek oranda böyledir.

Aynı tuzağa yine düşmemek için…

Denizci devlet olmak için halk mı, yoksa devlet mi denizci olmalı? Deniz Bakanlığı kurulmalı mı? Liyakat olursa ne olur, olmazsa ne olur? Bu gibi soruların cevaplarını sayfalarımızda aralıksız yayımladık.

Üniter devlet Türkiye’nin, klasik bir kara devleti refleksinden sıyrılarak tam anlamıyla bir denizci devlet kimliği kazanması için “güçlü ve sürdürülebilir bir devlet politikası” gerekiyor. Türkiye, jeopolitik olarak Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesişiminde bir kara bağlantısı gibi algılansa da sahip olduğu deniz alanları etkin kontrol edilmediği sürece her yönden kuşatılmaya ve enerji hatlarında baypas edilme riskiyle karşı karşıya. Kökten dinci yerine, denizci devletlerin tarihine bakıldığında küresel zenginlik ve siyasi caydırıcılık kara alanı büyüklüğüyle değil, dünya ticaretinin yüzde 80’inin döndüğü deniz rotaları, limanlar, deniz altı enerji kaynaklarına hükmetmekle olduğu görülebilir. Türkiye egemen bir devlet olarak büyük ve güçlü bir ekonomiyle küresel bir güç olma hedefine ancak bir kara devleti olmanın ötesine geçerek erişebilir. Küresel rotaları yöneten güçlü bir deniz ticaret filosu, güçlü bir Donanma gücü ve tüm bu gücü (toplumsal tabandan başlayarak) yüksek denizcilik kültürüyle yönetecek denizci bir ulus ile mümkün kılabilir.

Türk ulusunun refahı için deniz kültürüyle yetişmiş uygar bir nesil hayâl etmekle başlanabilir. Unutmamalıdır ki, MİLGEM, MİLDEN, MUGEM denizci nesil tarafından hayata geçirilmiştir. Tam da bunlar için bütüncül deniz ve denizcilik gücünü sosyal, ekonomik ve hukuki alanda işler hâle getirecek bir devlet vizyonuyla tabana yaymak artık elzemdir. Topyekûn kalkınmak için deniz/denizcilik kültürü eğitimin her alanında müfredata alınmalıdır. Dogmalarla bezeli şer yuvaları yerine, çağdaş eğitimi önceleyen sivil girişimlerin önü açılmalıdır. Toplumda denizcilik kültürünü artırmak için millî eğitim sistemine entegre edilmesi gereken politikaları belirleyecek liyakatı esas alan kişiler seçilmeli, atanmalıdır.

Bilinmelidir ki, Türkiye’nin yaklaşık 783 bin kilometrekarelik kara yüzölçümünün yanı sıra, ilan edilmiş ve ilan edilmesi öngörülen deniz yetki alanlarını kapsayan “Mavi Vatan” coğrafyası yaklaşık 462 bin kilometrekare büyüklüğe sahiptir. Bu oran, neredeyse kara topraklarımızın yarısından fazlasına denk gelen devasa bir su kütlesini ve deniz tabanını egemenlik alanımız hâline getirmektedir. Bu muazzam potansiyeli korumak ve ekonomik kazanca dönüştürmek için askerî ve ticari alanlarda atılması gereken stratejik adımlar bellidir.

Türk ulusunun Cumhuriyetten bu yana katre katre oluşturduğu bütüncül deniz ve denizcilik gücüyle Türkiye’yi çağının ötesinde bir seviyeye ulaştırmak istiyorsak, sözde değil özde “denizci ülke, denizci millet” vizyonunu 21’inci yüzyılda merkeze somut uygulamalarla almalıyız. Öyle ki; şartlar, yeni ve cesur kararlar gerektirdiğinde, Atatürk gibi devrimci düşünülmeli; GenelKurmay Başkanlık, Millî Savunma Bakanlık, Millî Savunma Üniversite makamlarına Türk Deniz Kuvvetlerinden liyakatlı amiral, oramiraller atanmalıdır. Zira bu yüzyılda ve jeopolitikte deniz potansiyelimizi tam kapasiteye ulaştırmak için askerî gücümüzü ticari menfaatlerimizin kalkanı yapmak gerek şarttır.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

Butlan ağaç, Yeni Anayasa orman

Is the Blue Homeland (Mavi Vatan) frame sufficient for Türkiye?

Jeopolitik risk ve yeni düzen

Yapayı gelince doğalı köreliyor

“Mutlak butlan” yeni Anayasaya yol mu?

Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Avatar photo
By Yeşim Yeliz Egeli
yesimegeli@www.marinedealnews.com
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Denizci devlete oramiral bir genelkurmay başkanı yakışır!
02/06/2026

Bu mirasın arkasında yüzyılın birikimi var
07/05/2026

Eller günahkâr, diller günahkâr, dünya günahkâr…
02/04/2026

Savrulan ülke
03/03/2026

‘İngiltere’yle stratejik ortaklığımızı iş ortaklığına dönüştürmek istiyoruz’
06/02/2026

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Reklam: reklam@marinedealnews.com
Abonelik: info@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum