Ticaret savaşlarında yaşanan tansiyonun düşmesi ile kısmi de olsa nefes alan global piyasalar, İsrail- İran arasında yaşanan gerilimin artış göstermesi ve Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlaması ihtimâli ile alabora olmak üzere
Trump’ın uygulayacağı politikalar, Asya-Pasifik kıyılarında gergin bir yay gibi sessizliğini koruyan atmosfer, Hindistan-Pakistan arasında kıvılcımlanan ateş derken; hikâyenin bizi şaşırtmayacağı ve her taşın altından çıkan Orta Doğu karmaşası piyasaların gündeminde yer aldı. Haftalar önce İsrail’e ait stratejik bilgilerin İran’ın eline geçmesi ve İran’ın bunu dünya basınına duyurması ile zaten İran’a karşı bir hareketlenme olacağını beklemekteydim. İsrail arkasına aldığı en büyük yandaşları olan ABD, Almanya ve Fransa’nın da desteği ile İran’a ciddi bir şekilde saldırı düzenledikten sonra artık kabak tadı vermiş olan ve her seferinde intikam sancağı çekerek adım atmakta güçlük çeken İran tarafından yapılan açıklamalar her ne kadar başlarda ciddiye alınmamış olsa da İran, kâğıttan kaplan olmadığını göstererek İsrail’de bulunan en önemli merkezleri hedefine aldı ve ciddi bir tahribat oluşturdu. Görünen o ki demir kubbenin ve İsrail savunma sistemlerinin başarısı ve varlığı tartışılır oldu. Küresel bazda artan jeopolitik riskler ve olası bir nükleer savaş ihtimâlini fiyatlayan piyasalarda güvenli liman talebi gören varlıklara eğilim artarken risk iştahında yaşanan azalma oynaklığın artmasına zemin hazırladı. Özellikle altın ons ve ABD tahvillerine girişler artarken, tedarik zincirinde ve lojistikte yaşanabilecek kopma endişesi ile (Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılması) petrol fiyatlarında yukarı yönlü ve ciddi boyutlarda dalgalanmaların oluşmasını sağladı. Rezerv paraya olan güvenin azalması, sınırlı kaynakların olması, Çin-Hindistan-Rusya ve TCMB gibi merkez bankalarının fiziki altına olan talebi de düşünülecek olursa sadece jeopolitik risklerin veya global bazda enflasyonun artacağı ihtimâlinden değil daha birçok nedenden ötürü altın onsa olan talebin devam edeceği düşüncesindeyim. 3500 dolar üzerinde yaşanacak kalıcılık yukarı yönlü momentumu tekrar tetikleyecektir ve 2026 yılının ikinci çeyreğine kadar altın ons tarafında alıcılı atakların 4200 dolar seviyesine doğru genişleme ihtimâlinin canlı olduğunu belirtmek isterim.
Petrol fiyatlarının geleceği ise tam bir muamma derdim ama aylar önceki vurguladığım olguyu tekrar belirtmekte fayda görüyorum. Üç haneli sayılara hazırlıklı olun. Suudi Arabistan’ın belki de uzun süre sonra İsrail aleyhine açıklamalarda bulunması, Trump ile imzaladıkları anlaşmalardan sonra öz varlıklarını artırma çabası, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolü elinde tutması, Rusya’nın petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki yaşanan artış ile savaş ekonomisini hedge pozisyonuna getirerek çıkar sağlaması ve savaşın ekonomisinde bıraktığı tahribatı en aza indirmesi, yıllar sonra faiz artırarak Japon Yeni’nin ana vatanına dönmesini sağlayan Japonya’nın enerjide dışa bağımlılığı ve olası Üçüncü Dünya Savaşı öncesi ekonomisini dengede tutmaya çalışan Japonya’nın bu şekilde oyunun içine dâhil olması, Çin’in açmaya uğraştığı yeni ticaret yolu derken petrol fiyatlarında her ne kadar düzeltme hareketleri gelse de yukarı yönlü algının canlı kalacağını düşünmekteyim. Özellikle ham petrolde varil başına 72 dolar seviyesi, brent petrolde ise 78 dolar seviyesi dikkatle takip edilmelidir. Bu dirençlerin aşılması durumunda daha önce de vurguladığım üç haneli petrol fiyatlarına doğru yolculuk başlar.
Panik satışı yapıp korku ile hareket etmeyin
Birçok kişinin ağzında aynı cümle; savaşta olan ve ciddi tahribat gören İsrail borsası yükselirken, Borsa İstanbul neden düşüyor?
BOFA diye bir robot var, bildin mi? Hah işte ondan ötürü. İsrail hayatında almadığı darbeyi alırken, en stratejik yerleri bombalanırken, büyük ağabeyi ABD’nin misyoner tetikçisi “Bank of America” robotu, İsrail’i yalnız bırakır mı? Tabii ki mal toplayacak ve borsasını yukarda tutacak. Korku ve paniği engelleyecek. Dış basına ekonomik olarak hâlâ güçlüyüz imajı verecek ve seni endişeye sokmak için Borsa İstanbul’da açığa satış işlemlerini tetikleyerek satış baskısı yaratacak. 8750 desteğine dikkat kesilmek lâzım, 9000 seviyesinde yaşanacak kırılma düşüş hareketini derinleştirebilir. Panik satışı yapıp korku ile hareket etmeyin lütfen, kritik 7600 desteğine dahi sert düşüş yaşansa da Borsa İstanbul bir anda toplar yukarı ve sattığınız malları alamadan kaçırırsınız treni, aman diyeyim, dikkat edin. Mehmet Akif Ersoy’un da İstiklâl Marşı’nı başlattığı gibi KORKMA! Borsa İstanbul’un önü çok açık. Özellikle savunma sanayi, tarım sektörü ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapan şirket ve sektörlerde. 12700 daha sonra mega ralliler eşliğinde 17000 hedefim güncelliğini korumakta. Sn. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemlerde dış siyasette vurguladığı diplomatik ve barışçıl söylemlerin, savaş karşıtı ve uzlaşmacı politika dilinin TL cinsi varlıkların geleceği hakkında olumlu sonuçlar doğuracağını düşünmekteyim.
Son olarak şunları da belirtmek isterim. Bir sonraki hedefin Türkiye olacağı konuşuluyor. Irak-Suriye-İran derken emperyalist güçler gözlerini bize dikecek. Bunu görmek için âlim olmaya gerek de yok aslında, ama unutulmamalıdır ki; bu topraklarda ne Nene Hatunlar biter ne Fethi Sekinler ne Ömer Halis Demirler ne Seyit Onbaşılar… Ne İttihatçılar biter ne de Kuva-yı Milliyeciler… Şimdi diyeceksiniz sen kimsin de böyle açtın ağzını yumdun gözünü? Arif’ten olma Nuran’dan doğma konar göçer Ademim sizden öte benden ziyade. Hiçbir zaman savaş yanlısı olmamakla birlikte hatta ve hatta Ulu Önder Gökbörü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta sulh, cihanda sulh”. Ancak şuna da dikkat çekmek isterim ki, cenk meydanı Türk’ün düğün yeridir. Canı çeken buyursun gelsin!
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





