Ana sayfa Görüş Çin Komünist Partisi 20’nci Ulusal Kongresi

Çin Komünist Partisi 20’nci Ulusal Kongresi

0
Dz. Kurmay Albay (E) Serter Tuçaltan

1949 yılında kurulan Çin Halk Cumhuriyeti’ni o tarihten beri tek partili sistem içerisinde yöneten Çin Komünist Partisi (ÇKP)’nin 20’nci Ulusal Kongresi 16-22 Ekim 2022 tarihleri arasında Pekin’de yapıldı.

Ulusal Kongre diğer çalışmalarının yanı sıra;

  • ÇKP’nin 7 kişilik Daimi Komitesi’ni de seçen 205 kişilik Merkez Komitesini seçti.
  • Şi Jinping’in “Çin’e Özgü Sosyalizm Üzerine Düşünceleri”ni ve Şi Jinping’in Merkez Komite ve tüm Parti içindeki merkezi konumu (core position) ile Çin’in Tayvan’ın bağımsızlığına karşı olduğunu belirten bir kararı Parti Tüzüğüne ithâl etti.
  • 19’uncu Merkez Komitesi Raporu’nu onayladı.

Böylelikle Ulusal Kongre önümüzdeki beş yıl için ÇKP’nin yönetim kadrolarını belirlerken, Çin’in izleyeceği politikaların ve ilkelerin esaslarını da ortaya koymuş oldu.

Bu bağlamda Mao Zedong’tan sonra görüşleri yaşarken doktrine dönüşen ilk lider olan Şi Jinping yine Mao’dan sonra ilk defa, üçüncü kez devlet başkanlığına seçildi.

Şi Jinping’in, Daimî Komite’ye dâhil olan yeni siyasetçiler vasıtasıyla liderlik konumunu daha da güçlendireceği yorumlarının yapıldığı Ulusal Kongre’de önemli mesajlar verildi.

Çin’in modernleşmesi, iki aşamalı Stratejik Plan ve başlıca görevler

19’uncu Dönem Merkez Komitesi Raporu’nu onaylayan karar metninde1 ÇKP’nin ve Çin’e özgü sosyalizmin liderliğinin, yüksek kaliteli kalkınmanın, halk demokrasisinin geliştirilmesinin, halkın kültürel yaşamının zenginleştirilmesinin, herkes için ortak refahın sağlanmasının, ortak geleceğe sahip bir insan topluluğunun oluşturulmasının, Çin’in modernleşmesinin temel gereksinimleri olduğu vurgulandı.

Bu bakımdan Çin’in her bakımdan büyük, modern bir sosyalist ülke haline getirilebilmesi için iki aşamalı bir stratejik planın kabul edildiği belirtildi. Bu Stratejik Plan;

  • İlk aşamada, 2020’den 2035’e kadar temelde sosyalist modernleşmeyi gerçekleştirmeyi,
  • İkinci aşamada 2035’ten bu yüzyılın ortalarına kadar Çin’i müreffeh, güçlü, demokratik, kültürel olarak gelişmiş, uyumlu, modern bir sosyalist ülke haline getirmeyi hedefliyor.

Kongre aynı zamanda önümüzdeki beş yılın modern bir sosyalist ülke inşa etmek açısından her bakımdan çok önemli olacağını vurguluyor. Bu beş yıllık sürecin başlıca amaç ve görevlerini ise şu şekilde tespit ediyor:

  • Yüksek kaliteli ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesinde atılım yapılması, bilim ve teknolojide daha fazla özgüven ve güç elde edilmesi, yeni bir kalkınma modeli yaratmada ve modernize edilmiş bir ekonomi inşa etmede büyük ilerleme sağlanması,
  • Reform ve dışa açılma konusunda yeni adımlar atılması, Çin’in sistemini ve yönetişim kapasitesini modernleştirmede daha fazla ilerleme kaydedilmesi, sosyalist piyasa ekonomisinin daha da geliştirilmesi; daha yüksek standartlı bir açık ekonomi için yeni sistemlerin uygulamaya konması,
  • Halk demokrasisinin kurumları, standartları ve prosedürleri ile Çin’e özgü sosyalist hukuk devleti sisteminin geliştirilmesi,
  • Halkın entelektüel ve kültürel yaşamlarının zenginleştirilmesi,
  • Kişisel gelirin temel olarak ekonomik büyümeyle paralel olarak büyümesi ve üretkenlikteki artışla paralel olacak şekilde ücret artışlarının sağlanması, temel kamu hizmetlerine çok daha adil erişim imkânının oluşturulması; çok katmanlı bir sosyal güvenlik sisteminin geliştirilmesi,
  • Kentsel ve kırsal yaşam ortamlarının önemli ölçüde iyileştirilmesi;
  • Ulusal güvenliğin daha da pekiştirilmesi, 2027’de Halk Kurtuluş Ordusu’nun yüzüncü yılı hedeflerinin gerçekleştirilmesi,
  • Çin’in uluslararası konumunun ve etkisinin daha da güçlendirilmesi, küresel yönetişimde daha büyük bir rol oynamasının sağlanması.
Güvenlik

Ulusal Kongre 19’uncu Dönem Merkez Komitesi Raporu’nu onaylayan karar metninde güvenlik ile ilgili konularda ise şu hususlara yer veriliyor:

  • Ulusal güvenlik ulusal modernleşmenin temel taşıdır. Güçlü ve müreffeh bir Çin inşa etmek için sosyal istikrar bir ön koşuldur.
  • Ulusal güvenliğe yönelik olarak bütüncül bir yaklaşım izlenmesi gerekmektedir. Ulusal güvenliği ve sosyal istikrarı sağlamak için ulusal güvenlik sisteminin iyileştirilmesine, ulusal güvenliği koruma kapasitesinin güçlendirilmesine, kamu güvenliği ve sosyal yönetişim sisteminin iyileştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
  • 2027’de Halk Kurtuluş Ordusu’nun yüzüncü yılı hedeflerine ulaşılması ve Ordu’nun daha hızlı bir şekilde dünya standartlarına uygun hale getirilmesi stratejik görevlerdir.
  • Çin’in egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını savunmak için ordunun stratejik yeteneklerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
  • “Bir Ülke, İki Sistem” politikası, Çin’e özgü sosyalizmin büyük bir yeniliğidir. Bu sistem Hong Kong ve Makao’da sürekli refah ve istikrar sağlamak için en iyi kurumsal düzenlemedir. Bu politikaya uzun vadede uyulması ve bu iki özel idarî bölgede Çin Anayasası ve temel yasalarında belirtildiği gibi anayasal düzenin korunması gerekmektedir.
  • “Tek Çin” ilkesine ve “1992 Mutabakatı”na bağlı kalınması ve yeni dönemde Tayvan sorununun çözümü için ÇKP’nin genel politikasının uygulanmasına atıfla “Tayvan’ın bağımsızlığına” karşı çıkılması ve yeniden birleşmeyi teşvik etmek için kararlı adımlar atılması, Boğazlar arası ilişkilerde inisiyatifin ve yönlendirme kabiliyetinin sürdürülmesi ve ulusal yeniden birleşme davasının ilerletilmesi gerekmektedir.
Sonuç

Şi Jinping’in üçüncü kez devlet başkanlığı görevine gelmesi, düşüncelerinin ve gerek Merkezî Komite gerekse ÇKP içindeki merkezî konumunun ÇKP Tüzüğü’ne ithâl edilerek doktrin haline dönüştürülmesi Çin’in son 10 yıllık dönemde uyguladığı politikaları sürdüreceğini, esasen askeri gücünü geliştirirken, refah ve ekonomik yönü ağır basan vasıtalarla etkinliğini artırmaya çalışacağını, iç cephede ise vatandaşlarına yönelik revizyonlarını sürdüreceğini gösteriyor.

Her ne kadar bazı yorumcular tarafından ulusal güvenlik ve Tayvan konularına atıfla önümüzdeki dönemde Çin dış politikasının daha agresif bir şekle evrileceği görüşleri gündeme getirilse de esasen bu vurguların Ukrayna üzerinden Rusya için yaratılan durumun bir benzerinin Tayvan üzerinden Çin’e karşı yaratılmak istenmesi durumunda Çin’in alacağı tedbirleri önceden muhataplarına iletmesi gibi yorumlanması da mümkün görünüyor.

Nitekim Şi Jinping’in 2 Ocak 2019 tarihinde kullandığı “Çinliler Çinlilerle savaşmaz. Barışçıl yeniden birleşme Çin milletine ve Tayvan Boğazı’ndaki Çin halkına fayda sağlayacaktır. Barışçıl, yeniden birleşme için büyük samimiyet ve büyük çabalarla gayret göstermeye hazırız. Birleşme için güç kullanımından vazgeçmeyi taahhüt etmiyoruz ve gerekli tüm tedbirleri alma seçeneğini mahfuz tutuyoruz. Bu güç kullanımı, Tayvan yurttaşlarını değil yabancı güçlerin müdahalesini ve çok az sayıda Tayvan bağımsızlık ayrılıkçısını ve faaliyetlerini hedef almaktadır.” ifadesi2 ile son dönemde ABD Temsilciler Meclisi Başkanı’nın Tayvan ziyareti ile yaratılan gerginliğe yanıt olarak Çin’in bölgede askeri tatbikatlar icra etmesi bu yaklaşımı teyit ediyor. Ancak bu durum Çin’in ulusal güvenliğe yönelik kapasitesini geliştirdiği gerçeğini de değiştirmiyor. 

Bu noktada Çin’in önümüzdeki dönemde, iç cephesinde istismar konusu olabilecek hususlara yönelik vatandaşlarına ilişkin iyileştirmeleri de gündeme almaya devam edeceği anlaşılıyor. Ortak refah, ücretlendirmenin ekonomik büyüme ve üretkenlikteki artış ile ilişkilendirilmesi, çok katmanlı sosyal güvenlik sistemi, yaşam alanlarının iyileştirilmesi, demokratik kurumlar ve hukuk devletinin geliştirilmesi gibi konuların bu başlık altında değerlendirilmesi olası görünüyor.

Çin, kendisine özgü sosyalizmi inşa ederken karşısına çıkabilecek iç ve dış güçlüklerle mücadeleyi yoğunlaştıracağı zor bir döneme giriyor.

1http://20th.cpcnews.cn/english/n101/2022/1022/c111-836.html

2https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2355336

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.