Milliyetçilik fistanı giymiş olanların; iktidarın gaz pedalı, solcu ve Atatürkçülük fistanı giymiş olanların ise koltuk değneği görevini icra ettikleri bir süreçten geçiyoruz nicedir.
Öyle ki; Türk milletine rağmen, posta güvercini DEM Parti eliyle, teröristbaşı bebek katili Apo muhatap alınıp, narko-terör örgütü PKK ile teröristlerine af yasası çıkarıldı. Milleti kandırmak için de “af yasası”nın adı “infaz düzenlemesi” koyuldu.
Evet, algı ile Türk milletinin karşısına çıkıldı. “Terörü bitireceğiz.” “Analar ağlamasın.” “Tabutlar gelmesin.” gibi söylemlerle, karşıda büyük bir güç varmış havası yaratıldı. Devlet; aciz, dünyanın en güçlü ordusu olarak yere göğe sığdıramadıkları TSK ise terör örgütüyle başa çıkamıyormuş gibi gösterilip; fakirliğin ve yoksulluğun sebebi “Nas politikaları” değil de terörle mücadeleymiş gibi gösterilerek kamuoyu ikna edilmeye çalışılıyor. Çalışılıyor diyorum, çünkü ikna edemediklerini kendileri de biliyor.
Tom Barrack’ın, ulus devlet düşmanlığına hizmet eden “Kürt meselesi” “Türk, Kürt, Arap” gibi söylemlerini, süreç boyunca dillerden düşürmemesi tesadüf değildir.
“Ulus devlet anlayışı” sonucunda güçlü temellere oturmuş, etnik ve mezhepsel farklılıkların ayrımcılık değil bilakis zenginlik olduğu, egemenliğini bizzat halkın gücünden alan ülkelerin, emperyalizmin çıkarlarına boyun eğmeyeceğini en iyi bilenler, emperyal ülkelerdir.
Barrack’ın “1919” vurgusu da bu açıdan önemlidir. Tom Barrack’ın Yunan basını Kathimerini’ye verdiği röportajda sarf ettiği “1919’ dan beri ulus devletler tarafından engellenmiş durumdayız.” açıklamasına her ne kadar kızsak da tespiti doğrudur. Sitem etmekte haklıdır. 1919’ da Atatürk’ün başlattığı hareket, ulus devletin kurulmasını sağlamış, dünyaya örnek olmuş ve emperyalistlerin Orta Doğu’daki hedeflerine ulaşmasının önüne geçmiştir. Emperyalistlerin hedeflerinin önündeki en büyük engel olan ulus devletlerin ortadan kaldırılması veya ulus devlet özelliğinin ortadan kaldırılarak zayıflatılması ve kullanışlı hâle getirilmesi, yüz yıllık bir hedeftir. DEM’li vekillerin de zaman zaman yüz yıl vurgusu yapmaları, aslında emperyalist hedeflere olan atıflarıdır. Emperyalistler, küçük beyinleri kullanmayı ve kendilerine köle yapmayı pek sever.
Birileri çıkıp “Madem öyle, senin de 30 yıl bir parçası olduğun TSK neden terörü bitiremedi?” gibi sokak ağzıyla bir soru sorabilir.
Cevabım açıktır; eğer siyaset, terör örgütünü tamamen ortadan kaldırmak iradesini ortaya koysaydı, TSK bunu yapardı. 500 bin-1 milyonluk ordulara karşı savaş hazırlığı yapan bir ordu, 3.500 kişilik bir terör örgütünü mü yok edemeyecekti? Bir yaz ve bir kış boyunca siyasî iradenin kararlılığıyla, örgüt diye bir şey ortada kalmazdı. Bu, benim hamasî yaklaşımım değil; sıradan bir insanın dahi değerlendirebileceği bir konudur. Bir kere bedel ödenirdi ve de sonucu alınırdı.
Dolayısıyla mesele, terör örgütünün bitirilememesi değil. Mesele, yeni anayasa ile Türklük tanımının ve ulus devletin yeniden şekillendirilmesidir. Daha çerçeve yasa çıkar çıkmaz yeni anayasanın gündeme getirilmesi tesadüf değil, bir plânın parçasıdır.
“Analar ağlamasın.” sloganıyla Türk Milleti’nin karşısına çıkanlar, bu sefer “darbe anayasası” olgusuyla meydanlarda olacaktır. Ki karşı çıkanlara da muhtemelen “Sen darbe yanlısı mısın?”, “Sen darbeyi mi destekliyorsun?”, “Sen askerî vesayeti mi savunuyorsun?” sloganlarıyla karşılık verilecektir.
Mevcut anayasanın, 45 yıldır bu ülkeyi ve bu milleti, ulus devlet anlayışı ile bir arada tutan bir anayasa olduğu unutulmamalıdır. Rahatsızlık veren yeri neresidir acaba? Başka hedeflere ulaşmak için anayasa malzeme mi yapılıyor yoksa?
AKP, 25 yıllık tarihinde, seçimlere tek başına başladı. Yol ilerledikçe kaybettiği gücünü, ittifaklar eliyle kan nakli yaparak muhafaza etmeye çalıştı. 2023 seçimlerinde bunu MHP ile sağladı, şimdi DEM ile sağlama yoluna gidiyor. O kadar kayba uğradı ki; DEM de tek başına yetemeyeceği için, “muhalefeti dizayn etmek” gibi demokrasi dışı bir deyimi literatüre kazandırarak, muhalefeti zayıflatmayı da yöntemlerine eklemek zorunda kaldı.
Pek çok kontrol noktasının kaldırılması ile PKK ve siyasi kolu DEM’ e terk edilen bölgede ortalama yüzde 36 oy alan DEM, şimdi muhtemel bir seçimde çok rahat şekilde yüzde 50’nin üzerinde oy alacaktır. AKP-DEM-MHP ittifakı, “dizayn edilmiş” muhalefete rağmen iktidara gelebilir mi bilmiyorum. Bu konuda, seçime yakın dönemde yaşanacak anlık olaylar manzumesi de belirleyici olacaktır.
PKK, bir Kürt hareketi değil, Kürt kökenli vatandaşlara karşı ortaya konulmuş, emperyalistlerin maşası bir harekettir. Köyleri basıp yüzlerce Kürt kökenli vatandaşı katleden PKK değil miydi? On binlerce Kürt kökenli gencin (terörist Karayılan’ın açıklamasına göre 27 bin) dağlarda yok olması PKK’nın suçu değil midir?
Şimdilerde ölü teröristlerin isimlerini yayınlayarak nasıl büyük bir suç işlediklerini itiraf etmekteler. “Askere almak” adı altında küçücük çocukları (bu küçük çocuklara “portatif” diye hitap ederler) dağlara kaçıran, kaçırdıkları genç kızlara tecavüz eden, uyuşturucu kaçakçılığını ve kullanımını normal sayan bir örgüte af, ülkeye barış mı getirir yoksa ülkenin kılcal damarlarına kadar yayılmış bir bölünmüşlük ve güvensizlik ortamı mı?
Toplumdaki ve hatta statlardaki tepkilere bakın. O statlara, kimse sizin mitingler için yaptığınız gibi otobüslerle insan taşımıyor. Hepsi kendi hür iradesi ile geliyor. Türk milletinin bütün unsurları; Türk, Kürt, Laz, ne varsa, hepsi bir ağızdan terör örgütüne ve onun hain bebek katili liderine tepkisini dile getiriyor. Kürt kökenli vatandaşlara en küçük bir tepki var mı? Yok. Kime bu tepki? Terör örgütü lideri bebek katiline ve teröristlere.
Tepki gösterenlere değil de bundan alınanlara işlem yapması gerekenler, ne hikmetse terör örgütüne ve teröristbaşına söz söyletmemeyi seçiyor. Terörle mücadelede vatanını savunarak bedel ödeyen Türk Milleti, teröristlere tepki gösterdiği için suçlu ilan edilip yine bedel ödemeye devam edecek gibi gözüküyor…
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





