Ana sayfa Editörün Seçtikleri Asya Pasifik Bölgesi’nde artan gerilim

Asya Pasifik Bölgesi’nde artan gerilim

0
Asya Pasifik

Küresel jeopolitik son dönemde üç sac ayağı üzerinde şekilleniyor. Ukrayna, Tayvan ve Arktik. Arktik Bölge’ye yönelik bilek güreşi -şimdilik- İsveç ve Finlandiya üzerinden sürdürülüyor. İki ülkenin NATO’ya üyelik başvurusu, kuzeyin sakin coğrafyasını ansızın ısıttı. Ukrayna marjında yaşanan dinamik gelişmeler ise anlık takibi zorunlu kılıyor. Zira süreç oldukça dinamik ilerliyor

Bu üç jeopolitik sac ayağının her biri dönemsel olarak öne çıkıyor. Rusya’nın Ukrayna hamlesiyle nispeten sakinleşen ve perde gerisinde kalan Asya-Pasifik Bölgesi ve bilhassa Tayvan, ABD Başkanı Biden’ın Uzak Doğu ziyaretleri, Çin’in bölge devletlerine yönelik stratejik hamleleri ve son olarak Singapur’da düzenlenen Shangri-La Diyaloğu Forumu’nda yaşanan gelişmeler sonrası, tüm dikkatleri tekrar üzerinde topladı.

Stratejik öngörünün, kenarları Ukrayna, Tayvan ve Arktik’ten oluşan üçgenin çevresinde gezindiği günler yaşıyoruz. Bu üçgen eşkenar ya da ikizkenar değil, esasen çeşitkenar bir üçgeni andırıyor. Zira kriz bölgelerinin özgül ağırlıkları eşit değil. Yapılan stratejik hamleler sonrası üçgenin kenarları değişkenlik sergiliyor.

Biden: Çin’in saldırması halinde Tayvan’ı savunacağız
Açılımı Dört Taraflı Güvenlik Diyaloğu olan ve ABD, Avustralya, Japonya, Hindistan’dan oluşan Quad’ın mayıs ayı sonunda Tokyo’da düzenlenen ikinci liderler zirvesinin ana gündemini Çin ve Rusya oluşturdu. ABD’nin küresel meydan okumalara karşılık müttefikleriyle birlikte çalışacağını, küresel düzeni savunacağını, ABD’nin Hint-Pasifik Bölgesi’nde güçlü ve kalıcı bir ortak olacağını ilan eden Biden’ın “Çin’in saldırması halinde Tayvan’ı savunmaya hazır olduklarını” açıklaması bölgede tansiyonun yükselmesine neden oldu.

Quad Zirvesi’nde alınan “Deniz Alanı Farkındalığı için Hint-Pasifik Ortaklığı (IPMDA)” kurulması kararının da altını çizelim. Hint-Pasifik Bölgesi’ndeki görece küçük devlet/ada devletlerini kendi karasularını izleme ve güvenliğini sağlama yeteneği ile donatmayı hedefleyen IPMDA, hiç kuşku yok ki ilerleyen dönemde Çin ile ilişkilerde gerilimi artırmada bir kaldıraç olarak kullanılacak. Çin’in bu inisiyatifin hayata geçirilmesine kayıtsız kalmayacağı aşikâr, nitekim Çin bölgede oyun kuracak/bozacak hamleleri peşi sıra yapıyor.

Çin’den jeopolitik rekabet hamlesi
Asya-Pasifik Bölgesi’nde tansiyonun artmasının bir diğer nedeni kuşkusuz Çin’in Solomon ve Samoa Adaları ile akdettiği anlaşmalar1. ABD’nin bu anlaşmaların hem bölgesel hem de uluslararası gerilimleri körükleyebileceğini ilan etmesi boşuna değil. Buna karşın Çin tarafı da boş durmuyor.

Biden’ın Uzak Doğu ziyaretlerine karşı hamle Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’den geldi. Bölgede tura çıkan Wang Yi, bagajını oldukça sağlam tuttu2. Kamuoyuna sızan taslak belgelere göre Pasifik’teki 10 küçük ada ülkesiyle “kapsamlı kalkınma vizyonu” adıyla bir anlaşma akdetmeyi hedefleyen Çin, anılan ülkelere ekonomik yardım yapmayı, Çin pazarına daha etkin erişim sağlamayı ve güvenlik işbirliğinin geliştirilmesini öngörüyor.

Çin’in yumuşak gücüyle kendisine alan açma ve hegemonya tesis etme stratejisine açık bir örnek olan “kapsamlı kalkınma vizyonu” hamlesi oldukça önemli. Zira Çin anlaşmayla, denizcilik alanında işbirliğini, veri paylaşımını, siber güvenlikteki rolünü genişletmeyi, polis güçlerini eğitmeyi ve genç diplomatlara burs sağlamayı da öngörüyor.

Üzerinde iyi çalışıldığı gözlenen bu hamle ile Çin, Asya’daki jeopolitik rekabette ön almak üzere bölgede stratejik rol oynayan takımada devletlerine daha fazla erişim sağlamayı hedefliyor. ABD ile bilek güreşinin dozajını her geçen gün artıran Çin, hiç şüphe yok ki önümüzdeki dönemde bölgedeki küçük ama jeopolitik değeri büyük devletleri kendi yörüngesine çekmek için yumuşak güç unsurlarını senkronize bir şekilde kullanmaya devam edecek.

Çin’in çevresindeki stratejik ortamı şekillendireceğiz
Pekin’in Pasifik ada ülkeleriyle pakt kurma hazırlığının kamuoyuna sızmasının ardından, ABD Dışişleri Bakanı Blinken, mayıs ayı sonunda George Washington Üniversitesi’nde yaptığı geleneksel dış politika konuşmasının odağına Çin’i aldı.

Uluslararası düzeni yeniden biçimlendirme niyetindeki tek ülkenin Çin olduğunu vurgulayan Blinken; ABD’nin Çin’in çevresindeki stratejik ortamı şekillendireceğini kaydetti. Gerilim dozu yüksek aynı zamanda agresif olan bu açıklama ile ABD, Çin’e net bir mesaj vererek kılıçları çekeceğinin sinyallerini verdi.

Turnusol kâğıdı: Shangri-La Diyaloğu
Bölgede ABD ile Çin arasında süre gelen karşılıklı eylem ve söylem trafiği, Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) tarafından Singapur’da 10-12 Haziran’da 19’uncusu düzenlenen Shangri-La Diyaloğu Forumu’nda adeta “aleni” bir yapıya evrildi. Tarafların eteklerindeki taşları döktükleri forum ilginç görüşme ve angajmanlara sahne oldu.

Çin: Savaşı başlatmakta tereddüt etmeyeceğiz
Forum vesilesiyle Çin Savunma Bakanı Fenghe ile ABD Savunma Bakanı Austin arasında gerçekleşen ilk yüz yüze görüşmede tansiyon bir hayli yükseldi ve Tayvan marjında karşılıklı suçlamalar peşi sıra geldi. Çin, ABD’yi Tayvan özelinde “bağımsızlık güçlerini desteklemekle” suçladı ve ABD’ye rest çekti. Dahası Çin Savunma Bakanı, ABD’li muhatabına Tayvan’ın bağımsızlık ilanı halinde Çin’in “savaş başlatmakta tereddüt etmeyeceğini” üstüne basarak vurguladı. Fenghe devamla, “Eğer birileri Tayvan’ı Çin’den ayırmaya cüret ederse, Çin ordusu bedeli ne olursa olsun kesinlikle savaş başlatmakta tereddüt etmeyecektir” uyarısında bulundu.

Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın önemini, statükonun tek taraflı olarak değiştirilmesine karşı olduklarını kaydeden Austin ise, Çin’i Tayvan’a yönelik istikrarsızlaştırıcı eylemleri sürdürmekten kaçınmaya davet etti.

Japonya, ABD ve Güney Kore temasları
Shangri-La Diyaloğu esnasında Japonya, ABD ve Güney Kore Savunma Bakanları yaklaşık üç yıl sonra ilk kez bir araya geldi. Bakanlar, Kuzey Kore’nin sürdürdüğü füze denemelerine karşı ortak askeri tatbikatlar düzenlenmesi konusunda mutabık kaldıklarını açıkladılar. Kuzey Kore’ye karşı bir eksen oluşturan üç Bakan ayrıca, Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrar mesajı vererek anlaşmazlıkların uluslararası hukuk prensiplerince barışçıl tutumla çözülmesine vurgu yaparak Çin’e de doğrudan bir mesaj verdi.

Japonya ve Çin
Öne çıkan bir başka görüşme Japonya ve Çin Savunma Bakanları arasında cereyan etti. Üç yılın ardından ilk kez yüz yüze görüşen ikili, bölgesel gelişmelere odaklandı. Görüşme sonrası açıklamalarda bulunan Japon Savunma Bakanı Kişi, ülkesinin Doğu Çin Denizi’ndeki tartışmalı Senkaku Adaları civarında Çin’in statükoyu değiştirecek girişimlerine karşı endişeli olduğunu belirterek, Çin’e Doğu ve Güney Çin Denizi’nde itidâlli hareket etme çağrısı yaptı. Öte yandan iki ülke Savunma Bakanının, savunma mekanizmaları arasında diyaloğun ilerletilmesi bağlamında mutabık kaldıklarını hatırlatalım.

Yeni ortaklık modelleri
Küresel jeopolitiğin Asya-Pasifik sac ayağında ilerleyen dönemde hareketli ve hararetli günlerin devam etmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Kuşkusuz bu devinimin odağını da Tayvan merkezli gelişmeler oluşturacaktır. Mevcut konjonktürde Rusya’ya karşı Ukrayna üzerinden hibrit savaşı sürdüren ABD, Biden’ın Asya-Pasifik turuyla Çin’e karşı da harekete geçtiğini göstermiştir. ABD bir taraftan, Çin’in Kuşak ve Yol inisiyatifine karşı Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi adıyla yeni bir ortaklık modelini tedavüle sürerken, diğer taraftan da Tayvan üzerinden Çin’i rahatsız edecek adımlar atmaktadır.

Çin’in kırmızı çizgileri
Bu denklemde Çin tarafı ise kırmızı çizgilerini dört başlık altında toplamaktadır. ABD’ye yönelik talepler; Çin’i karalamama, Çin’in kalkınmasını engellememe, Çin’in iç işlerine karışmama ve Çin’in çıkarlarına zarar vermeme şeklinde özetlenebilir.

Ayrıca siyasi kulvarda bütüncül olarak yapılan açıklamalarda Çin, karşılıklı saygıya dayalı diyalog arayışında olduğunu, ortak kazanca dayalı iş birliğini sürdürmeyi istediğini sıklıkla vurgulamakta, ancak karşı tarafın çatışmayı başlatması halinde sonuna kadar mücadele edeceğini ilan etmektedir.

Tayvan kartı
Çin diplomatik, askeri ve teknolojik gücü göz önüne alındığında ABD’nin rekabet ettiği yegâne ülkedir. Çin’in önlenemez yükselişi ABD’nin ekolojik gücünün aşınmasına ve hegemonyasının sorgulanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle önceliğini Çin’e veren ve sıklet merkezini Asya-Pasifik Bölgesi’nde tesis etmek isteyen ABD, Çin’le mücadelede üç ayaklı bir strateji uygulamaktadır.

Siyasi, ekonomik ve askeri yelpazede çok boyutlu tedbirleri senkronize bir şekilde uygulamaya çalışan ABD, son kertede Çin çevresindeki stratejik ortamı şekillendirmek, böylelikle Çin’i çevreleyerek baskı altına almak istemektedir.

Bu noktada kilit konumu ile Tayvan, Çin’e karşı uygulanan kontrollü kaos stratejinde bir kaldıraç olarak kullanılmaktadır. Tayvan üzerinden sürdürülen politikalarla Çin’in bölgeye odaklanması istenmektedir. Kurulan oyunu doğru okuyan Çin ise meydan okuyarak, ABD’nin “Tayvan kartını” oynamaya devam etmesi halinde sert önlemler alacağını, dahası savaşacağını ilan etmektedir.

Çin’i nükleer denizaltılarla baskılamak

Kuşkusuz Çin, ABD bakımından kolay yutulabilecek bir lokma değil. Diğer taraftan Çin’in yaratılan krizlerde anlık, duygusal ve hesapsız tepkiler vermesi de olası değil. Ukrayna krizini doğru okuyan ve gerekli dersleri aldığı varsayılan Çin, yaratılmak istenen kontrollü kaos stratejilerine kontrollü gerginlik stratejisi ile karşılık vermektedir. Tek Çin prensibinden taviz vermesi söz konusu olmayacak Çin’in şartlar olgunlaştığında ve uygun ortam belirdiğinde Tayvan’ı istila etmesi elbette olasıdır. Lâkin kısa vadede bu olasılık ihtimâl dâhilinde görülmemektedir.

Çin’i izole etmeyi önceleyen ABD, AUKUS bağlamında Avustralya’yı nükleer tahrikli denizaltılarla donatacak adımları atmıştır. Benzer hamle mayıs ayında Güney Kore marjında da gündeme gelmiştir. ABD, Çin’e karşı geniş yelpazeli bir blok tesis etmeye çalışmakta ve önceliğini nükleer takatli denizaltılara vermektedir. Japonya’nın da nükleer güç olma isteği de bir sır değildir. Savunma harcamalarını misliyle artıran Japonya’nın önümüzdeki dönemde atacağı adımların da takip edilmesi uygun olacaktır.

1Nisan ayında “Pasifik’te batmayan uçak gemisi” olarak adlandırılan Solomon Adaları ile güvenlik anlaşması imzalayan Çin, ardından Mayıs ayı sonunda Samoa ile ekonomik-teknik işbirliği anlaşması akdetti.

2Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi turu esnasında; Solomon Adaları, Kiribati, Samoa, Fiji, Tonga, Vanuatu, Papua Yeni Gine, Timor-Leste’yi ziyaret etti. Mikronezya ile sanal temasta bulunan Wang Yi, ayrıca Fiji’de düzenlenen Çin-Pasifik Adaları Ülkeleri Dışişleri Bakanları Toplantısı’na eş başkanlık yaptı.

Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.