Ana sayfa Yazarlar Aret Taşcıyan Kapitalizm ve Kabotaj

Kapitalizm ve Kabotaj

0

Çoğunlukla İngiliz, Portekiz, İspanyol bayraklı gemilerin 1920’ye kadar serbestçe ticaret yapabildikleri Amerika Birleşik Devletleri suları, federalist ve korumacılığı ile ünlü Washington Senatörü Wesley Jones’un çabaları ile 1920’de Temsilciler Meclisi ve Senato’dan geçip yürürlüğe giren ve Jones Act diye bilinen Deniz Ticaret Kanunu (Merchant Marine Act 1920) sayesinde yabancı bayraklı gemilere kapandı. Jones Act’in asıl amacı ABD Deniz Ticaret Filosu’nu ve ABD gemi inşa sanayini geliştirip güçlendirmek, kârlılığını artırmak ve bakım onarım standartlarını yükseltmek idi. Kanun’un Deniz Ticareti ile ilgili diğer amaçlarının yanı sıra 27. maddesi aynen bizdeki Kabotaj kanununa benzer nitelikte olup hatta daha da ileri giderek şöyle der:

“ABD limanları arasında su yolu ile yapılacak tüm taşımalar ABD’de inşa edilmiş, ABD Vatandasları tarafından sahip olunan ve mürettebatları ABD Vatandaşı veya ABD’de daimi ikametgâh sahibi olan kişilerden müteşekkil gemiler tarafından yapılacaktır.”

1920 ABD Deniz Ticaret Kanunu, sadece kabotaj ticaretini koordine etmekle kendini kısıtlamamış, ABD bayraklı gemilerin yurt dışında tamiratlarına, ABD Deniz Personeli’nin tarifi ve haklarını tespit etmeye dek uzanmıştır. Birkaç örnek vermek gerekirse; yurt dışı tamirlerinde kullanılan yabancı kaynaklı sac miktarı geminin light weight’nin yüzde 10’unu geçemez. Jones Act tarifine uygun herhangi bir ABD’li denizci gemide başına gelen bir kaza sonucu armatöre maddi / manevi dava açma hakkına sahiptir, çalışma süresinin yüzde 30’dan daha az vaktini gemide geçiren herhangi biri “Jones Act” tarifine göre denizci sayılmamaktadır, buna benzer denizciliği ve denizcileri koruyan başka örnekler sıralayabiliriz. ABD Deniz Ticaret Kanunu en son 2006’da olmak üzere çeşitli kereler değişikliğe uğramış ancak bugüne dek kabotaj özelliği dahil temel amaç ve karakterinden bir şey kaybetmemiştir.

Gelelim günümüze, birçoğunuz zaten ABD gibi kapitalizmin merkezi olan bir ülkede böyle merkeziyetçi ve korumacı bir kanun bugüne dek nasıl yaşamış diye kendi kendinize soruyorsunuzdur. Ben şahsen bu soruyu defalarca sordum, muhafazakar ekibin temsilcisi Arizona Senatörü John McCain ise yeni uyanmış olmalı ki Ocak 2015’te Senato’da özetle aşağıdaki konuşmayı yaptı.

“Sayın Başkan, bugün bu zeminde sizlere hazırlamış olduğum bir kanun değişikliği hakkında konuşmak istiyorum; 1920’lerden bu yana serbest ticaretin önünü kesen, ekonomimizi boğan, tüketiciyi zarara sokan ve rekabetçi hizmet teminini engelleyen, büyük ölçüde işçi sendikalarının lehine olan ve “Jones Act” olarak bilinen kanundan bahsediyorum. Teklif ettiğim değişiklikler ile yurt dışında imal edilen gemilerin ABD limanları arasında ticaret yapmalarına olanak sağlanacak böylece ABD’li üretici ve tüketicilere almış oldukları ürün ve hizmetlerde bugüne kadar görülmemiş bir rekabet ortamı açılmış olacaktır.

Jones Act’in yürürlüğe girdiği 1920’lerde tabii ki bir rasyonali vardı ancak bu rasyonal o yıllardaki görevini çoktan yerine getirmiştir. Bugün ise, nakliye masraflarını artırmak, ABD’li çiftçilerin ve üreticilerin global piyasalardaki rekabetçi gücünü azaltmak ve Amerikan tüketicilerinin maliyetlerini artırmaktan başka bir ise yaramamaktadır.

Örneğin;* son zamanlarda ABD’li konteyner taşımacısı Matson Lines ABD’de inşası için iki adet 3,600 teu’luk konteyner gemisi için 418 milyon dolar yatırım yapmıştır. Gemi başına 209 milyon dolar. Bu yatırımı yapmasındaki neden gemilerin ABD’de inşa edilmesi ve kabotaj hattında yük taşıyabilmesidir. Bu gemilere eş gemileri yurt dışında 40 milyon dolar civarında inşa ettirebilmek varken sadece Jones Act’den yararlanabilme uğruna gemi başına 209 milyon dolar yatırım yapılmaktadır. Ayrıca, bu tür bir geminin günlük operasyon gideri yurt dışında 6,000 dolar civarında iken ABD’de bu rakam 22,000 dolar’dır.** Bununla da bitmemektedir, Meksika Körfezinden Kuzey Doğu ABD’ye taşınan ham petrole ödenen navlun varil başına 5 ila 6 dolar arasında değişmektedir. Buna karşılık yabancı bayraklı gemiler ile yine Meksika Körfezi’nden Kanada’nın Doğu sahillerine taşınan ham petrol için ödenen navlun varil başına 2 dolar civarındadır. Bu petrol üreticileri için tanker başına ortalama 1 milyon dolarlık ek bir maliyet getirmektedir.

ABD tüketicileri yabancı kaynaklı otomobiller alabiliyorlar, kara nakliyecileri yabancı yapım kamyonlar alıp yurt içi taşıması yapabiliyorlar, Demiryolu şirketleri yabancı yapım lokomotifler ile ABD içinde taşıma yapabiliyorlar, Uçak şirketleri yabancı yapım uçakları ithal edebiliyorlar iken; niçin Deniz Ticaret Filosu yetkililerimiz yurt dışında beş kat daha ucuza gemi inşa edip bu avantajı tüketici ve üreticilerimize yansıtamıyorlar.”

Senator McCain’in konuşması bu kadar ile bitmiyor tabi ki ve devam ediyor. Ben ise buradan bir mesaj vermek istiyorum, bu mesajım öncelikle Gemi İnşa Sanayicilerimize.

Stratejik olarak, Türkiye’de Kabotaj’a bir süre daha sahip çıkmamız görüşündeyim, ayrıca Türkiye’deki Kabotaj korumacılığı hiçbir zaman ABD’deki kadar katı olmadı, ancak ABD er ya da geç Jones Act’i değiştirecek ve ABD Deniz Ticaret Filosu’nu yabancı tersanelere açacaktır. Cumhuriyetçiler’in hem Senato’da hem Temsilciler Meclisi’nde çogunluğu tuttukları bu dönemde böyle bir kararın fazla da gecikeceğini tahmin etmiyorum. Gemi İnşa Sanayi temsilcilerimiz bence vakit geçirmeden temaslarını kurmaya başlasınlar bu konuda alt yapıyı, zemini hazırlasınlar ki; bir kanun değişikliği esnasında gelişmeleri geriden takip etmesinler.

Benden hatırlatması….

*Örneklerde verdiğim rakamlar John McCain’in kullandığı rakamlar olup benim hiçbir katkım ve yorumum yoktur, bu konuyu irdelememdeki neden Senator McCain’in bahsettiği yurt dışı maliyetlerinde de biraz abartılı rakamlar kullanmasından kaynaklanmaktadır.

**Kaynak: U.S. Maritime Administration (MARAD)