Ana sayfa Yazarlar Aret Taşcıyan Somali korsanları tekrar sahnede

Somali korsanları tekrar sahnede

0

Somali korsanları diye anılan ve 2006/2011 arası Afrika Boynuzu, Aden Körfezi, Arap Denizi ve Hint Okyanusu’nu haraca kesen korsanlar grubu tarihteki diğer korsanların arasına katılıp kitapların sayfaları arasındaki yerlerini mi aldılar yoksa bir müddet için kendilerini unutturdular mı?
2005’te gündeme gelen ve 2008’lerde zirveye oturan Somali Korsanları 2011’e gelindiğinde 237 gemiye saldırmış, bir yıl zarfında 11 gemi ve 216 rehine ele geçirmiş, milyonlarca dolarlık fidye toplamışlardı. O zamanlar korsanlığın yarattığı ticari hacim 7 milyar dolar civarında idi. Bu mali hacmin içindeki önemli kalemlerin başında bölgede görev yapan savaş gemilerinin maliyeti, korsan bölgeleri dışında seyretmek için kullanılan ekstra yakıt, kontr-korsan faaliyetlerine harcanan paralar ve gemilerde alınan ekstra güvenlik önlemleri gelmekteydi. Alınan tüm bu tedbirler Somali Korsanları’nı bitirememişti ancak bastırabilmişti. 2011’den sonraki beş yıl zarfında Somali korsanları kayda deger bir ticaret gemisine saldırma olayı gerçekleştirmediler.
2005 yılı hemen öncesine bir dönüp Somali karasularında korsanlığın asıl başlama nedenlerine bir göz atalım. İlk kaçırılan gemiler ne tür gemilerdi ve niçin kaçırılmıştı? Bunları yıllar önce yine bu sütunda yazmıştım. Somali korsanlarının çıkış nedeni Somalili balıkçıların karasularını başta, İran, İspanyol ve Uzak Doğulu trol avcılarından korumak içindi. Somali karasularında avlanan trolcüler, bölgede konuşlanan savaş gemilerinin ve özel koruma görevlilerinin ilgi odağı hiçbir zaman olmadılar ve yıllarca süren iç ve bölgesel savaşların olumsuz etkilerinden henüz kurtulamamış Somali’nin de sahillerini ve karasularını koruyacak bir donanması veya Sahil Güvenlik güçleri mevcut değildi. Bu durumda, deniz ve deniz ürünlerini korumak yöresel balıkçılara kalacaktı. İşte böyle oldu, birkaç balıkçı gemisini rehin alarak başlayan bu korsanlık faaliyeti 2011’lere gelindiğinde, dünyanın belli başlı ülkelerinin savaş gemilerini bu bölgeye yönlendirecek kadar güçlenmişti. Somali Korsanları ile mücadele etmek için uluslararası örgütler kuruldu. MSCHOA (Maritime Security Centre of Horn of Africa), UKMTO (United Kingdom Marine Trade Operations), EUNAVFOR (European Union Marine Trade Operations) bu uluslararası kuruluşların başında gelen birkaçı. Bu uluslararası kuruluş ve donanmaların mevcudiyeti, bunların yanı sıra; gemilerde alınan tedbirler ve kullanılan silahlı muhafızlar sayesinde korsanlar geçici dahi olsa bastırıldı ve 2011-2016 arası kayda değer bir gemi kaçırma olayına rastlanmadı.
2016 yılında Somalililer, artık korsan mı desek balıkçı mı bilemiyorum ama, uzun bir aradan sonra tekrar sahnede idiler ve yine ticari gemilere değil İran, İspanyol ve Tayvanlı trolcülere saldırıp teknelerine el koymakla işe başladılar. Aynen 2005’te başladıkları gibi. Bu işlemi karasularını ve deniz ürünlerini korumak uğruna mı yaptılar, yoksa bu trol teknelerini tekrar başlamayı planladıkları korsan faaliyetlerinde ana gemi (Mother Ship) olarak kullanmak üzere tutacaklar mı? Bunu zaman gösterecek. Yukarıda da bahsettiğim gibi, 2005 yılında da faaliyetlere bu şekilde başlamamışlar mıydı? Bu trolcü teknelerin kaçırılmasından kısa bir süre sonra, 13 Mart 2016 tarihinde Mogadishu’dan Djibouti’e seyreden Panama Bayraklı M.T. Aris 13 Tankeri Afrika Boynuzu’nun takriben 11 mil açıklarında, mürettebatı ile birlikte, Somalili korsanlar tarafından kaçırıldı ve serbest bırakılması için fidye talebinde bulunuldu. Bilahare askeri güçlerin müdahalesi sonucu gemi ve personelin serbest bırakıldığı duyuldu. Kaçırma olayının sorumluluğunu 2008’lerin meşhur korsan kabilesi Majerteen/Siwaaqroon üstlendi. Bu acaba yine riskli bölgelerde uzun sürecek olan bir karmaşanın başlangıcı mıydı? Somali’de balıkçılıkla geçindiklerini iddia eden kabile üyelerinden bazıları son günlerde uluslararası basına verdikleri demeçlerde sıkça gelecekte daha fazla ve daha sıklıkla yabancı gemi kaçıracaklarını tekrarlayıp durmaktalar. Bunun göstergelerini aslında son bir yıldır görmekteyiz.
2016’da askeri güçlerin ve gemilerde görevli silahlı korumaların müdahaleleri sonucu 11 korsan teşebbüsü püskürtülmüş ve henüz geçen hafta içinde de 20 kişilik bir korsan grubu bir gemiyi 40 dakika takip ettikten sonra takipten vazgeçmiştir.
Tüm bunlar aradan 10 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen korsanlığın kökünün kazılamadığını ve bölgeden askeri güçleri ve silahlı korumaları çektiğimiz anda tüm filmin baştan başlayacağını göstermektedir gibime geliyor.