Çin, kritik mineralleri silaha dönüştürmeye devam ediyor

MDN MEDIA
  • |

Çin’in ABD askeri üreticilerine kritik mineral tedarikini kısıtlamasıyla beraber Pekin yönetiminin bunu nasıl silaha dönüştürdüğü tekrar gündeme geldi.

Kritik mineraller konusunda küresel pazara tamamen hakim durumda olan Çin, bu durumu sıklıkla kendi çıkarları için kullanıyor. Batılı savunma üreticileri ve hükümetleri, temel hammadde tedariklerinin maliyetlerinin neredeyse beş katına çıktığını öne sürüyor. Çin, Uluslararası Enerji Ajansı’nın belirlediği 20 kritik mineralden 19’unun rafinasyonunda hakim konumda bulunuyor ve yaklaşık olarak yüzde 70’lik bir pazar payına sahip. Bu durum, yüksek tedarik zinciri konsantrasyonu, fiyat oynaklığı ve yan ürün bağımlılığını beraberinde getiriyor.

Kritik minerallerin arzının yıl sonuna kadar dengeye oturmaması durumunda ABD’nin Çin’e bazı tavizler verebileceği konuşuluyor.

İhracat kısıtlamaları küresel rekabeti alevlendirdi

Çin'in 2010 yılında Japonya'yla yaşadığı ada mülkiyeti krizi sonrasında Japonya'ya bazı mineral ihracatını kıstığında küresel ticaretin geleceği hakkında ciddi tartışmalar yaşanmıştı. Ticaret kısıtlamalarının yaygınlaşması ve normalleşmesi Covid 19 pandemisinin ardından yaşandı. Küresel fiyat artışları ve tedarik zincirlerinin kırılganlığını test eden bir diğer önemli olay ise 2022'de başlayan Ukrayna – Rusya savaşı oldu. Özellikle Ukrayna’daki savaş Rusya’ya yönelik ciddi bir tarım, mineral ve enerji ambargosu yol açtı. Daha sonra Çin, 2024 yılında kritik hammaddelerin ABD’ye ihracatını yasaklayarak yarı iletkenler, elektrik pilleri ve silah üretimi gibi konularda rakibine zarar verme amacıyla hareket etti.

Çin, yarı iletkenlerde, kızılötesi teknolojilerde ve füze üretimi gibi stratejik askeri endüstrilerde kullanılan malzemelerin üretiminde kullanılan birçok hammaddede dünya pazarına hakim konumda bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e yönelik ticaret tarifesi uygulamalarının ardından Çin’in karşılığı sert oldu. Pekin yönetimi, ABD’ye askeri, bilgi teknolojisi ve temiz enerji ürünlerinin üretiminde kullanılan malzemelere yönelik bir ihracat dalgası daha başlattı.

Trump ilk başkanlık dönemi sırasında Huawei ve ZTE telekomünikasyon ekipmanlarının Amerikan devletinde kullanılmasını yasaklamış, ABD’nin müttefikleri de onu takip etmişti. Trump’dan sonra Beyaz Saray’a oturan Joe Biden döneminde de Çin’e karşı yeni yasak ve kısıtlamalar getirilmişti. Çin’e gelişmiş yarı iletkenler, kuantum hesaplama ekipmanları ve litografi ekipmanlarının ihracatını yasakladı ve ABD teknolojisini kullanan Japon ve Hollandalı şirketlerin de Çin’e ihracat yapmasını engelledi. Bu, karşılıklı yaptırımlar döneminin kilidini açan dönem oldu.

Ticaret kısıtlamalarının kısa vadede maliyeti yüksek olsa da orta ve uzun vadede şirketlerin ve ülkelerin alternatif teknolojilerle ve yeni malzeme kaynakları üretmesine teşvik ediyor. Örneğin ABD’nin yaptırımlarına rağmen Çinli şirketler ticaret hayatlarına devam ettiler ve Huawei kendi gelişmiş yarı iletkenini geliştirdi. Akıllı telefonlarını üretirken Apple’ın İOS ve Google’ın Android gibi teknolojilerini kullanımını yasakladı ve kendi işletim sistemi olan HarmonyOS NEXT’i geliştirdi.

https://www.marinedealnews.com/abdde-uluslararasi-ticaretin-hizi-dustu/İlginizi çekebilir: ABD’de uluslararası ticaretin hızı düştü

Kritik minerallerin ABD için neden önemli?

ABD, 2022 yılında Amerikan ekonomisi ve ulusal güvenliği için kritik öneme sahip 50 mineral belirledi. Ancak ABD'nin bu minerallerde dışa bağımlılığı sürüyor. Özellikle Çin'e olan bağımlılığın boyutları Washington için kabus senaryosuna dönüşebilir.

Çin, 2023 yılından itibaren ABD askeri sistemlerinde kullanılan 80 binden fazla bileşenin üretimi için gerekli olan galyum, germanyum, tungsten, tellür, bizmut, antimon gibi önemli minerallere ihracat kontrolü uygulamaya devam ediyor. 2025 yılının ilerleyen dönemlerinde bu kısıtlamaların daha da sıkılaştırılması bekleniyor. Özellikle Batılı alıcılardan kapsamlı dokümantasyon ve minerallerin kullanımına dair hassas bilgiler talep edilmesi bekleniyor. Bu durum şimdiden üretimde ciddi gecikmelere ve ABD’nin bazı askeri sistemlerinde aksaklıklara yol açıyor. Çin’in kritik mineraller üzerindeki ağırlığı, Batılı askeri tedarik zincirleri üzerindeki kaldıraç olma görevini her geçen gün daha kritik hale getiriyor.

Gerek Trump gerekse Biden yönetimleri, ABD'nin kritik mineraller konusunda dış ithalata bağımlılığını azaltmak için çeşitli yöntemler denemeye devam ediyor. Bunun için denenen ilk yöntem yerli üretimi artırmak oldu. Ancak Kaliforniya eyaletinin bazı bölgeleri dışında ABD'nin nadir element minerali üretimi yapabileceği bir aktif bir bölgesi yok.

Pentagon, bu bağımlılığı 2027 yılına kadar azaltmak için çeşitli planlamalar yapıyor. Mevcut stokların yetersizliği ve alternatif tedarik zincirlerinin henüz yeteri kadar gelişmemesi bu planlamaların önündeki en büyük engel olarak duruyor. 2030 yılında ABD'nin küresel kritik mineraller pazarının yaklaşık olarak yüzde 2'sine sahip olması beklenirken Çin'in bu pazardaki payının yüzde 30'u geçmesi bekleniyor.

ETİKETLER: , , ,
Bunu Paylaşın