Ana sayfa Piyasa Ekonomi Cari açığı yeniden hatırladık

Cari açığı yeniden hatırladık

0
40 milyar dolarlık cari açık nasıl finanse edilecek?  Bütün gelişmeler karşısında hükümet yeni harekete geçiyor.  IMF ve AB çıpalarına yeniden dönüyor. Ancak tıpkı Amerika’daki gibi geç kalmadı mı? Ya da bir yerde altın madeni bulunmuş da, bizim mi haberimiz yok?

Dünya piyasaların ABD kaynaklı dalgalanmalar şiddetini artırarak devam ettirirken, piyasalardaki hâkim görüş en kötünün henüz yaşanmadığı yönünde. Dünyanın önde gelen ekonomistlerinin birleştiği en önemli nokta ise ABD ekonomisinde yaşanan durgunluğun en az bir yıl devam edeceği. Küresel konjonktürde yaşanan bu gelişmelere Türkiye,  AKP’ye açılan kapatma davası ve iç siyasette yükselen tansiyonla girdi. SPK Başkanı Turan Erol, 14-31 Mart tarihleri arasında hisse senedinden çıkan net yabancı sermaye miktarının 329 milyon dolar olduğunu açıkladı. 14 Mart malüm, iktidar partisine kapatma davasının açıldığı tarih.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise “Türk Telekom’un halka arzından vazgeçilebilir. Çünkü piyasa koşulları müsait değil. Kamu, 2008’de 34 milyar dolarlık nakitten olabilir” açıklamasını yaptı.  Halk Bankası bu yılın en büyük özelleştirmesiydi. Ancak piyasalar uygun olmadığı için bu dönemde satışı pek mümkün gözükmüyor. Özelleştirilmesine bu yıl kesin gözüyle bakılan Milli Piyango’dan ses yok. Birçok banka ve aracı kurum  doğrudan yabancı sermaye girişi beklentilerini 22 milyar dolardan 15 milyar dolarlara çektiler.

Portföy yatırımları sıfırlandı
Piyasalarda havanın tersine dönmesi ve yaşanan bütün bu olumsuz gelişmeler, Türkiye’nin yumuşak karnı olan ve bir türlü yapısal çözüm bulma yolunda adımlar atılmayan, cari açık problemini yeniden hortlattı. Bu yıl sonunda  40 milyar doları aşması beklenen cari açığın finansmanı yeniden en önemli tartışma konularından biri olmaya başladı. Çünkü cari açığın finansmanı olarak kullanılan portföy yatırımları net bazda 2007 itibariyle sıfırlandı. Yüksek olasılıkla 2008’de de net portföy geliri olmayacak. Hatta dualar çıkış olmaması yönünde.
Cari açığı finanse etmek için geriye banka ve reel şirketlerin yurtdışı borçlanması ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları kalıyor. Ancak, seküritizasyon piyasaları halen kapalı.
Sendikasyonlardan belli bir süre yeni bir haber veya yenileme duymadık. Burada da borçları çevirirsek büyük başarı olur.

IMF ve AB’ye U dönüşü
Reel şirketlerin dış borçlarını bu ortamda artırması çok zor. Bu kesimden de cari açığı finanse edecek yeni kaynak beklenmesi gerçekçi değil. Geriye bir tek doğrudan yabancı sermaye kalıyor. Bunun da hız kesmesi bekleniyor. 40 milyar dolarlık cari açık nasıl finanse edilecek? Finanse edilemezse açık verilemeyecek, büyüme düşecek veya ekonomi küçülecek demek. Bütün bu gelişmeler karşısında hükümet yeni harekete geçiyor. Muhalefetle diyalog ve uzlaşı yolunu yeni açıyor. IMF ve AB çıpalarına yeniden dönüyor. Ancak tıpkı Amerika’daki gibi geç kalmadı mı? Ya da bir yerde altın madeni bulunmuş da, bizim mi haberimiz yok?