Çelikler Holding, aylardır süren köylü direnişine ve devam eden davaya rağmen, Samsun-Ankara Hızlı Tren Hattı projesi kapsamında Çorum’un Karakaya köyü sınırlarında taş ocağı açmak için yeniden köye girdi. Jandarma koruması eşliğinde gerçekleşen girişim, bölge halkının sert tepkisine neden oldu. Köylüler, “Canımızı alacaklar, taşımızı alamayacaklar” diyerek projeye karşı seslerini yükseltti.
Karakaya, Küçükkeşlik ve Narlık köylerinde yaşayan yurttaşlar, hayatlarını tehlikeye atacağını belirttikleri taş ocağı projesine karşı birlikte mücadele ettiklerini açıkladı. Köylüler, projeyi “akla, bilime ve vicdana aykırı” olarak nitelendirdi.
“3,5 milyon ton taş çıkarılacak, köylerimiz yok olacak”
Köylülerin açıklamasına göre, Çelikler Holding 350 dönüm alan için ruhsat almasına rağmen ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) muafiyetinden yararlanmak amacıyla 180 dönümlük bir alanda taş ocağı ve kırma-eleme tesisi kurmak için başvurdu. Şirketin yılda 3,5 milyon ton taş çıkaracağını beyan ettiği, bu miktarın yalnızca 390 bin tonunun işleneceği, geriye kalan 2,9 milyon ton kayanın ise doğrudan tren hattında kullanılacağı ifade edildi.
Köylüler, bu beyanın resmi kurumları yanıltmaya yönelik olduğunu savundu:
“400 bin ton üstü kapasiteli tesisler ÇED zorunluluğuna tabidir. Şirket, işlenmemiş 2,9 milyon ton kayayı kullanacağını söyleyerek bu denetimden kaçmak istiyor.”
“Patlatmalarla can ve mal tehlikesi altındayız”
Karakaya köyü, taş ocağının kurulmak istendiği tepenin yakınında yer alıyor. Köylüler, yılda 191 patlatma yapılacağını, bu nedenle evlerin, tarım arazilerinin ve su kaynaklarının zarar göreceğini dile getirdi:
“Burada yapılacak patlatmalar köyümüzü yaşanmaz hale getirecek. Su kaynaklarımız çekilecek, zaten susuzluk çeken bu bölge tamamen yok olacak.”
Köylüler, proje sahasının ormanlık alanda yer aldığını da hatırlatarak, “Bölgede başka orman kalmadı. Bu orman da yok edilirse coğrafya çoraklaşacak” dedi.

“100 bin kamyon verimli topraklarımızı dümdüz edecek”
Taşların, kamyonlarla Sungurlu karayolu üzerinden taşınmasının planlandığına dikkat çeken köylüler, bölgedeki tarım arazilerinin, bahçelerin ve arı kovanlarının tehlikede olduğunu belirtti:
“Ocaktan çıkarılacak taşlar için yılda 100 bin kamyon geçişi öngörülüyor. Bu kamyonlar topraklarımızı dümdüz edecek, trafik yükünü artırarak can ve mal kayıplarına yol açacak.”
Köylüler, projede ocağa en yakın evin ruhsatsız olduğu gerekçesiyle görmezden gelindiğini, ancak köy merkezinin işletmeye sadece 50-60 metre mesafede bulunduğunu ifade etti.
Köylülerin en büyük tepkisi ise Çorum Valiliği’nin “ÇED Olumlu” kararı vermesine yönelik oldu:
“ÇED olumlu kararı yalnızca Çevre Bakanlığı verebilir. Valiliğin kendi başına böyle bir karar vermesi hukuksuzdur ve geçersizdir. Ayrıca proje tanıtım dosyası ÇED raporu yerine geçmez.” Köylüler, bu nedenle verilen işletme izninin de hükümsüz olduğunu vurguladı.
Hitit kalıntıları ve antik yol tehlikede
Açıklamada, taş ocağı sahasının Hitit uygarlığı kalıntılarının bulunduğu bölgede yer aldığına da dikkat çekildi. Köylüler, Çorum Valiliği’nin hazırladığı “Antik Hitit Yolu” projesinin taş ocağı sahasının içinde kaldığını, patlamalar ve toz nedeniyle Alacahöyük (5 km) ve Hattuşaş (20 km) gibi önemli antik kentlerin zarar görebileceğini belirtti.
Köylülerin mücadelesi sürüyor
Bölge halkı, örgütlü mücadeleyle projeyi durdurmak için meclis önünde protestolar düzenlendi, milletvekilleriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Köylüler, yürütmeyi durdurma istemiyle açtıkları davada bilirkişi incelemesi kararı alındığını, ancak 7 kişilik heyet için 120 bin TL ücret ödemek zorunda bırakıldıklarını söyledi: “Mahkemenin tarafsızlığına dair akıllarda soru işareti var. Şirket, bu süreç uzarken taş ocağını işletme fırsatı bulacak.”





