Ulusal Kurtuluş Savaşımızda, Yüce Türk Milleti’nin emperyalist işgalcilere karşı gerçekleştirdiği şanlı mücadelesinin temsilcisi olan Gazi Meclis’in bu yıl açılışının 105’inci yılını kutladık. Türk Milleti'nin iradesinin yani “Egemenliğin kayıtsız şartsız millette” olmasının sembolü Meclisimizin varlığı payidar olsun.
İlk mecliste 66 seçim bölgesinden 436 temsilci bulunmaktaydı. Her birinin düşüncesi farklı olsa da amacı birdi. Hakkâri milletvekillerinden tutun da Edirne’ye kadar memleketin her karışından vatanı kurtarmak için gelmişlerdi. Yokluk ve yoksulluk içinde büyük bir irade ortaya koyarak Meclis’te tek yürek oldular. Muharebe sahasında Türk Askeri düşmana karşı savaşırken Meclis de Türk Milleti'ni temsil eden yegâne kurum oldu.
İlk Meclis’te bulunanlar için birbirlerinin etnik ve mezhepsel farklılıklarının hiçbir önemi yoktu. Vatanı işgâl edenlere karşı savaşı kazanmaktı terk hedefleri. Her birine minnettarız.
Meclis faaliyetleri, yıllar içinde bir demokrasi ayıbı olarak zaman zaman sekteye uğrasa da Türkiye Cumhuriyeti’nin “Yasama” ve çok uzun bir zaman da “Yürütme”nin bir parçası olarak görevini yerine getirdi.
Ta ki 2017 yılına kadar. 2017 yılında referandum ile halkın seçtiği vekillerin temsil güçleri azaldı. Başkanlık sisteminin kabûlü ile “Tek adam” rejimi de kabul edilmiş oldu. Demokrasilerde görülemeyecek kadar geniş yetkiler başkana verildi. Kanun Hükmünde Kararnameler ile de Meclis zaman zaman bir nevi “by-pass” edildi yani “devre dışı” bırakıldı.
Fakat TBMM her zaman Türk Milleti’nin bağımsızlığının bir abidesi olarak varlığını korudu. TBMM bünyesinde “Egemenlik kayıtsız şartsız milletin” oldu.
Buraya kadar tamam, bir de bugüne bakalım. Bugünkü asıl mesele Meclis yapısı ile halk tabanının tamamen birbirinden ayrışmış olmasıdır. Daha iki buçuk yıl önce yapılan seçimlerden bugüne gelindiğinde hangi seçmen “oy verdiğim parti tam olarak benim siyasî bakışımı yansıtıyor” diyebilir?.. Meclisimizin, adı “Türkiye Büyük Millet Meclisi” değilmiş gibi, Türk kelimesini kullanmaktan imtina edenlerin çoğunlukta olduğu bir yer hâlini aldığı açık.
Bu yetmiyormuş gibi Meclis’te son yüzyılın en cani teröristleri sayılsa ilk beşe girecek bir katil lehine bir grup tarafından sloganlar atıldı. Parti grup başkanvekili bir milletvekili ülkemizin bir bölümünü kopartıp başka bir bölge hâline çoktan getirmiş olmalı ki (sözde) bölgeyi “Kürdistan” olarak tanımlıyor. Bunu da yüz buldukları komisyon çalışmaları ve Bahçeli’nin beyanlarından aldıkları cesaretle yapıyorlar.
Bunlar hakkında işlem yapan bir savcı olmadığı gibi Meclis çatısı altında bir parti hariç sesini çıkartan da olmadı. İyi Parti’yi bu konu hakkındaki duyarlılığı için kutluyor, Atatürk’ün partisi olduğunu iddia eden CHP’yi de bu konu için çıkan cılız sesi için kınıyorum. AKP ve MHP mi? Onlar zaten “DEM ile ortağız” demediler mi?..
Terörist başı lehine slogan atılması ve buna tepkisiz kalınması Meclis’in kara günlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Bu utanç bu dönem milletvekillerine ve onları seçerek Meclis’e gönderen bizlere de aittir.
Nelere şahit oluyoruz farkına varın! Ülkemiz öyle bir hâl aldı ki “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diyerek Atatürk’e bağlılıklarını bildiren teğmenler TSK’dan ihraç edildi. Fakat Meclis’te terörist başı lehine slogan atılmasına sessiz, tepkisiz kalındı.
Meclis’te “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye slogan atan bir grup olsa inanın bugün daha fazla tepki görürdü. Söylenmedik söz bırakılmaz, Gazi Meclis’in kutsallığından girilir, ırkçılıktan, savaş yanlısı olmaktan, anaların ağlamasını istemekten çıkılırdı. “Terörsüz Türkiye” sürecini sabote ettiklerinden bahsedilirdi.
Bu ülke “Türk Ülkesi” olma özelliğini 22 yıldır devam eden AKP hükûmetiyle beraber kaybetmeye devam ediyor. Atatürk’ün mirası silinmek istense de bu direnci yıllardır kıramadılar. Bunu silemeyeceklerini anlayınca cemaat ve tarikatları güçlendirme ve bunlara yol açarak karşıt bir grup yaratma yolunu seçtiler. Bununla da başaramayacakları açık. Artık Atatürk düşmanlarını ön plana çıkartarak yollarına devam ediyorlar.
Gelinen noktada Gazi Meclisimizin çatısı altında bu vatanın evlatlarını şehit eden, ülkeyi bölmeyi amaçlayan, vatana ihanet içinde olan, bölücü, emperyalistlerin kuklası bir terörist lehine slogan atılıyor. Milletvekillerinin, terörist başının ayağına gitmesi isteniyor. Dağdaki teröristlerin hiçbir şey olmamış gibi dönmeleri için yasal zemin oluşturulmaya çalışılıyor. TBMM’de komisyon oluşturulup buna yol hazırlanıyor.
Türk Milleti'nin gözü önünde “Teröristle birlikte hareket ederek ‘terörsüz Türkiye' yaratma” paradoksunun tiyatrosu oynanıyor.
Her şey tamam da, peki bu Meclis, Yüce Türk Milleti’nin Meclisi değil mi?
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





