Ana sayfa Gündem Ayı Bacağı seyri

Ayı Bacağı seyri

0
Her sorunun bir çözümü olduğunu anlamalıyız. Yeter ki isteyelim…

Gömleğin düğmesi baştan yanlış iliklendiyse ve niyetler de iyiyse sorun tarafların el ele vermesiyle çözülebilir. Mucize gerek demenin anlamı var mı? Sorunun kendisi insan yapımı değil mi? Pekâlâ ortadaki sorun da yine insanın aklı ve gayretiyle çözülebilir.

Gemisinde Türk bayrağı taşıyıp taşımadığına bakmaksızın her gemi sahibinin (armatör) Türk limanlarına uğrak yaptığında, yük sahibi tarafından atanması armatöre şart koşulan ve yük sahibi adına yükü taşıyan armatör tarafından metazori “acente” olarak atanan “kiracı acenteler”in gemiye verdiği hizmetler içinde faturalarına yansıttığı; “attandance fee” aslında hizmeti verilmeyen ancak ücreti istenen bir bedel. Türk denizciliğinin kanayan bu yarasına geçen ay köşemde değinmiştim.

Yazımı okuyan ve konunun tarafı olan bir STK Başkanı mesaj iletti. İlettiği mesaj şöyleydi; “Sen böyle konunun diğer tarafı, muhatabı ile görüşmeden, konuyu tam araştırmadan, incelemeden genelde yazı yazmazdın…”, “İşin doğrusu asla yazdığın gibi değil.” Dedi ve Resmî Gazete’de 10 Mart 2008 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yayımlanan “Gemi Acentelik Hizmetleri Ücret Tarifesine İlişkin Tebliğ (İTG: 2008/1)” dokümanını paylaştı. Ardından da aşağıdaki metni iletti:

f) Ücretler:
1) Acentelik ücreti: Gemi acenteliği hizmeti yapan gerçek veya tüzel kişilere, yaptıkları hizmetlere karşı bu Tebliğin ekinde bulunan taban ücretlerden az olmamak üzere gemi sahibi, kaptanı, işleteni veya kiracısı tarafından ödenen ücreti,

2) Gözetim ücreti: Acentelik ve koruyucu acentelik hizmetlerine ek olarak gemi işlemlerinin ilgili kişi, kuruluş ve birimler nezdinde acente tarafından takip edilmesi, yerine getirilmesi, işin hızlandırılması en kısa süre içinde ve salimen eşyanın tahliyesi ve yüklemenin sağlanması, evrak işlemlerinin yapılması, yükün teslim alınması ve teslim edilmesi, eşyadaki eksiklik veya fazlalıklarının takibi karşılığı olarak, deniz taşıt ve araçlarının sahibi, kaptanı, işleteni veya kiracısı tarafından ödenen ücreti,”.

Konudan bir haber bir kişi Maddeleri okuduğunda bir açmaz olduğunu şıp diye anlamaz mı? Öyle ya, uluslararası normlarda iş yapmak ve hatta örnek ülke olmak varken neden bu hataları tekrar ediyoruz ki? Hatadan dönmek de erdemdendir.

Tebliğ’deki 2’inci Madde acentenin bu işleri yapmaya aday olarak ticaret yapan kuruluşun iş sözleşmesindeki hizmet tanımı değil mi? Acente Maddede açıklanan işleri yapmakla yükümlü değil mi? Bu işler için kurulan bir şirket değil mi? Bu nedenle “Acente ücreti: …yaptıkları hizmetlere karşı…” armatöre yansıtılmıyor mu? O vakit, Madde 1’deki hizmetler neler sorusu yerinde olmaz mı? Bir de tersten yaklaşalım. Acente, 1’inci Maddede belirtildiği üzere “acente ücreti”ni hangi hizmetleri verdiği için alıyor?

Bu defa da akla şu soru geliyor: Acente 2’inci Maddede yazılı olarak tarif edilen hizmetleri tam ve eksiksiz yerine getiriyor mu? Örneğin; Kiracı acente mal yüklenirken/tahliye edilirken o yükün başında duruyor mu? Bu soruya inanın “hayır” yanıtını aldık.

Peki o vakit bu açmaza “Mevzuat böyle” diye yaklaşınca, yanlışa doğru demiş olmuyor muyuz?

Amacımız kimseyi tenkit etmek değil. Sorun yazılı mevzuattaysa eğer ilgili İdare’nin bu konuya eğilmesini sağlamak, kanun koyucuların dikkatini çekerek kusurlu olduğunu belirttiğimiz sorunun çözümünü istemek yerinde olur. İlgili meslek kuruluşlarının da tarafları koruyacak bir yeni düzenleme için girişimde bulunması elzemdir.

STK Başkanının mesajına verdiğim cevaplarıma gelince… “Nereden biliyorsunuz ki araştırmadığımı? Varsa öneriniz, görüşünüz yazılı olarak iletiniz, onu da yayımlarım,” oldu.

Ne derim hep? Amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Sorunu tespit ettik. Elbette tarafların görüşlerine başvurup çözüm arayacağız. Kiracı acentelerle ilgili konunun “kayıt dışı” anlatılan başka boyutları da var ki o da içler acısı başka bir yazının konusu.

Geçen ay bu kanayan sorunu kaleme dökmeden önce İMEAK Deniz Ticaret Odası ile Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği tarafından hazırlanan (Ağustos 2007) Gemi Acenteliği El Kitabı’nı kavradım. Sonra 4 armatör ve 2 gemi acente sahibine; “attandance fee” hakkında sorularımı sordum. Ortada mantık dışı bir durum var. Peki niye biz sorunun köküne inmiyoruz?

Önce verdiğimiz sözü tutalım. Aralık 2020 köşe yazımda ilk defa değindiğim bu konu hakkında “Emin olmamakla birlikte bu hizmet kalemi ile uygulama sadece Türkiye’de var. Araştıracağız.” Diye yazmıştım.

Aralık ayı içinde tecrübelerine güvendiğim, özellikle gemileri Türkiye’ye uğramayan köklü denizcilik şirketlerinin sahiplerine, genel müdürlerine, teknik müdürlerine daha sonra da hem yurtdışı hem Türk limanlarına uğrak yapan armatörlerimize telefon açıp şu soruyu sordum, (benim titizliğimden sebep faturalarını inceleyenler bile oldu):

“Gemilerinizin yurtdışı liman uğraklarında özellikle “kiracı acente” atamanız gereken durumlarda veya aldığınız acentelik hizmetlerine karşılık ödemeniz gereken herhangi bir faturada “attandance fee” tanımlı bir hizmet kalemi/ ücreti bulunuyor mu?”

Gelen yanıtların hepsi, “hayır” şeklindeydi. Bu şu demek, yurtdışında gemi limana uğrak yaptığında alınan acentelik hizmetlerinde böyle bir ücretlendirme yok. Hepsi “Bu sadece Türkiye’de uygulanıyor” dediler. “Peki niye?”

Kimsenin, kimsenin kazancında gözü/sözü olamaz. Ancak ülkemizin mesleki etik değerlerini kişi, kurum/kuruluş menfaatlerinin önünde tutmalıyız, onları korumak ve hakkaniyetli olmak bizim vazifemiz olmalı. Denge şart. Zira biz de geçen ay “etik” boyutundan mevzuyu ele almıştık. Almaya da devam edeceğiz. Tâ ki sorun çözüme kavuşana, hak yerini bulana dek.

Bir sigorta şirketinin yönetim kurulu başkanının veya üyelerinin Türkiye’de sigorta brokerliği yapamayacağı ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde ne kadar net yazıldıysa, üstteki Teblig’de de yazılı olan tanımlamada da bir uygulama ya da pratikte uygulamama keyfiyeti yok mu sizce? Etraflıca düşünelim.

***

Acente demişken Moritanya’ya gemisiyle uğrak yapacak Türk armatörlerini veya bir sebeple bu ülkeye gemi adamını, personelini, mühendisini gönderecek olan yöneticilerimizi uyaralım.

Başından geçen bir hadiseyi mektupla ileten bir okuyucumuzun Türk armatörünü bilgilendirme hassasiyeti üzerine konuya aracı olarak içerik vermeden mevzuyu özetle yazalım.

Aralık ayı ortasında Nuakşot şehrine, Togo/Lome şehrinden, Mali/Bamako üzerinden aktarma yaparak ulaşan okuyucumuz; bölgede epey nüfuz sahibi ilgili acentenin yaklaşımı, nezaketsiz tavrı ve haksız yere alıkoyma çabasına karşı ilgilileri uyarıyor.

Amaç tabii ki kişiyi Covid 19’u bahane ederek alıkoyma yöntemiyle, onlarca düşük standartlarda hizmeti mesela yemeği olmayan otel, sokağa çıkma yasağı sebebiyle yemek ihtiyacını düzgün sağlayamama, gemiye ulaşmak isteyen kişiyi yanlış bilgilendirmek suretiyle yanıltma, mecburi transferleri taş devrinden kalma bir araba ile yapma vb. onca kötü muameleye karşın faturayı epey kabarık tutmak ve armatöre “öde” diyerek yansıtmak.

İşleri olduğundan farklı göstererek, derken Covid 19 bahanesiyle, Covid 19 geçirmiş bir kişiye PCR yerine kan testi uygulamak ne derece doğru? Acente bunu bilerek diretmiş. Okuyucu zaten bunu belirtmiş. Yani kan testi yapılırsa yine pozitif çıkacak. Üstelik ülkede böyle bir uygulama yokken “var” diyerek “kandırma/aldatma” suretiyle 10 gün hiç uygun olmayan yaşam koşullarıyla alıkoymayı diretme ve gemi beklemeyeceği için gemiye ulaştırmama. Hikâye polisiye film gibi ancak sağduyulu olup buraya tamamını aktaramıyorum. Haksızlık karşısında el birliğiyle atlatılan hadisedeki Türk’ün zekâsına ve tüm engellemelere karşın işini de yapıp hiç sorunsuz ülkesine dönen okuyucumuza İngiliz armatörün sözü, “Ooopps! I can’t believe that!” diyerek şaşkınlığı olmuş. Ben de açıkcası İngiliz armatörün bu şaşkınlığına şaşırdım. Zaten bildiği şey değil mi, yazılı tarihten…

Kıssadan hisseye…
Rüzgâr tam arkadan geldiğinde Ana yelken Cenova rüzgârını keser ve onu işlevsiz kılar. Hedefe varmak için… Ayı Bacağı mecburi, dikkat gerektiren zor bir seyirdir. Dümenci rüzgâr ile açısını ne düşürmeli ne artırmalı tam dengede tutmalıdır. Rotadan çıkmamak için… Üstatlar bilir. Aman haa… Uyaralım: Yalpada bumbaya dikkat! Allah muhafaza kazaya sebep olabilir. Bizden söylemesi.

Yeni yılın hepinize sağlık ve mutluluk getirmesi dileğiyle… Sağlıcakla kalın.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.