Derin denizlerdeki balina iskeletlerinde yaşadığı bilinen ‘zombi solucanları’nın 10 yıldır görülmediği belirlendi.

“Kemik yiyici” lakabıyla anılan, bilimsel adıyla Osedax olarak bilinen zombi solucanları, deniz tabanı ekosistemlerinin görünmez mimarları arasında yer alıyor. Ancak yeni bir çalışma, bu solucanların bazı bölgelerde kaybolduğunu ve bunun derin deniz biyolojik çeşitliliği için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.
Ocean Networks Canada’da (ONC) kıdemli baş araştırmacı olan Fabio De Leo, “Temelde, olası tür kaybından bahsediyoruz. Bu, bu kadar uzun süreli bir deneyde olağanüstü bir gözlemdi,” ifadelerini kullandı.
Hikâye, büyük bir kambur balina iskeletinin tabana bırakılmasıyla başladı. Zombi solucanının gözlere, ağza, sindirim sistemine ve anüse sahip olmadığı biliniyor.
Balina kemikleriyle beslenen bu canlılar, yaşamlarını sürdürmek için kemiklere özel kök dokularıyla delikler açıyor ve bu bölgelere asit salgılıyor. Salgılanan asit, simbiyotik bakteriler tarafından parçalanarak besine dönüştürülüyor. Solucanlar da (tam olarak nasıl gerçekleştiği hâlâ açıklığa kavuşmamış olsa da) bu besini emerek hayatta kalıyor.
Zombi Solucanları Ekosistemde Özel Bir Yere Sahip
Bu sürecin ürkütücü olduğu kadar ekosistem için yaşamsal olduğu da vurgulanıyor. Oceanbites sitesi için yazan Ashley Marranzino şu ifadeleri kullanıyor:
“Solucanlar kemiğe tünel açarak habitatı değiştirir ve farklı türleri temsil eden daha fazla organizmanın balina iskeletini kolonize etmesine olanak tanır,” diye açıkladı. “Kemiğe delikler açarak, kemiğin yapısal karmaşıklığı artırılır ve bu ekosistem mühendisleri, bu önemli derin deniz topluluklarının biyolojik çeşitliliğini zenginleştirir.”
Marranzino ayrıca şunları kaydediyor:
“Bilim insanlarının bu tuhaf zombi solucanları hakkında öğrenecek çok şeyi olsa da, onların balina düşüşü topluluklarının önemli bileşenleri olduğu açıktır.”
Buna rağmen De Leo ve ekibinin verileri endişe verici. Britanya Kolumbiyası açıklarında, kambur ve gri balinaların göç rotaları üzerinde yer aldığı için sık ziyaret edilen ve doğal olarak oksijenin düşük olduğu Barkley Kanyonu tabanına bırakılan kambur balina kemiklerinde, zombi solucanlarının hiçbir kolonizasyonu gözlenmedi. Üstelik bu durum, tam on yıl boyunca sürdü.
Bütün Yapı Tehlikeye Girebilir
Sorun yalnızca Barkley Kanyonu’ndaki yerel biyolojik çeşitlilikle sınırlı değil. De Leo, balina düşüşlerinin “neredeyse ada gibi” davrandığını belirtiyor. Yetişkin solucanlar kemiklere yerleşiyor ve larvalarını yüzlerce kilometre uzağa kadar taşıyarak diğer karkasları kolonize etmelerini sağlıyor. Bu geniş ağın düğümleri çökerse, bütün yapı tehlikeye girebilir.
“Bu bağlantısallık, bu ada habitatları artık birbirine bağlı olmayacak ve sonra bölgesel uzamsal ölçeklerde çeşitli Osedax türlerini kaybetmeye başlayabilirsiniz.”
Düşük Oksijen Seviyesi ve İklim Değişikliği Nedenler Arasında

De Leo, düşüşün nedeni olarak iklim değişikliği kaynaklı bölgedeki aşırı düşük oksijen seviyelerini işaret ediyor. Ancak bu durum, asıl nedenin semptomu gibi görünüyor. Oksijen asgari bölgelerinin (OMZ) genişlemesi, basitçe “okyanus ısınmasının bir sonucu”. Deneyi birlikte yürüten Hawaii Üniversitesi emekli profesörü Craig Smith durumu şöyle açıklıyor:
“OMZ genişlemesi, kuzeydoğu Pasifik Sınırı boyunca bu olağanüstü balina-düşüşü ve odun-düşüşü ekosistemleri için kötü haber gibi görünüyor.”
Araştırma, Frontiers in Marine Science dergisinde yayımlandı. Bulgular, derin deniz “balina düşüşü” topluluklarında kilit rol oynayan Osedax zombi solucanlarının kaybolmasının, yalnızca tekil bir habitatı değil, geniş bir bölgesel bağlantı ağını zayıflatabileceğini gösteriyor.
Ortaya çıkan tablo, Osedax odaklı çalışma alanlarında ve deniz koruma stratejilerinde, düşük oksijenli bölgelerin genişlemesi ve iklim değişikliğinin ekosistem mühendisleri üzerindeki etkileri açısından acil izleme ve ek araştırmalar gerektirdiğine işaret ediyor.






