İspanyol bilim insanları, Aral Gölü'nün yeniden suyla doldurulmasının karbon kredileriyle finanse edilebileceğini öne sürdü. Çalışmaya göre gölün kuruyan tabanı bugüne kadar yaklaşık 748 milyon ton karbondioksit salımına neden oldu.
Dünyanın en büyük çevre felaketlerinden biri olarak kabul edilen Aral Gölü'nün kuruması, yalnızca ekosistemi değil küresel iklimi de etkiliyor. İspanyol araştırmacıların Science dergisinde yayımlanan yeni çalışmasına göre, Kazakistan ile Özbekistan arasında bulunan ve büyük ölçüde kuruyan gölün tabanı, bugüne kadar yaklaşık 748 milyon ton karbondioksit (CO₂) salımı gerçekleştirdi. Bu miktar, İspanya, Fransa ve Belçika'nın toplam bir yıllık emisyonuna eşdeğer.
Araştırmacılar, göl tabanında hâlâ atmosfere salınmayı bekleyen yaklaşık 605 milyon ton CO₂ bulunduğunu hesapladı. Bilim insanları, bu potansiyel emisyonun karbon kredilerine dönüştürülerek uluslararası finansman sağlanabileceğini ve elde edilecek kaynakla Aral Gölü'nün yeniden suyla buluşturulabileceğini savunuyor.
Dünyanın en büyük çevre felaketlerinden biri
Aral Gölü, 1960'lı yıllara kadar dünyanın en büyük dördüncü gölüydü. Ancak Sovyetler Birliği döneminde pamuk üretimini artırmak amacıyla gölü besleyen nehirlerin suları tarımsal sulamaya yönlendirildi. Bunun sonucunda göl hızla küçüldü ve bugün eski yüzölçümünün yalnızca yüzde 10'undan daha azı suyla kaplı durumda.
Araştırmanın yazarlarından, İspanya'daki Blanes İleri Araştırmalar Merkezi'nden Rafael Marcé, benzer tehlikenin dünyanın birçok bölgesinde yaşandığını belirterek, ABD'deki Great Salt Lake ve Salton Denizi, İran'daki Urmiye Gölü, Çad Gölü, Bolivya'daki Poopó Gölü ve hatta Hazar Denizi'nin de benzer risklerle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Kuruyan göller neden karbon salıyor?
Normal koşullarda göller atmosferden alınan karbonun depolandığı doğal karbon yutakları olarak görev yapıyor. Ancak göl kuruduğunda, suyun altında oksijensiz ortamda kalan tortular havayla temas ediyor. Bu durum mikroorganizmaların organik maddeleri parçalayarak büyük miktarda karbondioksit salmasına neden oluyor.
Araştırma ekibi, 2022 yılında Aral Gölü'nün kuruyan tabanında saha çalışması gerçekleştirdi. Gölün farklı dönemlerde kuruyan bölgelerinden alınan toprak örnekleri incelendi. Analizler, yakın dönemde kuruyan alanlarda organik karbonun daha fazla korunduğunu, uzun yıllar önce kuruyan bölgelerde ise bu karbonun büyük ölçüde atmosfere karıştığını ortaya koydu. Bu veriler sayesinde geçmişte gerçekleşen ve gelecekte gerçekleşmesi beklenen karbon salımı hesaplandı.
Karbon kredileriyle restorasyon önerisi
Bilim insanları, henüz atmosfere karışmamış 605 milyon tonluk karbon salımının önlenmesini karbon kredisi sistemine dahil etmeyi öneriyor. Buna göre şirketler, Aral Gölü'ndeki emisyonların engellenmesine finansman sağlayarak karbon kredisi elde edebilecek ve kendi emisyonlarını dengeleme imkânı bulacak.
Araştırmaya göre karbon kredilerinin piyasa değerine bağlı olarak bu sistem 3,1 milyar ila 15,8 milyar avro arasında finansman sağlayabilir. Çalışmada ayrıca yaklaşık 8,5 milyar avroluk yatırımla bölgedeki verimsiz sulama altyapısının modernize edilmesi halinde, Aral Gölü'nün 1960'lardaki yüzölçümünün yaklaşık yarısının yeniden suyla kaplanabileceği ifade ediliyor.
Ağaçlandırma yeterli değil
Araştırma, bölgede yürütülen ağaçlandırma çalışmalarının karbondioksit emilimi açısından beklenen etkiyi oluşturmadığını da ortaya koydu. Bilim insanlarına göre kuruyan göl tabanındaki karbon salımını durdurmanın en etkili yolu, alanın yeniden suyla kaplanması.
Karbon kredisi sisteminin iklim politikalarında zaman zaman eleştirildiğini hatırlatan araştırmacılar ise Aral Gölü örneğinde bilimsel verilerin güçlü olduğunu ve bu modelin ciddi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Çalışmanın yazarları, Aral Gölü'nün tamamen eski hâline döndürülmesinin teknik ve siyasi açıdan zorlu bir süreç olduğunu kabul etmekle birlikte, doğru su yönetimi ve uluslararası finansman desteğiyle önemli ölçüde iyileşmenin mümkün olabileceğini belirtiyor.






