CHP, İklim Kanunu'nun da aralarında bulunduğu bazı kanunların yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulundu
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Yüksek Mahkemeye yaptıkları başvurunun ardından açıklamada bulundu. TBMM’nin 21 Temmuz Pazartesi günü tatile girdiğini hatırlatan Günaydın, CHP grubu olarak bir tatil ortamı içerisinde olmayacaklarını belirtti.
Günaydın, bazı yasal düzenlemeleri kamu yararına aykırı olarak gördüklerini, bu düzenlemeleri ise süresi içerisinde Anayasa Mahkemesine taşımaya devam edeceklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Bugün 774 sayılı KHK'ya ilişkin 3 ayrı paketi getirdik buraya. Bunun yanında 10. Yargı Paketi 4. düzenleme olarak Anayasa Mahkemesi’ne sunuldu, İklim Kanunu'nun tüm maddelerinin iptali ve bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin iptali de olmak üzere toplam 5 yasa ve 1 Cumhurbaşkanlığı Kararı için Anayasa Mahkemesine yürütmesinin durdurulması öncelikle ve her halükarda iptali için hazırladığımız dilekçeleri mahkemeye verdik.”
İklim Kanunu neden tartışılıyor?
21 maddeden oluşan kanun, yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik etmeyi ve yerli kömür santrallerinin ham madde sorunlarını çözmeyi amaçlıyor. Ancak özellikle madencilik faaliyetlerine tanınan yeni ayrıcalıklar ve zeytinlik sahalarıyla ilgili düzenlemeler, çevre ve tarım alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin sert tepkisine neden oldu.
Teklifin en çok eleştirilen 11’inci maddesi, elektrik üretimi amacıyla yürütülen madencilik faaliyetlerinin ‘doğayla uyumlu' şekilde zeytinlik alanlarda yapılabilmesine izin veriyor. Devlet ormanlarında madencilik faaliyetleri için bedelsiz izin verilmesi de bir başka tartışma konusu
Teklifin en çok eleştirilen düzenlemesi olan 11. madde, elektrik üretimi amacıyla yürütülen madencilik faaliyetlerinin “doğayla uyumlu” şekilde zeytinlik alanlarda yapılabileceğini öngörüyor.
11. maddeye eklenen geçici bir madde, elektrik üretimi gerekçesiyle zeytinlik alanlarında madencilik faaliyetlerine izin vererek çevreye ciddi zararlar doğurma riski taşıyor. Teklif ile zeytin ağaçlarının taşınması ya da yerine yenilerinin dikilmesi öngörülse de ekosistemin bütünlüğü ve ağaçların verimliliği geri kazanılamayabilir.
Kanun, aynı zamanda taşınmazları kamulaştırılan yurttaşların zeytinlik alanlarının uygun bedelle madencilik firmaları tarafından kiralanmasının önünü açıyor.
Kanunla birlikte, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerinde ilgili kamu kurumlarının üç ay içinde görüş bildirmemesi halinde onay vermiş sayılması da öngörülüyor.
Devlet ormanlarında madencilik faaliyetleri için bedelsiz izin verilecek olması da başka bir tartışma konusu. Bu izinler, yalnızca arama değil işletme aşamalarını da kapsıyor ve çevresel etki değerlendirme sürecinde “uygun görüş” olarak kabul ediliyor.
57 köyü direk etkileyecek
Düzenleme temel olarak Yeniköy ve Kemerköy santrallerine kömür sağlamayı hedefliyor. Ancak başka alanlarda da zeytinliklerin bu yasa kapsamında kaldırılmasına imkan sağlayabileceği endişeleri taşınıyor. Sadece Ege Bölgesi'nde ilk etkilenecek alanda 57 köy doğrudan ve dolaylı olarak madenden olumsuz etkilenecek. Yasa bu kişilere yönelik olarak özel bir düzenleme getirmiyor.
Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan teknik incelemede, yasanın ilk etapta, kendi bölgelerinde 57 köyün olumsuz etkileneceğini, 4 bin 255 hektar alanda 82 bin dolayında zeytin ağacının kaldırılacağı belirtildi. Bölgedeki çiftçi ve köylüler yanında, çeşitli çevre örgütleri ve sivil inisiyatifler de taslağa karşı çıkıyor. Bunlar arasında büyük zeytin ve zeytinyağı üretici ve tüccar-ihracatçıları da bulunuyor.





