Ana sayfa Haberler Batık kredilerdeki artış neye işaret

Batık kredilerdeki artış neye işaret

0

Eylül ayının ikinci yarısında Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu (BDDK) çıktığı duyuru ile bankaların, ağırlığı enerji ve inşaat sektörü olmak üzere, 46 milyar TL’lik kredisinin batık olduğunu açıkladı.Özetle bankalara, bu meblağdaki krediyi üçüncü grup olarak sınıflandırın talimatı verdi. Aslında BDDK’nın bu açıklaması bir anlamda malûmun ilanı oldu

Çünkü kamuoyu uzun zamandır bankalardaki batık kredi oranının açıklanandan çok daha fazla olduğunun farkındaydı. Bankacılar resmi değerlendirmede BDDK’nın bu açıklamasının şeffaflık açısından olumlu olduğunu söylese de kayıt dışı konuşmalarda rakamın çok daha fazla olduğu herkesin dilinde. Özetle, Türk bankacılık sektörünün takibe düşen kredi oranının BDDK’nın açıkladığı yüzde 6,3’ün çok daha üzerinde olduğu ekonomist ve bankacılar tarafından söyleniyor. Konunun bu kısmı önümüzdeki dönemde yeni batık krediler ortaya çıktıkça daha fazla konuşulacak gibi görünüyor.

Zararı bankalar karşılayacak
Tekrar BDDK’nın açıkladığı resmi rakamlara dönecek olursak, Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin özel sektörün sorunlu borç kredileri olduğunu ve bu borç sorunu çözülmediği
sürece diğer uygulanacak politikaların, atılacak adımların ya da verilecek desteklerin etkili olmayacağı ekonomistler tarafından sıkça dile getiriliyor. Öte yandan inşaat ve enerji sektörlerinin gelirlerinin TL cinsinden, giderlerininse dövizle olmasından dolayı Ağustos 2018’deki kur şokundan çok etkilendikleri biliniyor.
Uzmanlara göre, BDDK’nın bu hamlesi bankalara “zararı sen karşıla” demek. Prof. Dr. Selva Demiralp konuyu, “Eğer bankalar bunları satıp bir şekilde bir fona aktarabilseydi belki bir rahatlama yaratabilirdi ama zaten en kötü senaryo bankanın bunu takipteki alacağa yazmasıydı ve ardından ödenmesinden ümidini kesmesi… Bu zaten bankanın bekleyebileceği en kötü senaryoydu. Fakat olumlu olan, takipteki alacaklar için söylenen yüzde 4,6’lık rakamın daha gerçekçi olan yüzde 6,3’e çıkmış olması,” diye değerlendiriyor. Eski bir banka genel müdürü ise BDDK’nın hamlesini, her ne kadar 4,6’dan 6,3’e çıkan bir problemli kredi rakamı görünüyorsa da zamanlama olarak da doğru bir adım olarak değerlendiriyor. Nedeni ise problemli kredilerin banka bilançosundan çıkacak olması ve bankaların 2020 yılında uluslararası piyasalarda sendikasyon konusunda daha rahat hareket etmeleri ve yaklaşık bir senedir durmuş olan sermaye piyasalarına uzun vadeli borçlanma için tekrar girebilecekleri anlamına gelmesi.

‘Açıklama bekleyen noktalar’
Ancak her ne kadar BDDK’nın bu adımı bazı uzmanlar tarafından ‘şeffaflık’ anlamında olumlu karşılansa da, ortada daha da şeffaf olunması gerektiğine dair yorumları da hiç de azımsamamak gerek. BDDK’dan şeffaflık adına açıklaması beklenen en önemli konu 46 milyar TL’nin sektörlere göre dağılımı. Öte yandan sorunlu kredilerde ve ondan bir durak öncesi olan grup 2 kredilerinde kamu bankalarının özel bankalara göre yarı yarıya daha az riskli olması da açıklama gerektiren bir başka veri olarak görülüyor. Uzmanlar, doğru başlanmış işin ancak bu şekilde sağlıklı hale geleceğinin altını çiziyor.