Avrupa’nın açık ara en büyük yük limanı konumunda olan Rotterdam Limanı yılda yaklaşık 600 megaton CO2 (karbondioksit) salınımına yol açtığı gerekçesiyle her geçen gün daha fazla eleştiriye maruz kalıyor.
Shell’in Avrupa’daki en büyük tesisi de dahil olmak üzere günde yüz binlerce varil ham petrol işleyen beş adet rafineriye sahip olan sadece bir lojistik merkezi değil; aynı zamanda dev bir enerji ve kimya üssü işlevi de gören Rotterdam Limanı üzerindeki yeşil dönüşüm baskısı gün geçtikçe artıyor. Çevreci sivil toplum kuruluşu Advocates for the Future (Geleceğin Savunucuları), Liman Başkanlığı'nın fosil enerjiyi terk etmekte yavaş kaldığı gerekçesiyle dava açtı. Çevreciler, emisyon oranları birçok ülkenin toplam salınımını gölgede bırakan kömür, petrol ve gaz akışını kademeli olarak sonlandıracak somut bir plan talep ediyor.
Liman yönetiminin ise bu gidişatı tersine çevirmek için 2019-2030 yılları arasında kendi doğrudan emisyonlarını yüzde 90 oranında azaltmayı hedefleyen bir planı var. Planın satır başları şöyle:
- Hidrojen üssü: Şirketlerin yeni nesil temiz yakıtları test edebileceği bir merkez kurulması.
- Kıyı enerjisi: Gemilerin limandayken kendi yakıtlarını yakmak yerine elektrik şebekesine bağlanabilmesi.
- Alternatif yakıtlar: LNG, biyoyakıt ve metanol gibi çevre dostu yakıt ikmal altyapılarının desteklenmesi.
- Karbon yakalama (CCS): Endüstriyel emisyonların boru hatlarıyla deniz altındaki boş gaz sahalarına pompalanacağı Porthos Projesi.
Birleşik Krallık’taki tüm limanların toplamı kadar kargo trafiğini yöneten Liman'daki en büyük kirleticilerin birçoğunun genel merkezi ABD veya Çin’de bulunuyor. Kuralların çok sıkılaştırılması durumunda, daha önce Shell’in merkezini Birleşik Krallık’a taşıması veya Unilever’in Rotterdam’dan tamamen ayrılması gibi, limandaki şirketler de başka ülkelere yönelebilir.
Her şeye rağmen liman yönetiminin bu yüzyılın ortasında “sıfır karbon” hedefine doğru ilerlediği belirtiliyor.






