Tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 pandemisi sırasında geliştirdikleri mRNA aşısıyla küresel çapta büyük bir başarı elde eden Türk bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci, 2008 yılında kurdukları BioNTech’teki yöneticilik görevlerinden ayrılma kararı aldı. İkilinin, mRNA teknolojisinin yeni nesil uygulamalarına odaklanacak farklı bir girişim başlatmaya hazırlandığı bildirildi.
Pandeminin seyrini değiştiren BioNTech’in kurucu ortakları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Prof. Dr. Özlem Türeci’nin, şirkette yürüttükleri aktif yöneticilik görevlerine yıl sonunda veda edeceği açıklandı. Alman biyoteknoloji şirketinden yapılan açıklamada, CEO Uğur Şahin ile Baş Tıbbi Sorumlu (CMO) Özlem Türeci’nin görevlerinden ayrılacağı ve yerlerine geçecek isimler için yönetim kurulunun arayış başlattığı belirtildi.
Söz konusu kararın, şirketin aşı pazarının ötesine geçerek klinik aşamadaki kanser tedavilerine yöneldiği ve finansal tablolarında zarar artışının görüldüğü bir dönemde alınması dikkat çekti.
“Yeniden öncü olmaya hazırız”
Ayrılık kararının ardından yazılı bir açıklama yapan Uğur Şahin, eşi Özlem Türeci ile birlikte 18 yıl önce kurdukları BioNTech’te önemli bir dönemi geride bıraktıklarını belirtti. Şahin açıklamasında, “Yeni nesil dönüştürücü inovasyonların kilidini açmak için yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Yeniden öncü olmaya hazırız.” ifadelerini kullandı.
Şahin ve Türeci’nin kurmayı planladıkları yeni girişimin de mRNA teknolojisine odaklanacağı belirtilirken, BioNTech yönetiminin de bu girişime ilgili haklar ve mRNA teknolojileriyle destek vermeyi planladığı kaydedildi.
BioNTech, Kovid-19 aşısı sonrası dönemde finansal açıdan zorlu bir süreçten geçiyor. Şirketin hisseleri, pandeminin zirve yaptığı Ağustos 2021’de ulaştığı seviyelere kıyasla yüzde 70’in üzerinde değer kaybetti.
Ayrılık duyurusuyla birlikte açıklanan finansal verilere göre, şirketin net zararı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 57 artarak 665,3 milyon Euro’dan 1,1 milyar Euro’ya yükseldi. BioNTech’in geçen yıl gelirleri yüzde 3,5 artışla 2,9 milyar Euro seviyesine çıkarken, 2026 yılı için gelir beklentisinin 2 milyar ile 2,3 milyar Euro aralığında olacağı öngörülüyor.
Kanser tedavilerinde yeni hamleler
Kovid-19 sonrası stratejisini mRNA tabanlı kanser tedavileri ve kişiselleştirilmiş tümör aşıları üzerine kuran BioNTech, bu alanda önemli yatırımlar gerçekleştirdi.
Şirket, geçtiğimiz yıl klinik aşamadaki “BNT327” adlı kanser ilacının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi amacıyla Bristol Myers Squibb ile 11 milyar dolara kadar ulaşabilecek bir ortaklık anlaşması imzaladı. BNT327’yi ilk olarak geliştiren Çin merkezli Biotheus ise 2024 yılında 950 milyon dolar karşılığında BioNTech bünyesine katıldı.
Aynı yıl şirket, Alman biyoteknoloji firması CureVac’ı da 1,25 milyar dolarlık bir anlaşmayla satın alarak kanser immünoterapisi alanındaki çalışmalarını güçlendirdi. Uğur Şahin ve Özlem Türeci, Amerikan ilaç şirketi Pfizer ile birlikte geliştirdikleri Kovid-19 aşısıyla tarihte düzenleyici kurum onayı alan ilk mRNA aşısını üretmiş ve dünya çapında tanınan bilim insanları haline gelmişti.
Geleneksel aşılar bağışıklık tepkisini oluşturmak için inaktif virüs ya da virüsten elde edilen proteinleri kullanırken, mRNA teknolojisi hücrelere viral protein üretmeleri için genetik talimat veriyor. Bu sayede bağışıklık sistemi patojeni tanımayı öğreniyor.
Uzmanlara göre mRNA teknolojisi, aşıların çok daha hızlı geliştirilmesine ve üretim süreçlerinin kolaylaşmasına olanak sağlayarak modern tıpta önemli bir dönüm noktası oluşturdu.





