‘Bizim için en önemli yetkinlik mühendislik gücümüz’

Yeşim Yeliz Egeli

YALTES Genel Müdürü Albay (E) Bülent Hamzaoğlu ile deniz savunma sanayinin dünü, bugünü ve geleceği için ürettikleri mühendislik sistemlerini konuştuk.

Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Bu sektöre 1977 yılında deniz lisesine adım atarak girmiş bulundum. 8 senelik deniz kuvvetleri eğitiminden sonra deniz harp okulu mezunu olarak 23 sene deniz kuvvetlerinin çeşitli birliklerinde karargahlarında görev yaptım. Türkiye'nin ilk milli gemisini oluşturduğumuz görevle meslek hayatıma askeri anlamda son vererek YALTES firmasına proje yöneticisi olarak katıldım.

2008 yılından itibaren YALTES firmasındayım. Bu süre içinde önce proje yöneticisi ondan sonra programlar direktörü ve arkasından da 2020 yılından bu yana genel müdürlük görevini yapıyorum. Aslında 15 yaşından bugüne kadar tamamıyla deniz kuvvetleri için deniz sistemleri için denizcilik için çalışan bir profesyonelim.

Bulunduğunuz konumdan memnun musunuz yoksa hep ileriyi mi hedefliyorsunuz?

Türkiye'deki askeri gemi endüstrisi olarak hem Türkiye'nin çok çok ilerisinde hem de dünyadaki benzerlerimizle yarışır haldeyiz.

Fakat bunun arkasında ciddi bir tecrübe var. Bu tecrübe de deniz kuvvetlerinin 1970li yıllardan beri başladığı, tabii ki o zamanlar doğrudan tasarım ve üretim değil ama lisans altında üretim yaparak başladığı gemi inşa projelerinin çok büyük katkısı oldu. 1970li yıllardan beri Doğan sınıfı hücum botlar, Yavuz sınıfı denizaltılar ve Barbaros sınıfı firkateynler bu tip projelerle belki bir 25-30 yıl deniz kuvvetleri modern teknolojiyle gerekli birikimlere sahip personel yetiştirerek aslında bu MİLGEM'e adım atmamızı sağlayacak bir birikimi oluşturdu.

Bu anlamda tabii ki biz hiçbir zaman geldiğimiz yeri yeterli bulmuyoruz hep daha iyisini daha ilerisini hedefliyoruz.

YALTES'in ana faaliyet alanlarından ve alt kırımlarından bahsedebilir misiniz?

YALTESin ana faaliyet alanı deniz platformlarına yüksek teknolojili görev sistemleri sağlamak. Bu görev sistemleri aslında gemilerin aslında herkesin gördüğü bir sistemi var su üstü faaliyetler mayın arama ve nötralize etme gibi. Ama bunun yanında bir de gemin kendisin yaşaması için gerekli olan bir takım sistemleri var. Bu sistemlerin de bir arada uyumlu çalışması ve geminin ana görevine destek olması için faaliyetli görev sistemlerine de biz geminin platform sistemleri kontrol sistemleri diyoruz. Bu iki tarafta da yani geminin dış dünyaya açık olan görevleri biz buna harici savaş diyoruz bir de geminin iç dünyasıyla ilgili geminin yaşamıyla ilgili olan faaliyetlere de dahili savaş diyoruz. Bu iki savaşı yönetebilecek sistemlerin kendilerini ve buna ait bileşenlerini üreten bir firmayız. Burada savaş sistemleri dediğimiz zaman hem ülkemizin önde gelen firmaları ASELSAN, HAVELSAN gibi ROKETSAN gibi birinci seviye firmalarına savaş sistemleriyle ilgili donanımlar ve yazılımlar üretiyoruz. Hem de dünya üzerinde de ihraç yoluyla da bu ürünleri başka ülke donanmalarına ya da başka ülke firmalarına da sağlayabiliyoruz. Entegre platform kontrol sistemi dediğimiz aslında geminin kendi kendisini kontrol edip savaşa hazır halde durmasını sağlayacak sistemlerin de anahtar teslimi olarak üreticisiyiz. Hem birinci kademe büyük savunma sanayii şirketlerine çözümler ve ürünler sağlarken kendi öz ürünlerimizle de gemilerin platform kontrollerini ana kontrollerini elektrik kontrollerini havalandırma kontrollerini yapan entegre sistemler sunabiliyoruz.

Bu tip kritik sistemlerin yerli firmalar tarafından yerli mühendisler tarafından yapışması çok önemli. Ekonomik olarak da bu sistemler özel olduğu için siz kendi geliştirdiğiniz sistemleri ülkenizin savunma sanayiine sunduğunuz zaman ciddi bir maliyet etkisi yaratıyorsunuz. Bunun yanından ihraç müsaadeleri, boykotlar, işe başlatmalar, yurtdışından bazı sistemlerin istediğiniz halde sağlanmaması hem duyduğumuz şeylerin de önüne geçebiliyorsunuz. Kendi sistemlerinizi geliştirmenin güvenlik açısından da maaliyet açısından da bağımsızlık açısından da çok büyük kıymeti var.

Biraz mühendislik kadronuzdan da bahsedebilir misiniz?

YALTES olarak kendimizi başından beri bir mühendislik firması olarak tanımlıyoruz. Tabii ki ciddi bir üretim yapıyoruz çok saygın teknisyenlerimiz, uzmanlarımız, gemi üzerinde bu sistemlerin aktivasyonunu yapan arkadaşlarımız var. Ama tabii ki bu arkamızdaki mühendislik gücü ve bu mühendislik gücünün geliştirdiği çözümleri olmadığı takdirde bizim de sağlayacak çok fazla bir şeyimiz olmazdı. Bizim ürettiğimiz sistemler tek bir disipline ait sistemler değil tek bir donanım üretmiyoruz çok disiplinli bir mühendislik anlayışımız var. Biz sadece YALTES'in içerisinde 75 – 80 mühendisin bir arada çalıştığı bir ekosistem oluşturduk. Bunun yanında yine ülkemizin çeşitli mühendislik firmalarından da destek alıyoruz. Kadromuzla hala birinci yılda yaptığımız sistemlerin bile bakımını yapıyoruz. Bizim için en önemli yetkinlik mühendislik gücümüz.

Buradan geçmişe baktığınızda her şey daha mı kolaylaştı yoksa daha mı karıştı?

Biz aslında MİLGEM'i yaparak bir sınavın en zor sorusundan başladık. Biz doğrudan deniz kuvvetlerinin biraz önce de bahsettiğim birikiminden yararlanarak tam bir savaş gemisi tasarımından başladık işe. Milli denizaltı yapmayı planlıyoruz milli uçak gemisi projemiz başladı şu anda. Baktığımız zaman işler tabii karmaşık hale geliyor ama bizim bilgi birikimimiz tecrübemiz ve bugüne kadar yaptığımız projelerde edindiğimiz derslerle o aşamaları da kolay yürütebileceğimizi düşünüyoruz.

Gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarına ne gibi çözümler üretiyorsunuz?

Deniz Kuvvetleri'ni oluşturan deniz savunma sanayii olarak çok ileri duruma geldik. MİLGEM'le birlikte karakol botları, çıkarma gemileri, TCG Anadolu özel maksatlı görev gemileri, onlarca çeşit de gemi yapıldı bu geçtiğimiz 25 yıl içerisinde. Bizim belki 40 yıl öncemizde olan ama gelişmek zorunda olan birçok ülke var. Özellikle bizim de beraber çalışmakta olduğumuz dost kardeş ülkeler dediğimiz Endonezya, Malezya, Tayland gibi ve çeşitli körfez ülkelerinde bu faaliyetlerin yürütülmesi için çalışmalarımız var. Endonezya'da HAVELSAN ile yapmış olduğumuz birçok proje var. Mesela Malezya'ya yapılan MİLGEM'ler gibi. Bu gibi projelerle tabii orada da kökleştiğini görüyoruz. Gemi yapıyorlar gururla söyleyebilirim üzerinde birçok Türk sistemi var. Bunlar tabii Türkiye'nin katkısı olduğu için bize çok fazla gurur veriyor.

Dünyanın gelişimi nereye doğru evriliyor sizce?

Biz kurulduğumuz günden beri hem donanım hem yazılım faaliyetleri gösteriyorduk. MİLGEM ve arkasından takip eden projelerin hepsinde daha önce yapılmış sistemlerin daha ileri versiyonlarını geliştirecek bir ARGE çalışması da yatıyordu. Şirket olarak da ciromuzun belirli bir yüzdesini ARGE’ye ayırarak aynı sınıfın geminin bile bir sonraki gemisinde daha yetkin ve günümüzdeki teknolojinin evrildiği yöne doğru yol alacak şekilde hareket ettik. Dünya neyi takip ediyorsa biz de takip ederek ürünlerimizde yer vermeye çalışıyoruz. ARGE bizim için olmazsa olmaz bir itici güç.

Küresel pazarda YALTES ürünlerinin kullanım olanı ve yaygınlığı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Kendi anahtar teslim çözümümüz olan entegre platform kontrol ve hizmet sistemlerinde dokuzuncu ülkeye ulaştık. Bugüne kadar teslim ettiklerimizin tamamından da hep iyi geri dönüşler aldık. Sizin sistemlerinizi nasıl yapabiliriz diye bizden bilgi isteyen başta Pakistan olmak üzere ülkeler var. Dokuz tane bahriye sayı olarak çok görülmeyebilir ama bizim 80'i aşkın platformda şu anda sistemlerimiz görev yapıyor. Savaş yönetim sistemiyle ilgili de sağladığımız ürünlere bakarsak bugüne kadar teslim ettiğimiz ürünlerin kullanıldığı ülke sayısı 30'a ulaştı. Bunların da yaklaşık yirmi yıldır olumlu geri dönüşlerini alıyoruz.

Rekabette sizi öne çıkaran yönleriniz neler?

Platform kontrol sistemlerinde bizim en ayırıcı özelliğimiz biz özellikle Türkiye'de savaş gemilerine yönelik Türkiye’de bu sistemi üreten tek yerli milli firmayız. Başka firmalar var ama bunlar daha çok ticari gemiler için oluşturulmuş birtakım çözümleri askeri sistemlere uyarlıyorlar. Biz YALTES olarak tamamen kendi ürünümüzü askeri gemilere ve bunları da savaşçı tiplerine kullanıyoruz. Bu sistemin içine birçok küçük sistemi de entegre ediyoruz. Örneğin kapalı devre televizyon sistemi, yangın algılama sistemi, stabilite kontrol sistemi, yapısal izleme sistemi gibi geminin bütün küçük alt sistemlerini birleştirip tam bir sistem sunuyoruz. Bu tersaneler ve kullanıcı açısından kolaylık sağlıyor. Biz müşterinin isteklerine yönelik terzi usulü iş de yapabiliyoruz. Kritik tasarım sürecine kadar belki 6 ay belki 8 ay geminin ve sistemin büyüklüğüne göre bu paydaşların hepsine birkaç turda ulaşarak geminin ihtiyacına en uygun sistemi geliştirmeye çalışıyoruz. Bu da bizim için ayırt edici bir özellik.

Gri alanların kalmadığı bir çözüm sağlamaya çalışıyoruz. Bunu sağladığımız zaman da hem son kullanıcı mutlu oluyor, son kullanıcı mutlu olduğu için Deniz Kuvvetleri mutlu oluyor, Deniz Kuvvetleri mutlu olunca Savunma Sanayii Başkanlığı mutlu oluyor o mutlu olunca tersane zaten mutlu oluyor ben iyi bir sistem verdim diyor bizim ayırt edici özelliğimizin bu olduğunu düşünüyorum.

Savaş sistemleri tarafında ayırt edici özelliğimizi sorarsanız gereksinimden teslimine kadar olan mühendislik süreçlerini mümkün olduğunca olması gerektiği gibi yürüttüğümüzü öngörüyoruz.

Bunu Paylaşın