• TR
  • ENG
MarineDeal News
  • Haberler
  • Yazarlar
  • Piyasa
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Deniz Ticareti
  • Deniz Savunma
  • Jeopolitik
  • Analiz
  • Çevre
  • Video Arşiv
Aa
Bildirim
Son yayınlananlar
Yunanistan, İsrail’den roket sistemi satın alıyor
Dünya Jeopolitik
Yunanistan sular altında kaldı!
Dünya
Derin deniz madenciliği denemeleri, canlıları etkiliyor
Çevre Dünya
Türkiye’nin F-35’e dönüşündeki Rusya engeli 4–6 ay içinde aşılabilir
Dünya
Komisyon’dan geçen 11’inci Yargı Paketi’nde kapsam daraltıldı
Genel
Aa
MarineDeal NewsMarineDeal News
  • ANA SAYFA
  • HABERLER
  • YAZARLAR
  • PİYASA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • DENİZ TİCARETİ
  • DENİZ SAVUNMA
  • JEOPOLİTİK
  • ÇEVRE
  • ENGLISH
Search
  • TÜM HABERLER
    • Piyasa
    • Ekonomi
    • Dünya
    • Deniz Ticareti
    • Deniz Savunma
    • Jeopolitik
    • Çevre
    • English
  • YAZARLAR
    • Yeşim Yeliz Egeli
    • Meltem Aydın Süloğlu
    • Gökhan Esin
    • Barışcan Yücel
    • Atilla Yeşilada
    • Bartu Soral
    • Gürcan Elbek
    • Yüce Yöney
    • Emin Yaşacan
    • Cihangir Dumanlı
    • Serter Tuçaltan
    • Levent Akson
    • Haluk Mustafa Baybaş
    • Özhan Bakkalbaşıoğlu
    • Yaşar Canca
Bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi takip edin
  • MarineDeal News

Çözüm süreci “Türklük” düşmanlığı mı?

Murat Yıldız
  • Murat Yıldız
  • Yükleme Tarihi: 09.11.2025 09:10 | Son Güncelleme: 10.11.2025 09:14
Paylaş
Paylaş


İkinci sürecin başlangıcı 22 Ekim 2024 tarihinde Bahçeli’nin Meclis konuşması gibi gözükse de bu tür faaliyetlerin el altından çok daha önce başladığını birinci süreçten biliyoruz. Malûm birinci sürecin de 2007’lere dayanan görüşmeler ile başladığını çok daha sonra öğrenmiştik.


Adı üzerinde “süreç” yani bir zaman dilimini işaret ediyor. Aslında önemli olan bu zaman dilimi içinde yaşananların sonraki zamanlara nasıl yansıdığı…


İlk süreç 2007-2015 yılları arasında yaşanmıştı. Tabii ki bu bizim bildiğimiz. Belki daha öncesi de vardır.


Yıl 2003… Açılım son sürat devam ediyordu. ABD’de Washington temaslarının ikinci gününde kentin en önemli düşünce kuruluşlarından Carnegie Endowment’ta konuşan bir hükûmet yetkilisi gelinen noktayı şu ifadeleri kullanarak açıkladı. 


“Artık Sayın Öcalan demek suç olmaktan çıktı. PKK'nın kendine ait bayrağını elinde taşımak, Öcalan posterini elinde taşımak suç olmaktan çıktı. Hatta Türkiye'nin sistemi böyle olmalıdır, eyaletler, demokratik özerklik… demek, bunların hiçbiri artık suç değil. Geçmişte bu suçlamalarla cezaevinde yatanların hepsi çıktı. Düşüncelerini açıklamaktan dolayı ceza alan kim varsa cezalarını erteledik. Artık bundan dolayı da dava açılmayacak.” (23 Kasım 2013 Hürriyet) 


Hükûmet süreçte oldukça yol almıştı, tabii ki PKK da. Kimdi bu yetkili biliyor musunuz? Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç.


Habur rezaleti, 6-7 Ekim olayları, Peşmergelerin Türk topraklarından Ayn-El Arap’a geçişleri, Andımızın kaldırılışı, Devlet binalarından “T.C.” ibaresinin kaldırılması, Kürtçe eğitim veren özel okulların açılması, askerî birliklerin operasyon yetkisinin valiliklere verilmesi ve dahası… Bunların hepsi birinci sürecin küçük fakat mide bulandıran hikâyeleridir.


Böyle bir durumla 7 Haziran 2015 seçimlerine gelindi. HDP yüzde 13 oyla barajı geçip 80 vekil çıkardı. Önceki seçimlerde yüzde 5,67 oy alan HDP şimdi yüzde 13,12 oy almıştı. HDP genel toplamda oylarında yüzde 7,45 artış sağlamıştı. Bu büyük bir seçim başarısıydı. Oylarını bir önceki seçime göre iki buçuk katına yakın (yani kendi oy oranını önceki seçime göre yüzde 135) artırmıştı. AKP ise bir önceki seçimde yüzde 49,83 oy almış o seçimlerde de yüzde 40,87’de kalmış oyları yüzde 8,96 azalmıştı.


Yapılan araştırmalar sonucunda sadece oya tahvil olmadı süreç, anketlere göre kendisini “Kürt” olarak tanımlayanlarda yüzde 32 artış oldu. Yani Türk Milleti içinde Kürt etnikçiliğini destekleyen bir hamle oldu.


Her adımı Türklüğe ve Türkiye Cumhuriyeti devlet yapısına zarar veren, ulus devlet ve üniter devlet yapılarını yok sayan bir süreçti. Sahada 794 şehit vererek temizlenmeye çalışılsa da siyasi etkileri maalesef temizlenemedi.


Şimdi ikinci süreç devam ediyor. Siyasal İslâm anlayışında millet bilincinin zayıf ve hattâ olmadığını bilmiyoruz. Ümmet düşüncesinin merkeze oturtulduğu bir yaklaşımdır siyasal İslâm. Bu nedenle Türklük bilinci ile ulus ve üniter devlet anlayışı beklenmemelidir. Bu nedenle günümüzde olanlar okunurken bu çerçevede okunmalıdır.  


Bugün de toplum üzerinde baskı oluşturularak “Türk, Türk’üm, Türkler, Türkçe” demek neredeyse suç hâline getirilmeye çalışılıyor.  Bu baskı için kullanılan argümanlar “siz analar ağlasın istiyorsunuz, savaştan ve kandan besleniyorsunuz, barış düşmanısınız, faşistsiniz” minvalinde toplanıyor. 


Fakat “Kürtçülük” ve bununla ilgili sloganlar “barışçı, özgürlükçü, demokrasi yanlısı ve analar ağlasın istemeyen sevgi pıtırcıkları” olarak görülüyor. Öyle ki, teröristbaşı, katil ve alçak Apo’yu çözümün merkezine oturtanlar ona laf söyletmiyor, toz kondurtmuyor. Bizim gibi korkmadan gerçekleri söyleyenler de “zehirli dil” kullanmakla suçlanıyor. Teröristbaşından lider yaratmaya çalışanlar Türk Milletini baskı ile sindirmek için çalışmaya da devam ediyorlar. 


Ulu Önder Atatürk’ün 1930'da “Vatandaş İçin Medeni Bilgiler” kitabında tanımladığı gibi “Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” veya 1924 Anayasası 88’inci Madde’de olduğu gibi “Türkiye ahalisine, din ve ırk farkı gözetilmeksizin vatandaşlık itibarıyla Türk denilir.” ya da o beğenilmeyen ve hâlen yürürlükte olan 1982 Anayasası 66’ncı Madde’de tanımlandığı gibi “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”


Binlerce yıllık Türk milletinin fertlerini tanımlayan “Türk” kelimesi ırk ve din merkezli olmayan, bir milletin ferdi olmayı tanımlar. Bu milletin kendi bünyesinde taşıdığı hasletler gurur verici olduğu için “Ne Mutlu Türk’üm” demek bir onurdur ve haklı bir gurur vesilesidir. “Türkiyeli” gibi yapay kelimeler ile Türklüğü ortadan kaldıramazsınız, “Türk, Kürt, Arap” diyerek “Türk milleti” bilincini sulandıramazsınız. Onuncu Yıl Marşı’nda belirtildiği gibi bu millet tarihten önce vardı, tarihten sonra da var olmaya devam edecek. 

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.

Aşağıdakiler de ilginizi çekebilir

IMO’nun 2050 Net Zero çerçevesi 1 yıl ertelendi

MarineDeal News 18 yaşında! Viya böyle…

Teröristbaşı ziyareti utandırdı mı?

Türkiye siyasetini Suriye mi şekillendiriyor?

Bir davanın anatomisi

ETİKETLER: Murat Yıldız, Türkiye, YAZARLAR
Bunu Paylaşın
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Linki kopyala Yazdır
Paylaş
Web Banner

Yazara Ait Diğer Yazılar

Teröristbaşı ziyareti utandırdı mı?
30/11/2025

Türkiye siyasetini Suriye mi şekillendiriyor?
23/11/2025

Bir davanın anatomisi
16/11/2025

Çözüm süreci “Türklük” düşmanlığı mı?
10/11/2025

TSK, konvansiyonel ordu yapısını güçlendirmeli mi?
07/11/2025

Arama

Kategoriler

Arşivler

Legal

  • Kişisel Verileri Koruma Kanunu
  • Ziyaretçi Aydınlatma Metni
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
  • KVKK Başvuru Formu

MarineDeal News Künye

İmtiyaz Sahibi: MDN Yayıncılık, Matbaa, Reklam, Organizasyon ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. adına Yeşim Yeliz Egeli
Kuruluş: 1 Ocak 2008
Genel Yayın Yönetmeni: Yeşim Yeliz Egeli yesimegeli@marinedealnews.com
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu): İlyas Öztürk mdn@marinedealnews.com
Video Editör: Halis Kılıç
Haber Merkezi: Yüce Yöney, Barış Özgür, Barışcan Yücel
Abonelik: asistan@marinedealnews.com
E-posta: mdn@marinedealnews.com
Tel: +90 (212) 343 2005
Adres: Merkez Mah. Perihan Sk. No.118/5 34360 Şişli, İstanbul, Türkiye

Bizi sosyal medyada takip edin

Okuma listesinden çıkartıldı.

Geri al
Welcome Back!

Sign in to your account

Üye ol Şifremi Unuttum