Denizciler Dayanışma Derneği çatısı altında kurulan ve Marmara Denizi ile İstanbul Boğazı’nda bugüne kadar 4000’e yakın olaya müdahale ederek 601 kişinin hayatını kurtaran gönüllü arama kurtarma yapısı DAK-SAR’ın Başkanı Murat Kaya ve Başkan Yardımcısı Tunç Buyruklar ile deniz güvenliği, amatör denizcilik ve acil durum bilinci üzerine kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik
Öncelikle sizleri tanıyabilir miyiz? DAK-SAR’ın hikâyesini ve yapısını biraz anlatabilir misiniz?
Murat Kaya: Denizler Dayanışma Derneği’nin 25 yıllık üyesiyim ve Astbaşkanıyım. Sivil hayatta da bir şirketin üst yöneticisiyim. Derneğimiz 1993 yılından bu yana faaliyette. 2000 yılından itibaren de rahmetli Amiral Varol Atalay’ın destekleriyle ve büyük çabasıyla yurtdışından iki tane özel kurtarma botu alarak 30 kişilik bir gönüllü grubuyla Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın onayını da aldıktan sonra Kalamış marina merkezli arama kurtarma çalışmalarına başladık. 18 yaşını doldurmuş her Türk vatandaşı DAK-SAR’a üye olabilir. Katılımcıların belirli fiziksel zorlukları kaldırabilecek durumda olmaları gerekiyor.
Tunç Buyruklar: DAK-SAR’dan sorumlu Başkan Yardımcısıyım ve bot kaptanıyım. İstanbul teknik üniversitesi devlet konservatuarında da öğretim üyesiyim. Biz her sene 4 ya da 5 kere eğitim açıyoruz ve katılan 20-25 kişilik gruplardan eğitimi başarıyla geçen arkadaşlarımızı stajyer olarak başlatıp daha sonra nöbet kadrolarına alıyoruz.
Amatör denizcilerin yaptıkları en büyük hatalar hangileri?
Murat Kaya: Denizi kullanan tekne sahipleri denizin üstünü bildikleri kadar, altını da bilmeleri lazım. Bizim birçok olayımız denizin altını bilmediklerinde kayalara vurmalar, kıyılara çok yaklaşmalar, kayalara oturmalar gibi durumlar oluyor. Yani özetle iyi denizci değil arkadaşlarımız. İyi denizci olmaları lazım.
DAK-SAR olarak denizcilik kültürünü ve güvenlik farkındalığını artırmak için yürüttüğünüz projeler var mı?
Murat Kaya: Sürekli yayınlar yapıyoruz. Yapılmaması gerekenleri veya doğru yapılması gerekenleri yayınlıyoruz. Zaman zaman seminerlere gidiyoruz, okullara gidiyoruz. Birkaç kere marina yönetimleri bizi çağırdı. Birkaç kere spor kulüplerine gittik. Denizde güvenlik ve güvenlik için alınması gereken tedbirleri, anlatmaya çalışıyoruz.
Tunç Buyruklar: Tabii kimse denizci olarak doğmuyor. Daha sonra denizci olunuyor. Biz geleceğin denizcilerini yetiştirmek amacıyla, çocukları 23 Nisan ve diğer özel günlerde davet ediyoruz. Burada özel etkinlikler yapıyoruz. Küçük mini eğitimler yapıyoruz, onları denize çıkartıyoruz botlarımızla. 5 sene sonra 10 sene sonra onlar denizden faydalanan amatör denizciler olacaklar. Yani bu iş aslında küçük yaşta başlıyor. Bizde aynı zamanda genç denizcileri yetiştirmek içinde, normal kurslarımızın haricinde emek ve çaba sarf ediyoruz.

Denizde başımıza gelebilecek acil bir durumda ilk 5 dakikanın önemi nedir?
Murat Kaya: Öncelikle denizde başı derde giren veya girmek üzere olan kişilerin, en çabuk şekilde yakınlarına, Sahil Güvenlik Komutanlığı’na, Deniz Polisi’ne, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ve bize ulaşmaları lazım. Nereye ulaşabiliyorlarsa oraya ulaşsınlar. 112’yi arasınlar. Pozisyonlarını ve durumlarını bildirmeleri lazım. Batıyor mu? Yanıyor mu? Sürükleniyor mu? Nerede? Mevkii neresi? Bunlar çok önemli şeyler. İlk 5 dakika içerinde yapılması gerekenler bunlar. Çünkü insanlar olası bir arızayı ve sorunu kendileri gidermeye çalışıyor. Bu arada burada hâkim olan rüzgâr poyrazdır. Poyraz ile çok açıklara doğru sürükleniyorlar, O kadar sürükleniyorlar ki, havada kararıyor ve onları arayıp bulmak zor oluyor. Bulduktan sonra sorun daha da büyümüş oluyor. Veya içeride sağlık sorunu varsa gelişmiş oluyor o sorunlar. Böyle bir tekneyi veya içindekileri yedeğe alıp karaya dönmek bile zaman alıyor. Onun için dediğimiz gibi zaman çok önemli, ne olursa olsun ilk 5 dakika içinde ilk yapacakları iş, denizde güvenlik unsurlarına haber vermektir. Ondan sonra olayın vahametine göre alınması gereken tedbirler var. Denizde yangın olduysa, yangın söndürücülerle yangını söndürmek lazım. Söndüremiyorlarsa en son çare denize atlamaktır denize atlamak olunca, yüzme bilmek ve can yeleği kullanmak, mesela birçok teknede biz kurtarmaya gittiğimizde can yeleği eksikliğini görüyoruz veya can yeleği takmadıklarını görüyoruz. Bir arıza varsa bu konuda usta iseler gidermeye çalışıyorlar ama bilmedikleri şeyler kurcalayınca bir şeyi söküyorlar ve oradan tekne su almaya başlıyor. Biz buna çok rastladık. Bunlar bizim rastladığımız olaylar veya ırgatla bir iş yaparken yanlışlıkla parmak kaptırılıyor, büyük kesikler yaşayanlar var filan, çok fazla alınması gereken tedbir var. Bir kere teknelerde kuvvetli bir ilk yardım sistemi, ilk yardım çantası lazım diye düşünüyorum. Ayrıca telsiz, şarjlı bir cep telefonu, yerini bildirmek için GPS varsa iyi olur ama büyük bir ihtimalle teknelerde olmuyor GPS. En azından cep telefonuyla konum bildirmek ve gece aramalarında küvetli bir fenerli ışık kaynağı bulundurmak ilk aklıma gelen şeyler.
Tunç Buyruklar: Murat Başkan’ın söylediklerine ek olarak aslında en önemli iletişim yolu telsizdir. Maalesef bizim özel teknelerde gördüğümüz en büyük eksikliklerden birisi de marine telsiz dediğimiz sistemler. Bunun önemi şunun için fazla: İlk temas anı. 16’ncı kanal DAK-SAR için ilk kontak kanaldır. Ayrıca, bütün deniz araçlarında 72 ve 73’ünvü kanallar yat kanalları olarak geçer, bunları da dinliyoruz. Bulunduğumuz lokasyon itibarıyla sektör Kadıköy 13’üncü kanalı da dinliyoruz. Bunun ilk ihbarda çok önemi var, devamında da operasyona çıkıldığında sürekli olarak tekneyle telsiz muhaberesi daha kullanışlı ve daha kolay bir şey. Çünkü dalgalı bir havada serpinti varken yağış varken telefonla konuşmak çok kolay olmuyor. Dolaysıyla bizim olay yerine intikalimiz ve diğer unsurlarla olan muhabere açısından da bu çok önemli.
Bir teknenin denize çıkmaya hazır sayılması için, olmazsa olmaz güvenlik ekipmanları nelerdir?
Tunç Buyruklar: Teknenin bakımlı olması. En önemli şey bu. Yakıt ikmalinin kesinlikle günlük olarak nereye gidilip dönülecekse buraya yetecek hatta birazda fazlasına yetecek şekilde yapılmış olması kesinlikle gereklidir. Tatlısu ikmalinin de aynı şekilde olması gerekir, Aküsünün dolu ve şarjlı olması ve gidilen yerde eğer uzun süre makine çalışmayacaksa o zaman akünün yeteceği kadar enerji sarf edilmesi önemlidir. Biz buna teknenin neta edilmesi diyoruz. Neta edilip ondan sonra çıkılması, günlük mutlaka hava raporunun kontrol edilmesi. Gidilecek rotada herhangi bir faaliyetin yarış, yelken yarışı veya diğer başka bir faaliyetin olup olmayacağı gözlemlenmesi gerekir. Saatler önemli. Kaçta gideceğiz? kaçta döneceğiz? Marinadan çıkışta sizin nereye gideceğiniz, ne kadar kalacağınız ve tahmini dönüş süreniz mutlaka 3’üncü şahıslara bildirilmelidir. Bunun için zaten marinalarda haberleşme noktaları var. Kule diyoruz biz buraya. Eğer hiçbir yere haber veremiyorsak mutlaka marina çıkışında ve girişinde haber veririz. Ayrıca teknede bulunan kişi sayısı kadar mutlaka can yeleği bulunmalı. Ayrıca, küçük bir ilk yardım çantası ve alet çantasında bulundurulması bu konuda çok büyük önem taşıyor.
Murat Kaya: Bir de teknesinin yapısını bilmesi lazım denize çıkan denizcilerin. Teknesinde su alan yer var, karinasında çatlak var farkında değiller veya bir problemi var denize çıktıktan iki saat sonra o problem başlıyor. Teknenin bakımlı olması lazım bu önemli. Bakımsız tekneyle denize çıkılmaz.
Peki kaybolma sürecinde kimseye bilgi verilmemiş ise teknenin bulunması ne kadar sürüyor ya da bulunmama ihtimali nedir?
Murat Kaya: Şimdi bir kere haberleşme unsurlarıyla birere verecekler. Telefon veya telsizle haber verecekler, yoldan geçen, yakınlarından geçen bir tekneye bildirecekler. Biz problem yaşadık diyecekler. O teknede bir yere haber verecek. Bunları yapacaklar yapacak başka bir şeyleri yok.
Tunç Buyruklar: En önemlisi zaten haber vermek; 112,16’ncı kanal, 3’üncü şahıs… Biz kendi açımızdan personelimize 5 dakika ile 7 dakika içerisinde botu hazırlayıp çıkış yapmak üzerine eğitim veriyoruz. Olabildiğince süratli bir biçimde hareket edebilme imkân ve eğitimine sahipler. Kullandığımız kurtarma botları da çok süratli doğrusu 35-37 mil/saat süratle olay yerine intikal edebilecek şekilde hareket edilebiliyor. Zaten olay yerine gittikten sonra eğer o botun gücü itibari ile çekemeyeceği, kurtaramayacağı bir hâl varsa hemen daha güçlü bir tekneyi göreve çıkartıyoruz. Bugüne kadar 611 kritik durumdaki kişiyi kurtardık.

Murat Kaya: Tabii ki bütün bunları yaparken sırf biz değiliz, biz bunun küçük bir unsuruyuz. Esas Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü unsurları bizden çok daha kalabalık çok daha güçlü hareket kabiliyeti olan resmî unsurlardır. Esas arama kurtarmayı onların yaptığını var sayıyoruz. Biz onlara bir nevi bir sivil toplum örgütü olarak destekçi durumdayız ama destekçi olurken de 611 hayatını kaybetmek üzere olan vatandaşı kurtarmamız da çok büyük bir rakam.
Sahil Güvenlik Komutanlığı ile olan koordinasyonunuz nasıl işliyor? Görev paylaşımı nasıl yapılıyor?
Murat Kaya: Sahil Güvenlik Komutanlığı bizi yıllar önce denetledi ve belirlediği sahada arama kurtarma yetkisini verdi. Daha sonrasında da bizim durumumuzu çok ciddi bir şekilde denetliyor. Yani personelimizin yapısından, sağlık durumlarından, ehliyetlerinden, botlarımızın kabiliyetlerine, binamızın durumuna kadar her şeyimizi denetliyor. Ayrıca biz her görev öncesi Sahil Güvenlik Komutanlığı’na çıkışımızı rapor ediyoruz. Hangi bölgede, kaç metre boyunda, içinde kaç kişi olduğu, rengi, tipi (fiber, yelkenli, motoryat vb.) gibi bilgilerle ne tür bir tekneye arama kurtarma için gittiğimizi ya da nerede bir olay yaşandığını net şekilde belirtiyoruz. Olaylarla ilgili bilgiyi verdikten sonra zaten onlar bize soruyorlar, “Yardım istiyor musunuz?” diye. O alana gittiğimizde bizim kurtarabileceğimiz bir olaysa zaten sorun yok. Hem kazazedeleri kurtarıyoruz hem de insanların teknelerini ve mallarını da kurtararak herkesi sağ salim karaya getiriyoruz. Bazen yanlış bilgi veriyorlar bizim kapasitemizin üzerinde büyük tekneler çıkıyor ya da daha vahim olaylar çıkıyor. Onda da sahil güvenlik ve kıyı emniyet unsurundan yardım istiyoruz. Onlara bırakıyoruz ve daha büyük teknelerle ve ekiplerle kurtarma operasyonunu gerçekleştiriyorlar.
Tunç Buyruklar: Aslında Murat Kaptan’ın da dediği gibi biz çıkışımızı bildirdiğimiz için onlar da bizi takip ediyorlar. Durumun vahameti ve yapabileceklerimizle yapamayacaklarımız konusunda takipte kalıyorlar. Sürekli irtibat halindeyiz vaka sonlandığı zaman da kendilerine bilgi veriyoruz. Bütün olaylar bizim jurnalimize kaydedildiği gibi onların da jurnaline kaydediliyor. Bunların haricinde Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın imkân ve kabiliyetlileri dahilinde tekleneninde seyre çıkıyoruz, Kaan Sınıfı botlarla ve kontrol botlarla müşterek bir biçimde tatbikat tarzında eğitimlere dâhil oluyoruz.
Hava durumuna dikkat ederken nelere öncelik verilmeli?
Murat Kaya: Birçok kaynaktan hava durumuna bakılabilir. Hem cep telefonlarındaki uygulamalardan hem de Meteoroloji Genel Müdürlüğü raporlarından kontrol edilebilir. Mühim olan doğru yorumlamak, saatlerine iyi bakmak. Kaç kuvvetinde rüzgâr geliyor, o kuvvete kendi teknen dayanır mı? Motor gücün yeter mi yetemez mi? İnsanların bunu bilmesi lazım. Örneğin, 20 knot rüzgâr esiyorsa küçük teknelerin denize çıkmaması gerekiyor.
Tunç Buyruklar: Hava durumu dediğimiz şey aslında hava tahmini. Çok büyük bir fikir veriyor, Meteoroloji Genel Müdürlüğü bu konuda oldukça iyi. Yine de o günkü hava şartlarının biraz daha fazlasını değerlendirerek seyre çıkılmasında fayda var. Örneğin 10 knot rüzgâr varsa bunun 15-20 arasına çıkabileceğini düşünmek gerekiyor.
Kıyıdan yüzerek açılan kişiler olumsuz durumlarla karşılaşmaları durumunda neler yapmalı?
Murat Kaya: Öncelikle açılmamalılar. Açılacaklarsa da iyi yüzme bilmeleri gerekiyor. Akciğer kapasiteleri iyi olmalı. Denizde bir sürü tehlike var. Tekne çarpabilir, kramp girebilir. Ayrıca hipodermi riski de var. Özellikle Anadolu yakası için söylüyorum poyraz estiğinde insanlar farkında olmadan açığa çekiliyor ve geriye dönemiyorlar. Kıyıda birilerinin mutlaka denize gireni takip ediyor olması gerekiyor. Bu durumlarla karşılaşan kişilerin öncelikle panik yapmaması gerekiyor. Etrafındaki teknelere kendisini gösterecek şekilde el kol hareketleri yapmalılar ve bağırmalılar. Başka da söyleyecek bir şey yok.
Tunç Buyruklar: Son dönemde çokça rastladığımız bir konuya değinmek istiyorum. Tekne sahipleri ve yüzenlerin dışında şişirilip binen kanolardaki insanları son birkaç yıldır sıklıkla kurtarıyoruz. Alıyorlar şişiriyorlar ve herhangi bir sahilde denize açılıyorlar. Özellikle kuzeyli rüzgârlar olan yıldız, poyraz ve karayele denk geldiklerinde açığa doğru sürükleniyorlar ve dönemiyorlar. Kürekle dönemeyecek kadar açılıyorlar.
Murat Kaya: Ayrıca soğuk hava nedeniyle bu kanolar sönüyor. Havuz ve yakın su oyuncaklarının açıkta kullanılmaması gerekiyor.
Yeni tekne sahibi bir amatöre vereceğiniz en basit ama hayati tavsiye nedir?
Murat Kaya: Amatör Denizci Belgesi’nde belirtilen şartları yerine getirmeleri gerekiyor. Teknelerine iyi bakmalılar. Bütün haberleşme cihazları temin edilmeli. Can simidi gibi unsurlar mutlaka bulunmalı.
Tunç Buyruklar: Bizim mottomuz zaten kıyıdan ufka emniyet. Kişi öncelikle kendi eğitiminin ve teknesinin limitlerini bilmeli ve bunları kademe kademe artırmalı. İlk başlarda kolay dönülebilecek daha kısa rotalar ve gemi geçişlerinin olmadığı sahalarda seyahat edilmeli.
“DAK-SAR gibi tamamen gönüllülük esasına dayalı bir yapının sürdürülebilirliği için sponsor destekleri ne kadar önemli? Şu anki sponsorluk yapınız nasıl işliyor ve bu konuda ne tür desteklere ihtiyaç duyuyorsunuz?”
Murat Kaya: Sponsor desteklerimiz her zaman vardı. Son zamanlarda da çok arttı. Ağır havalarda güvenle yedekleme yapmamızı sağlayan Amiral Atalay teknemizi tamamen hayırsever kurum ve şahısların destekleriyle inşa ettirdik ve onlarca göreve çıkıp hepsinde başarılı oldu. Sponsorlar bizim için çok önemli. Çünkü burada hem eğitimde hem de görevlerde çok fazla yakıt harcanıyor. Envanterimizde iki tanesi sert diğerleri şişme bot olmak üzere 9 adet muhtelif boylarda tekne var. Bunların idame edilmesi, bakımı ve onarımı son derece pahalı. Yeni yapılacak olanla birlikte bunların 5 tanesi iki makineli olacak. Bunlar yüksek beygirli makinalar. Envanterimiz ayrıca oldukça eski sürekli olarak yenileme gerekiyor. Gönüllü arkadaşlarımız bu yenilemelerde de çalışıyorlar ve ciddi bir maliyet gerekiyor. Bu anlamda çokça sponsor desteği alsak da yenileri her zaman gerekli.

Elimizde 8 metrelik arama kurtarma botu olsa burada en kuvvetli havada dahil kolaylıkla denize çıkıp her türlü arama kurtarma işini yapabiliriz.
Marmara Bölgesi dışında da şubeler açmak ve faaliyet göstermek istiyor musunuz?
Murat Kaya: Tabii ki bizim en büyük hayalimiz. Keşke Mavi Vatan’ın her yerinde gönüllü bir arama kurtarma organizasyonu icra edebilsek. Ancak işin maddi boyutunun yanı sıra gönüllülük boyutu da var. Bizler işini, ailesini ihmal ederek can kurtarmak için istekli olan gönüllüleriz. Oluşturulacak farklı istasyonlarda da benzer şekilde kadrolar oluşturmak şart.
Şu anda kaç gönüllünüz var?
Murat Kaya: Aktif olarak 340 gönüllümüz var. Bu çok iyi bir rakam. Şu anda Avrupa’daki muadillerimizde 100 civarı gönüllü bulunuyor. Hepsi de eğitim almış ve eğitim seviyeleri farklı. Sürekli eğitim devam ediyor.
Bizim sosyal faaliyetlerimiz de oluyor. Birçok yerde eğitimlerle denizcilik bilincini oluşturmaya çalışıyoruz. Ayrıca yayın evimizde var ve burada denizcilik eğitimine destek olacak kitaplar ve diğer içerikler basılıyor.
Tunç Buyruklar: Biz sadede arama kurtarma yapmıyoruz. Denizlerdeki çeşitli faaliyetlere refakat görevlerimiz de oluyor. Özellikle yüzme yarışlarında, yelken yarışları, kürek yarışları, dragon yarışları gibi sportif etkinliklerde de önceliyi faaliyetler yürütüyoruz.
Amatör ruhunu devam ettiren denizciler için son sözünüz?
Murat Kaya: Biz aslında tehlikeli bir iş yapıyoruz. Her türlü önlemi alıyoruz ama zorlu şartlarda faaliyet yürütüyoruz. Bu şartlarda bizlere destek olacak yürekli ve özverili gönüllülere ihtiyacımız var. Umarım yeni gönüllüleri aramızda görürüz.
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





