Asya’da nükleer bir yarış yaşanabilir

MDN MEDIA
  • |

Batılı analistlere göre Çin, askeri gücünün yanı sıra nükleer cephanelinde de büyük bir atılım içerisinde. Pekin, hiçbir koşulda nükleer silahları ilk kullanan olmayacağına dair taahhüdünü her fırsatta yineliyor ancak bu diğer ülkelerin nükleer yarışa girmesini engellemiyor.

Asya Pasifik’in diğer büyük ülkesi Japonya’da ise nükleer seçenekler değerlendiriliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın geleneksel Amerikan dış politikalarına ters giden açıklamaları hem Japonya hem de Güney Kore’deki endişeleri artırıyor. Atom bombası saldırısına uğramış tek ülke olma özelliği taşıyan Japonya’da, ülkenin nükleer silah sahibi olması gerektiğini düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Hiroşima ve Nagazaki’nin üzerinden 80 yıl geçmiş olmasına rağmen Japonya halen nükleer silahsızlanmanın açık bir savunucusu olmaya devam ediyor ancak Pekin yönetimi, bunun değişmesine sebep olabilir.

Nükleer silahlara yatırım artıyor

1967 yılında varılan bir karara göre Japonya, topraklarında nükleer silah üretmeme, bulundurmama ve barındırmama yönünde bir taahhüt verdi. Japonya’da bu taahhütlerin gevşetilmesi için devletin çeşitli kademelerinde görev alan yöneticilerin sayısı her geçen gün artıyor.

Çeşitli kamuoyu yoklamaları, Japon halkının nükleer tutumunda değişiklik olabileceğini işaret ediyor. Ancak yine de Japonya’nın bir atom bombası yapmasına yönelik destek düşük. ABD’nin nükleer silahlarının Japonya’ya yerleştirilmesi daha tercih edilebilir görünüyor. Ülkenin caydırıcılık açısından kaçınılmaz hale geldiğini düşünenler ağırlıkta. Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda ve Türkiye gibi ülkelerde, NATO'nun nükleer paylaşım stratejisinin bir parçası olarak ABD nükleer silahları bulunuyor. Tokyo yönetimi buna benzer bir uygulama talep edebilir.

Tokyo’da, ülkesinin savunması ve Tayvan krizi gibi konularda Trump’a güvenmeyen birçok isim var. ABD’nin vermiş olduğu “genişletilmiş caydırıcılık” adlı güvenlik düzenlemesiyle Washington, nükleer silahlar da dahil olmak üzere askeri yeteneklerinin tamamını Japonya’yı savunmak için kullanmayı taahhüt etmişti.

Kuzey Kore’nin balistik nükleer füzeler konuşlandırma konusunda her geçen gün kendini geliştirmesi ve Çin’in sürekli büyüyen nükleer cephaneliği Tokyo’nun uykularını kaçırabilir.

İlginizi çekebilir:

Kuzey Kore nükleer silahları yaygınlaştıracak

Çin’in nükleer cephaneliği endişe verici boyutlarda

Çin, nükleer cephanelik konusunda büyük bir atılım içerisinde ve her geçen gün bu sayı artıyor. Pekin yönetiminin 2023’ten bu yana her yıl yaklaşık 100 yeni savaş başlığı eklediği tahmin ediliyor.

Kuzey Kore’nin nükleer gücü, Güney Kore’de nükleer silah edinmeye yönelik geniş bir kamuoyu desteğine sebep oluyor. Nükleer silah geliştirmeme veya edinmemeyi taahhüt etse de Seul yönetimi yakın zamanda bunu gözden geçirebilir. Nitekim şimdiden Güney Kore’nin konvansiyonel balistik füzeler fırlatmak üzere tasarlanmış bir denizaltı orta menzilli füzeleri var. Birçok analiste göre bunlar nükleer bomba taşıyabilir.

Çin ile girebilecek nükleer bir yarışın, Çin’in nükleer kapasitesi artırmaktan başka bir işe yaramayacağı söyleniyor. Ayrıca çatışma olasılığını da yükseltebilir. Çin’in 2027’ye kadar Tayvan’ı ele geçirmeye hazır olmasına yönelik bir hazırlık içerisinde olduğu biliniyor. Bu hazırlığa uygun olarak sıklıkla karadan, denizden ve havadan fırlatılabilen nükleer silahların biriktirdiği öne sürülüyor.

Pentagon, Çin Ordusu’na ait kıtalararası balistik füzelerin dahil olduğu büyük bir güç olmayı hedeflediğini ve 2030 yılına kadar 1000’den fazla operasyonel nükleer savaş başlığına sahip olacağını tahmin ediyor.

ETİKETLER: , , , ,
Bunu Paylaşın