Ana sayfa Haberler Gemi İnşa Dedetaş: Deniz taksilerle toplu ulaşımda denizin payını artırmayı hedefliyoruz

Dedetaş: Deniz taksilerle toplu ulaşımda denizin payını artırmayı hedefliyoruz

0
deniz taksi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Şehir Hatları deniz taksilerini yeniden hizmete alıyor. Toplu ulaşımda denizin kullanımının artırılması amacıyla başlatılan proje gereği, 2021 yılı içerisinde tamamen çevre dostu ve her birinde 10 kişi kapasitesi bulunan 50 adet deniz taksisi inşa edilecek. Dünyanın yaşayan en eski tersanesi olan Şirket-i Hayriye’nin 170’inci yıl dönümünde düzenlenen törende deniz taksilerin prototipine ilk reçine sürülerek inşa süreci başlatıldı. Deniz taksilerin renklerini de yapılan anketle İstanbullular belirlediler. İstanbullular tercihlerini turkuaz renkli ‘‘Boğaz’’ isimli tasarımdan yana kullandılar.Şehir Hatları A.Ş. Genel Müdürü Sinem Dedetaş, tasarım ve inşa aşamalarının tamamı Şehir Hatları A.Ş. ve Haliç Tersanesi tarafından gerçekleştirilecek deniz taksilere ilişkin sorularımızı MarineDel News okuyucularına özel yanıtladı.

Deniz taksiler ülkemizin denizcileşmesine ne tür katkılar sağlayacak? Şehir halkının ve yerli-yabancı turistlerin deniz ile buluşmasında ne tür bir rol oynayacak?

Ulaşılabilir bir model olarak kurguladığımız deniz taksiler, öncelikle bir deniz kenti olan İstanbul için yüzde 3 ile kabul edilemeyecek kadar düşük olan toplu ulaşım içindeki denizin payını artırmayı hedefliyor. Son yapılan çalışmalar gösteriyor ki toplam yolculuk süresinin yüzde 70’ini sıkışık trafik kaynaklı kayıp zaman oluşturuyor ve buna rağmen deniz bir ulaşım alternatifi olarak tercih edilmiyor. İstanbul içinde günde ortalama 700 sefer yapan İstanbul Şehir Hatları A.Ş olarak sefer doluluk oranlarımıza bakacak olduğumuzda ki bu veriler pandemi öncesi döneme aittir, doluluk ortalama yüzde 20’lerdedir. Bu rakamları yükseltmek için bir yerlere yeni hatlar açmak tek başına yeterli olmuyor ne yazık ki. Günümüz trafik yoğunluğunda bile bireysel araçlar en konforlu ve hızlı ulaşım aracı olarak tercih edilmekte. Taksiler için kurguladığımız tarife ve güzergâhtan bağımsız işletme modelinin, gerek bireysel kullanıma gerekse de toplu kullanıma imkân sağlayacağı için, denizi ulaşım alternatifi olarak tercih edilir noktaya taşıyacağını düşünüyoruz.

Deniz taksilerin ücretlendirmesi nasıl belirlenecek? Ücretlendirmede alt limit ya da üst limit olacak mı? Başka bir deyişle mesafe sınırlaması olacak mı?

Taksilerin ücretlerini UKOME belirliyor. Esasında deniz taksi çalışmalarımıza eski dönemlerde hazırlanmış ancak yürürlüğe alınmamış deniz taksi yönergesini güncelleyerek hatta yeniden yazarak başladık diyebilirim. Bu çalışmaya aynı zamanda UKOME bilişenlerimizden olan Liman Başkanlığımız, Sahil Güvenlik Komutanlığımız ve sektörü temsilen Deniz Ticaret Odamız yüksek katkılar sundular. Sadece İBB işletmesinde olacakları değil, mevcutta hizmet veren taksileri de kapsayacak ve temelde can güvenliği başta olmak üzere denizde hizmet kalitesini artırmaya yönelik yeni bir yönerge yazıldı ve ruhsatlandırılmasından, tekne özelliklerine, ücretlerinin nasıl belirleneceğinden, aykırı durumlarda kesilecek cezalara kadar her şey burada tanımlandı. Bir açılış miktarı üzerine mil başına hesaplama yapılıyor. Yaptığımız çalışmalarda kısa ve uzun mil tanımlaması bulunuyor ve hesap buna göre yapılıyor. Bir açılış ücretinden sonra, alt ya da üst limit bulunmuyor. Ne kadar mil yapılıyor ise bunun ücreti ödeniyor.

Deniz taksilerin planlama ve tasarım aşamasından kısaca bahsedebilir misiniz?

Bildiğimiz gibi denizcilik/denizci olmak özellikle bizim ülkemizde genellikle ya iş ya da zorunlulukla ilişkili. Amatör boyutta denizle ilgilenen ya da denizci olanlarımızın sayısı oldukça az. Ülkemizin yönetimsel politikaları da denizi özendirici/kolaylaştırıcı olmaktan uzak. İBB seçimlerinden sonra değişen yerel yönetim anlayışımız ve başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun denizi kullanmaya verdiği öncelik sebebiyle böyle bir proje doğdu. Aslında ulaşımın entegrasyonu hedefinin yanı sıra ülkemizin denizcileşmesine verilmiş bir destek olması nedeniyle çok önemsiyor ve projenin başarılı olması için tüm gayretimizle çalışıyoruz. Projenin, ülkemizin denizcileşmesine katkı sunabilmesi için tabii ki öncelikle ulaşılabilir, ardından da sürdürülebilir olması gerekiyordu. Bu da aslında tasarımdan işletme modeline kadar iyi bir analiz ve planlama gerektiriyordu. Malumunuz son kullanıcı fiyatlandırmasında teknenin verimi ve teknik kabiliyetleri çok önemli bir rol oynuyor. Düşük makine gücü ile tekneyi hedef sürate çıkartabilmek bu projede kritik önemde idi. Hem çevreci bir model hem de düşük yakıt tüketimi sağlayabilmek için tek gövdeli, düşük dirençli ve hafif bir tekne hedefledik ve bunu sağlayabildik. Üst bina tasarımının (süratli bir tekne olmasına rağmen) klasik sürat teknesi görüntüsüne sahip olmaması tamamen Şehir Hatları kimliğini yansıtmasını istememizden kaynaklı. Filomuzun en küçük gemileri olarak hizmet verecek olan taksilerin görüntülerinin İstanbul’un sembolü olan vapurlarımızın baca formunu taşımasını/hissettirmesini hedefledik. Fakat bunu yaparken sadece tasarımsal olarak değil matematiksel olarak da değerlendirdik. Hem aerodinamik hem de hidrodinamik açıdan teknelerimizin analizlerini yaptık. Ayrıca üretim ve işletme maliyetlerini etkileyecek ve minimize edecek detayları da incelikle çalıştık ki bunların hepsi son kullanıcı fiyatlandırmamızda ulaşılabilir olmamızı sağlıyor. Ulaşılabilir bir model derken aslında sadece fiyatlandırma anlamında değil, talebin yönetilmesi anlamında da sayıca ulaşılabilir olmak gerekiyor. İlk etapta 50 adet üretelim fikrimizin gerekçesi de buna dayanmakta. Ayrıca tasarım sırasında dikkat ettiğimiz bir diğer konu da her yere yanaşabilme özelliğine sahip olabilmesi idi. 10 yolcu kapasitesine sahip olan teknelerimiz tüm iskelelerimize yanaşabiliyor olmanın yanı sıra usturmaça yapısı ve hareketli rampa tasarımı sayesinde pek çok noktadan engelli yolcularımızı dâhi alabilecek şekilde tasarlandı. Uygulama üzerinden rezervasyon ve/veya çağırma, mobil/elektronik ödeme gibi teknolojik kolaylıklar, süratli ulaşım, güzergâhtan bağımsız bir çalışma modeli ve panoramik iç tasarımı sayesinde ulaşımın bir parçası olacağını düşünüyoruz.

İstanbul’un kalbinde hizmet verecek deniz taksilerde ne tür bir motor ve yakıt kullanılacak?

Bildiğiniz gibi İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun imzası ile İstanbul, iklim değişikliğiyle mücadele etmeye ve sera gazı emisyonlarını ve iklim risklerini azaltan kentsel eylemi sürdürmeye odaklı C40 programına dâhil oldu. İBB ailesi olarak yaptığımız tüm işlerde hedefimiz, hizmetlerimizi düşük çevre etki değerleri ile yürütebilmek ve İstanbul’un havasını temiz kılabilmek. Bu sebeple bu projemizde de her ne kadar gönlümüz tamamının elektrikli olmasından yanaysa da ilk 50 üretim için, deneme maksatlı 5 taksiyi elektrikli diğerlerini konvansiyonel dizel makineli üreteceğiz. Daha önce bu sayı ile böyle hizmet veren bir filo olmadığı için, doğru yatırımı yapabilmek ve düzgün hizmet verebilmek adına kullanım alışkanlıklarını ölçmeye ve veri toplamaya ihtiyacımız var. Bu verileri aldıktan sonra sadece elektrikli tekneler, elektrik alt yapısının nasıl kurgulanacağı değil, hangi bölgeleri toplu taşıma hattına döndürmemiz gerektiğine ilişkin de canlı bilgilerimiz olacak. Ayrıca az önce bahsettiğim, tasarım aşamasında yaptığımız iyileştirmeler neticesinde her ne kadar dizel de olsa verimli, çevre etki değerleri son derece düşük makine seçimlerimiz oldu.

Tasarım ve inşa aşamalarının Şehir Hatları A.Ş. bünyesinde yer alan Haliç Tersanesi’nde gerçekleştiriliyor olmasının hem ülkemize hem de Tersaneye maddi ve manevi kazanımları nelerdir?

Haliç Tersanesi bildiğiniz gibi 565 yaşı ile şu anda dünyanın yaşayan en eski tersanesidir. Şehir Hatları da kökleri 170 yıl öncesine dayanan köklü ve güçlü bir şirket. Fakat daha önce de belirttiğim gibi özellikle tersane tarafı önceki yönetimler tarafından atıl bırakılmış, yeni inşaya kapatılmış hatta tamir faaliyetlerine de devam edemeyecek şekilde bilim merkezi olarak projelendirilmişti. Yönetimin değişmesi ile birlikte Başkanımız ve üst yönetimimizin müdahaleleri sayesinde tekrar denizciliğin merkezi olma yönünde adımlar atıyoruz. Yaşayan tek kamu tersanesi olan Haliç Tersanesi’nde 2020 senesi içinde 24’ü kendi vapurlarımız olmak üzere 45 geminin tamir bakımını gerçekleştirdik ve 2021 yılı için yeni anlaşmalar yaptık. Deniz taksi üretimi ile de yeni inşa reflekslerimizi yeniden oluşturmaya başlıyoruz. Bu modelde, hafif ve seri üretilecek bir tekneye ihtiyacımız olduğu için malzememiz elyaf oldu. Süre açısından çok sıkışık bir planlamamız olduğu için de kabuk üretimi harici tüm işleri tersane bünyesinde yapmaya karar verdik. Böylelikle tersane yeni inşa reflekslerine geri dönerken bir yanda da daha önce yapmadığı GRP tekne üretiminde de deneyim kazanacak. Bu hem tersanemizin üreterek yaşamasına, hem de düşürülen üretim maliyetleri sayesinde son kullanıcıya yansıyacak ücretlerin de ulaşılabilir noktada kalmasına katkı sağlayacaktır. Bu vesile ile bir sonraki hedefimizin, mevcut ve/veya açmayı planladığımız yeni hatlarımızda kullanılmak üzere, klasik vapur kimliğinde deniz araçlarının tersanemizde üretimini yapmak olduğunu belirtmek isterim.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.