Ana sayfa Gündem Atatürk’ün düşünsel mirası

Atatürk’ün düşünsel mirası

0
Dz. Kurmay Albay (E) Serter Tuçaltan

Dünya koronavirüs ile yaşamaya alışırken jeopolitik mücadele olanca şiddeti ile devam ediyor. Bu dönemde yakın coğrafyamızda neler yaşandığına kısaca
göz atalım.

GKRY
Doğu Akdeniz’deki diplomatik ataklarına yenilerini ekledi. BM’ye gönderdiği mektuplarla Türkiye ve Libya arasındaki deniz yetki alanı sınırlandırmasını tanımadığını belirtti. Türkiye’nin, sözde MEB’inde yürüttüğü sondaj faaliyetlerini BM’ye şikâyet etti.
Fransa ve Lübnan ile savunma ve güvenlik alanında müşterek askeri kapasitelerini geliştirmek üzere ikili işbirliği anlaşması imzaladı.
Exxon Mobil’in ve Total-ENI’nin sondaj faaliyetlerini gelecek yıla ertelemelerinin ardından sözleşmelerin uzatılacağını açıklayarak ortaklığı sürdürmek istediğinin açık sinyalini verdi.

Yunanistan
ABD ile imzaladığı Savunma İşbirliği Anlaşması’nı onayladı. Anlaşma özetle; Larissa, Stefanovikio, Dedeağaç ve Girit’teki askeri üs ve tesislerin ABD ve NATO ile ortak kullanımının artırılmasını içeriyor.
Şubat başında Amerikan ve Fransız askerlerinin katılımıyla Ege’de İskiri Adası’nda, düşman eline geçen bir adanın geri alınması senaryosuna istinaden “Büyük İskender-2020” tatbikatını icra etti.
Bu adımlar ile Ege’de Türkiye’ye karşı ABD ve Fransa kartını oynayan Yunanistan, Doğu Akdeniz’de Suriye’ye Özel Temsilci atadığını, Suriye ile ilişki kurmayı ve Suriye’nin yeniden inşasına katılmayı hedeflediğini açıkladı.

Libya
UMH’nın “Barış Fırtınası Operasyonu”, Hafter’in Trablus saldırıları sürdü.
TSK deniz ve hava unsurları nisan ortasında Girit Adası güneyinde ve Libya açıklarında müşterek eğitimler icra etti. Eğitimler, bu coğrafyada askeri gücün gerektiğinde doğrudan da kullanılabileceği mesajı olarak yorumlandı.
Hafter, nisan sonunda “Süheyrat Anlaşması”nın “hükmünü yitirdiğini”, ülke yönetiminin başına geçtiğini duyurdu. Bu çıkış Hafter’i destekleyenler tarafından da tasvip edilmedi.
Mayıs ortasında;
• Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Libya’daki çıkarlarının hedef alınması halinde Hafter unsurlarını meşru hedef olarak kabul edeceğini,
• NATO Genel Sekreteri, NATO’nun Trablus Hükûmeti’ne destek vermeye hazır olduğunu,
• Enerji Bakanlığı, TPAO’nun Libya açıklarında hidrokarbon kaynaklarını araştırılması için ilk arama başvurusunu yaptığını, süreç tamamlandığında sismik araştırma faaliyetlerine başlanacağını,
• UMH, Vatiyye Üssü’nün ele geçirildiğini açıkladı.
Vatiyye Üssü’nün ele geçirilmesiyle UMH’nın önemli bir askeri ve psikolojik üstünlük elde ettiği Libya’da Hafter’e savaş uçakları sağlandığı haberleri ile birlikte Hafter’i destekleyen tarafların artan ateşkes çağrıları dikkat çekti.
Gelişmeler, Libya’da güç mücadelesinin sertleşerek devam edeceği, mücadeleye zaman zaman diplomatik müzakere aralarının verileceği uzun soluklu bir döneme girildiğini gösteriyor.

İrini Harekâtı
AB, 31 Mart tarihinde BMGK tarafından uygulamaya koyulan silah ambargosunun denetlenmesi için “İrini Harekâtı”nı başlattı. Harekâtın öncelikli hedefinin, Libya’ya yönelik silah akışının kesilmesine katkı sağlamak olduğu açıklandı.
BM’nin resmen tanıdığı UMH, Harekâtın tarafsız olmadığını, Hafter’in çıkarlarını korumak amacıyla düzenlendiğini duyurdu.
Hafter unsurlarına yönelik askeri desteğin havadan ve Mısır üzerinden karadan yapılması itibarıyla Harekâtın yalnızca deniz boyutunda icra edilmesi, tarafsızlığı ve amacı konusunda soru işaretlerine neden oldu.

Fransa-Yunanistan-GKRY-BAE ve Mısır tarafından yapılan ortak deklarasyon
Fransa-Yunanistan-GKRY-BAE ve Mısır Dışişleri Bakanları ortak bir açıklama yayımladı.
İçeriğindeki Libya’ya yönelik ateşkes çağrısı dışında doğrudan Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki faaliyetlerini hedefleyen açıklama, bilinen söylemleri yansıtsa da öne çıkan kısmı imza eden taraflarıydı.
8 Ocak 2020 tarihinde Türkiye’nin, Libya’da askeri faaliyetler yürüteceğine yönelik açıklamasının ardından 5 ülkenin (Fransa, İtalya, Mısır, Yunanistan, GKRY) katılımı ile başlayan toplantıların ilkine katılan ancak ortak açıklamaya imza koymayan İtalya’nın bu ikinci toplantıda hiç bulunmaması, BAE’nin ise ilk kez Doğu Akdeniz’de oluşan Türkiye karşıtı eksene dâhil olması önemliydi.
Katılım açısından dikkat çeken son önemli ayrıntı ise İsrail’in de sürecin dışında kalması, dahası 7 Mayıs 2020 tarihinde sosyal medyadan Türkiye’ye, “Türkiye ile diplomatik ilişkilerimizle gurur duyuyoruz. Bağlarımızın gelecekte daha da güçlenmesini umuyoruz. Bütün Türk takipçilerimize sevgilerimizi gönderiyoruz” mesajını vermesiydi.
Bu durum GKRY ve Yunanistan tarafından Doğu Akdeniz’de oluşturulan Türkiye karşıtı ittifakın bozulabileceğini, İtalya ve İsrail ile ilişkilerin bu eksende değerlendirilmesinin önem arz ettiğini gösterdi.

Türkiye-Mısır ilişkileri
Mısır’da çıkan El Ahram Gazetesi’nde 13 Mayıs 2020 tarihine yayınlanan bir makalede Kahire ve Ankara arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin zamanının geldiği ifade edildi. Makalede, ilişkilerin normalleşmesi için bir yol haritası sunulurken, “Müslüman Kardeşler” meselesi en önemli sorun olarak tanımlandı.
Makalede ayrıca;
• Doğu Akdeniz’de hidrokarbon faaliyetleri konusunda Mısır ve Türkiye’nin birbirlerine yardımcı olabilecekleri,
• Mısır’dan Türkiye’ye ve Türkiye’den Avrupa’ya gaz transferi için bir boru hattı projesinin müzakere edilebileceği,
• Bu adımların ötesinde Libya, Suriye ve Irak konularında ortak bir işbirliği mekanizması kurulabileceği,
• Tüm sorunların çözülmesinin ardından Mısır, Türkiye, Körfez ülkeleri, Suriye, Irak, Ürdün, Cezayir ve Fas arasında ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarında işbirliği adımlarının atılabileceği ifade edildi.
Verilen mesaj Doğu Akdeniz bağlamında, gerek deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlamındaki muhtemel getirileri, gerek Türkiye aleyhine oluşturulan eksenin bozulması ve gerekse Mısır ve Türkiye arasındaki bir çatışmayı öngören küresel güçlerin bölgesel planlarının akamete uğratılması bakımından önemliydi.
İstifade edilmesi gerektiği düşünülen bu açılım, iyi bir karşılıklı diplomatik çaba ile Doğu Akdeniz’de Türkiye lehine siyasi dönüşümü de beraberinde getirebilme potansiyeline sahip.

Suriye
5 Mart Anlaşması çerçevesinde Ortak Türk-Rus devriyeleri devam etti. 10’uncu devriye esnasında konvoya HTŞ tarafından roket saldırısı yapıldığı bildirildi.
ABD Suriye Özel Temsilcisi, Suriye Hükûmeti’ni İdlib’ten uzak tutmanın stratejik bir amaç olduğunu, Türkiye’nin İdlib’te aşırılık yanlısı gruplarla mücadele etmesini istediklerini açıkladı.
ABD ve Fransa’nın, Suriye’nin yeniden yapılanması kapsamında Kürt unsurları üzerinden etkili biçimde söz sahibi olabilmek adına Suriye’nin kuzeyindeki Kürt oluşumları bir araya getirme çalışmalarına hız verdikleri bildirildi.
Rusya’nın Suriye’nin kuzeyinde YPG/SDG’nin etkin olduğu bölgelerdeki ABD etkinliğine karşı dengeyi kurabilmek adına Arap aşiretlerden bir güç oluşturma çalışmalarına başladığı duyuruldu.
Terör örgütü YPG/PKK/SDG/PYD’nin, Kamışlı ve çevresindeki bölgede tünel ve hendek kazma faaliyetlerine hız verdiği haberleri açık kaynaklara yansıdı.
BM Suriye Temsilcisi Suriye’de çözümün anahtarının ABD-Rusya diyaloğu olduğunu, Türkiye ve İran’ın kilit ülkeler olduğunu açıkladı.
Gelişmeler, İdlib’te ötelenen gerginliğin devam ettiğini, ABD’nin Kürt koridoru oluşturma ve İran’a karşı Kürt oluşumlarını kullanma düşüncesini muhafaza ettiğini, Fransa’nın Türkiye karşıtlığını her geçen gün genişleyen bir cephede sürdürdüğünü gösterirken, Suriye’nin toprak bütünlüğünün muhafazasının ve Suriye’de güçlü bir merkezi yönetim ile çalışılmasının Türkiye’nin menfaatine olacağını teyit etti.

ABD
ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde, Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de izlediği Türkiye’nin çıkarları hilafındaki politikaya rağmen ABD Suriye Özel temsilcisi; S-400 konusunun ABD ve Türkiye ilişkilerindeki sorunların en büyüğü olduğunu, ABD ve Türkiye’nin Libya, NATO, Kafkasya-Karadeniz Bölgesi, Suriye ve Irak gibi diğer pek çok konuda iyi anlaştığını açıkladı.
Bu açıklamanın ardından ABD’nin Lefkoşa Büyükelçisi 12 Mayıs 2020 tarihinde RMMO Komutanını ofisinde ziyaret etti. İkili, ofiste bulunan Girne tablosu önünde poz verdi.
Oluşan görüntü, ABD’nin Türkiye’ye yönelik bakış açısını ve güvenilirlik seviyesini bir kez daha ortaya koydu. 


Sonuç
Koronavirüs etkisiyle yavaşlamış görünse de küresel ve bölgesel güç mücadelesi, aktörlerin müteakip dönem için pozisyon alan adımları ile devam ediyor.
Aslında mücadelenin özü, hammadde ve enerji kaynakları ile bunların nakil hatlarını, ticaret yollarını kontrol ederek, her seviyedeki rakibin bunlara erişimini sağlayan musluğun başında olmaktan geçiyor.
Musluğun kontrol edilebilmesi için kaynak ve nakil rotalarında bulunan ülkelerin küçük, yönetilebilir, müzahir birimler haline getirilmesi gerekiyor.
Küresel güçler bu amaçla dini değerleri, etnik yapıyı ve ekonomiyi bir sömürü aracı olarak kullanıyor. Bu tuzağa düşenler çağdaşlaşamıyor, ilerleyemiyor, taassup altında eziliyor, eninde sonunda kullanılıyor, bölünüyor, parçalanıyor, mücadele alanı haline geliyor.
Türkiye, birbiriyle iç içe geçmiş bu tarz menfaat çatışmalarının yaşandığı geniş bir coğrafyada yaşamsal çıkarlarını savunmasını gerektiren zorlu bir dönemden geçiyor.
Her kademe ve her alanda Atatürk’ün düşünsel mirasından yararlanılması gereken günler yaşanıyor…