Dr. Özkan Kantemir
Ukrayna–Rusya Savaşı’ndan edinilen dersleri incelediğimiz önceki yazılarımızda manevra, ateş gücü, istihbarat ve bekanın tek başlarına sonuç üretmeye yetmediğini; modern muharebe sahasında bu fonksiyonların bir bütün olarak, kesintisiz ve uyum içinde işletilmesinin ne denli önemli olduğunu ortaya koymuştuk. Bu yazımızda savaştan hava ve füze savunması fonksiyon alanında alınan dersleri inceleyeceğiz.
Her şeyden önce Ukrayna–Rusya Savaşında edindiğimiz ilk ders şu olmalıdır: Hava ve füze savunması artık diğer unsurları “destekleyen” bir fonksiyon değil, harekâtın ön şartıdır. Savaşın ilk günlerinden itibaren, hava ve füze savunmasında zafiyet gösteren tarafın komuta-kontrol, lojistik, hava üslerini ve manevra unsurlarını kısa sürede diğer taraf baskı altına alabilmiştir. Hava taarruzu tehdidi altındaki birlikler, kısa sürede fiziksel ve psikolojik olarak çözülerek manevra inisiyatifini yitirmişlerdir. Öte yandan, Ukrayna hava savunmasının başarısı devlet direnci ve siyasi irade üzerinde doğrudan etki yaratmıştır. Hava savunması ile enerji altyapısının olabildiğince korunması sivil hayatın devamını sağlamış, başkent Kiev ve büyük şehirlerin savunulması halkın morali üzerinde olumlu etki yaratmıştır.
Askerî doktrinde öğretildiği üzere, hava üstünlüğü sağlanmadan taarruz etmek mümkün değildir. Hava hâkimiyeti veya en azından bölgesel hava üstünlüğü varsa kara birlikleri ilerleyebilir ve ele geçirdikleri bölgede tutunabilirler. Rusya, savaşın ilk aşamasında hava taarruzları ile hava savunma sistemlerini etkisiz hâle getirememiştir. Rus hava araçlarına karşın Ukrayna, S-300 hava savunma sistemlerini ve MANPADS (Man-Portable Air Defense System – Omuzdan atılabilen hava savunma sistemi) unsurlarını ve mobil hava savunma birliklerini etkili bir biçimde kullanmasını bilmiştir. Örneğin, Kiev bölgesinde Rus taarruz helikopterleri ve sabit kanatlı uçakları alçak irtifada yoğun kayıplar vermiştir. Rus tarafı hava sahasını yeterince kontrol altına alamamasının bedelini kara unsurlarının beklenen hızda ilerleyememesi ve taarruz temposunun düşmesi ile ödemiştir.
Ukrayna harp sahasında tek tip veya tek katmana dayanan hava savunma sistemlerinin çabucak etkisiz hâle getirildiği görülmüştür. Nitekim Rusya, Ukrayna’nın sabit radar ve hava savunma bataryalarını, hassas güdümlü mühimmat ve dronlar ile kısa sürede tespit edip vurmuştur. Ukrayna ise buna karşılık olarak, sabit sistemlerini mobil hava savunma unsurlarını MANPADS ve mobil radarlar ile birlikte kullanarak hava savunmasını daha dirençli bir hâle getirmeye çalışmıştır. Bu tecrübe, hava ve füze savunmasının tek bir platforma veya sisteme dayandırılmaması gerektiğini göstermektedir.
Ukrayna–Rusya Savaşı’nda balistik füzeler, seyir füzeleri ve kamikaze dronlar yoğun olarak kullanılmıştır. Rusya’nın Kalibr ve İskender füzeleriyle Ukrayna’nın enerji altyapısını hedef alması, Ukrayna’nın ise kamikaze dronlar ve Neptün füzeleri gibi uzun menzilli hassas mühimmat ile Rusya’nın kritik lojistik merkezlerine taarruz etmesi, hava ve füze savunmasının kapsamını genişletmiştir.
Özellikle düşük maliyetli dronların hava savunma sistemlerini meşgul etmesi, pahalı önleyicilerin sürdürülebilirliğini tartışmalı hâle getirmiş; füze ve dron tehdidi adeta hava savunmasının zaten karışık olan denklemindeki bileşen sayısını artırmıştır.
Savaşta Rus kara taarruzları başarısız olduğunda Ukrayna’ya yönelik hava ve füze saldırılarının arttığını söyleyebiliriz. Rusya kara harekâtlarında istediği ilerleme temposunu yakalayamadığında, hava ve füze saldırılarını alternatif baskı aracı olarak yoğunlaştırmış, özellikle şehir merkezlerine ve kritik altyapıya karşı hava ve füze taarruzları düzenlemiştir. Bu durum, şehirlerin ve enerji altyapılarının hava ve füze tehditlerine karşı korunmasının, doğuracağı hem askerî hem de siyasî sonuçlar bakımından önemlidir.
Savaşta her iki taraf için de karşı tarafın hava savunma sistemleri öncelikli hedefler olmuştur. Radarlar, komuta-kontrol merkezleri ve hava savunma bataryalarının tespiti için yoğun ISR (Intelligence, Surveillance and Reconnaissance-İstihbarat, Keşif ve Gözetleme) faaliyetleri yürütülmüştür. Ancak karşı tarafın hava savunma unsurları etkisiz hale getirildikten sonra hava taarruzları artırılabilmiştir. Rusya, savaşın müteakip safhalarında sistematik olarak Ukrayna’nın radar ve füze unsurlarını hedef almıştır. Modern muharebede artık hava savunma sistemleri kendilerini de hava ve füze tehditlerine karşı savunabilmelidir.
Modern muharebede sık sık mevzi değiştirmeyen, düşman tespitine açık iz bırakan ve rutin hareket eden hava savunma unsurları kısa sürede tespit edilerek özel operasyon, elektronik taarruz veya hassas mühimmatla etkisiz hâle getirilmiştir. Hava ve füze savunma unsurları, manevra yaparak yer değiştirmeli, düşmanın ISR unsurlarından saklanmalı ve beklenmedik şekilde yeniden ortaya çıkabilmelidirler.
Ukrayna–Rusya Savaşı, hava savunması, elektronik harp ve ISR gayretlerinin entegre olmalarının gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Algılayıcıların kör edildiği, linklerin kesildiği ve hava savunma komuta-kontrol zincirinin taarruz altına alındığı durumlarda, en gelişmiş hava savunma sistemleri dahi işlevsiz hâle gelmiştir. Örneğin, elektronik harp taarruzu altında çalışan bazı hava savunma sistemlerinin hedef tespitinde karıştırma, aldatma ve spektrum hâkimiyeti hava savunma performansını düşürebilmektedir. Savaşta, hava savunma unsurları GPS karıştırması nedeniyle hedef tespit ve angajman sorunları yaşamış, radar performansının düşmesi ile angajmandaki gecikmeler füze ve dronların savunma hattını aşabilmiştir. Bu durum, hava ve füze savunmasının tek başına kinetik olarak önleyici bir silah sistemi olarak ele alınmasındaki yanlışlığı ortaya koymuş; çok katmanlı ve ağ merkezli bir yapının parçası olarak tespit, teşhis ve aldatma kabiliyetleri ile birlikte ele alınması gerektiğini bir kez daha kanıtlamıştır.
Komuta-kontrol ve istihbarat paylaşımı savaştaki önemini hava savunma fonksiyon alanında da göstermiştir. Dağınık haldeki hava savunma sistemlerinin tek bir resim üzerinden yönetilmesi, erken uyarı ağlarının, sivil gözetleyiciler ve dijital uygulamalar üzerinden gelen verinin tek bir merkezde toplanarak enformasyona ve nihayet durumsal farkındalık bilgisine dönüştürülmesi tepki süresini kısaltmaktadır. Örneğin Ukrayna, “ePPO” gibi mobil uygulamalar sayesinde sivil vatandaşlarından gelen “füze gördüm” bildirimlerini radar verileriyle birleştirerek ağ merkezli bir hava savunması tesis edebilmiştir.
Savaş boyunca pahalı seyir füzelerinin yanında, düşük maliyetli askeri ve ticari dronlar hava savunma sistemlerini zorlamıştır. Bu tehditlerin sayıca fazla ve eş zamanlı kullanılması, hava savunma unsurlarını mühimmat tüketimi açısından yıpratmıştır. Örneğin, Rusya İran menşeli Shahed-136 insansız hava araçlarını dalgalar hâlinde seyir füzeleri aynı taarruz paketinde kullanarak Ukrayna’nın hava savunma sistemlerini mühimmat ve reaksiyon kapasitesi açısından doygunluğa zorlamıştır. Yoğun muharebeler nedeni ile Ukrayna’nın S-300 mühimmat stoklarının azalması sonucunda Ukrayna batılı ülkelerin yeni hava savunma sistemlerine ve bunların mühimmatına muhtaç duruma düşmüştür.
Modern muharebede hava savunması artık yüksek irtifa tehditlerine yönelik tedbirlerle beraber alçak ve çok alçak irtifa tehditlerine karşı da sürekli teyakkuz hâlinde olunmalıdır. Ayrıca, her hava tehdidine karşı pahalı bir tedbirle karşılık verme yaklaşımı sürdürülebilir değildir. Çünkü, hava ve füze savunma sistemleri sayı ve mühimmat açısından sınırlı ve kritik stratejik varlıklardır. Örneğin, taarruz eden Rusya’nın Shahed insansız hava araçlarına karşı Patriot veya NASAMS mühimmatı kullanımı savunan Ukrayna için ekonomik bir asimetri oluşturmuştur. Bu pahalı hava savunma sistemlerinin dikkatli ve önceliklendirilmiş şekilde kullanılması maksadıyla Ukrayna, dron ve seyir füzelerine karşı alçak ve çok alçak irtifa hava savunma tedbirlerini radar kapsama alanlarının geliştirilmesi ve hızlı reaksiyon gösterilmesine yönelik yenilikçi çözümlerle geliştirebilmiştir. Örneğin, Ukrayna, Rusların İran yapımı Shahed tipi alçak irtifadan uçan insansız hava araçlarına karşı katmanlı hava savunma sistemlerini başarı ile kullanmıştır. Bu örnek, hava ve füze savunmasına yönelik yeni tehditlere uyum sağlama yeteneğinin önemini vurgulamaktadır.
Ukrayna için batılı müttefiklerinin hava savunma desteği savaşın seyrini etkilemiştir. Dış destekle sağlanan Patriot, IRIS-T, NASAMS gibi sistemler Ukrayna’nın hava savunma kapasitesini önemli ölçüde artırmıştır. Batılı ülkelerin radar ve erken ihbar katkıları da Ukrayna’nın hava savunmasındaki direncinin artmasında önemli rol oynamıştır.
Ukrayna–Rusya Savaşı her zaman ve her yerde tam bir hava savunmasının mümkün olmadığını, risk yönetiminin yapılması gerektiğini yeniden ortaya koymuştur. Savaşta her iki tarafın da mevcut hava savunma kapasiteleri ile diğer taraftan gelebilecek tüm tehditleri engellemesi mümkün olmamış, önceliklendirme zorunlu hâle gelmiştir. Her iki taraf da kritik hedeflerin savunulması, ikincil hedeflerin kabul edilebilir risk olarak değerlendirilmesi yolunu seçmiştir.
Ukrayna–Rusya Savaşı’ndan alınan bu dersler, Türk Silahlı Kuvvetleri açısından da son derece öğreticidir. Alınması gereken derslerden ilki, hava ve füze savunmasının TSK için tali değil, ana muharebe fonksiyonu olduğudur. Hava ve füze savunması sınır ötesi harekâtların, müşterek kuvvet yapısının ve stratejik caydırıcılığın ayrılmaz bir unsuru hâline gelmiştir. TSK’nin muhtemel harekât alanlarında hava savunması sadece üsleri değil, manevra eden birlikleri ve lojistik hatları da kapsayacak şekilde ele alınmalıdır.
Savaştan alınması gereken bir diğer ders, TSK’nin hava savunma anlayışının “sabit tesis koruma” ekseninden çıkarılması gerektiğidir. Savaşta da görüldüğü üzere, sabit hava savunma sistemleri kısa sürede düşman tarafından etkisiz hale getirilmektedir. TSK açısından sürekli hareket eden, mobil ve elektronik izi düşük hava savunma birliklerinin önemi büyüktür. TSK açısından bu durum, hava savunma mimarisinin çok katmanlı, seyyar ve yedekli bir yapıda ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Ukrayna–Rusya Savaşı’ndan alınan bir başka ders, alçak ve çok alçak irtifa hava savunmasının öncelikli bir ihtiyaç olmasıdır. Klasik savaş uçağı tehdidine odaklı savunma yüksek maliyetli önleme anlayışı, kamikaze dronlar gibi düşük maliyetli hava tehditlerine karşı sürdürülemez hale gelmiştir. TSK açısından hava savunmasının artık sadece uçak ve helikopterlere karşı değil, füze, roket ve dron tehditlerini birlikte ele alan bir anlayışla planlanması gerekmekte, maliyet–etkin çözümler bu noktada kritik önem taşımaktadır.
Savaştan hava ve füze savunmasının bağımsız olmadığı dersi de çıkarılmalıdır. TSK’nin hava ve füze savunması çok katmanlı bir ağın parçası olarak ISR ve elektronik harp unsurlarıyla aynı mimari içinde çalışmalıdır. Sensör–karar–önleme zinciri bir bütün olarak işleyebilmelidir. Hava savunması sadece füze atmak değildir. Hava savunması, önceden görme ve yönlendirme meselesidir.
Ukrayna–Rusya Savaşı’ndan bir diğer ders olarak, hava savunma mimarisinin kayıp toleransı olan, yani bazı unsurlar kaybedildiğinde bile görev yapmaya devam edebilen bir yapıda olması gerektiği öğrenilmiştir. Bu kapsamda, her tehdide pahalı hava savunma sistemi ile cevap vermek yerine düşük maliyetli önleme çözümleri doktrine girmelidir.
Savaşta öğrenilen bir başka ders ise hava savunmasının hem fiziksel olarak koruma sağladığı hem de birliklerin moralini, hareket serbestisini ve karar alma cesaretini doğrudan etkilediğidir. Hava tehdidine karşı güven içinde bulunma duygusu, muharebe gücünün bir parçasıdır.
Savaştan, hava ve füze savunmasının kriz başladıktan sonra değil, barış döneminde sürekli işletilmesi gereken bir kabiliyet olduğu da öğrenilmiştir. Bu kapsamda, özellikle Mavi Vatan’da hava ve füze savunması barıştan itibaren tesis edilmelidir. Aksi hâlde, TSK’nin deniz unsurları hava savunma şemsiyesi olmadan kırılgan hâle gelecektir.
Savaştan hava ve füze savunması ile ilgili almamız gereken son ders, hava savunma sistemlerinin etkinliğinin büyük ölçüde eğitimli personel, hızlı karar alma ve gerçekçi tatbikatlara bağlı olduğudur. Doktrini, gerçekçi eğitim ve tatbikatlarla sahaya indirmek elzemdir. Kâğıt üzerindeki yeteneklerin sahada aynı sonucu üretmediği savaşta görülen şeylerdendir. Hava ve füze savunması eğitimleri yoğunluk, baskın, farklı dalgalarda karma tehdit senaryolarını içermelidir. Hava ve füze savunması sadece hava savunma birliklerinin değil, müşterek kuvvetin ortak refleksi hâline getirilmelidir.
Ukrayna–Rusya Savaşı’nın ortaya koyduğu gerçek nettir. Hava sahasını kontrol edemeyen, füze ve İHA tehdidine karşı kendini koruyamayan bir kuvvet manevra yapamaz, ateş edemez.
TSK açısından mesele yalnızca daha fazla hava savunma sistemi edinmek değildir. Mesele, bu sistemleri çok katmanlı, entegre, dayanıklı ve sürdürülebilir bir mimari içinde işletmektir. Çünkü, modern savaşlarda hava ve füze savunması, artık bizzat savaşın kendisi, adeta bir varlık-yokluk meselesi haline gelmiştir.






