ABD Başkan Trump ve Rusya Devlet Başkanı Putin, Cuma günü Alaska’da bir araya gelecek. Zirvenin ilginç bağlantıları olacak. Vladimir Putin’in 2015’den bu yana ilk defa ABD’ye gidecek olması ve Biden ile Putin arasında 2021 yılında Cenevre’de yapılan görüşmelerin ardından iki ülke arasında başkanlık düzeyinde ilk zirve olacak olması şimdilik bunlar arasında en öne çıkanları.
Zirvenin açıklanmasının ardından, Trump’ın Rusya’ya verdiği ateşkes ilanının son tarihi olan 8 Ağustos’u da unutulmuş görünüyor. Eğer Rusya, Ukrayna’da 8 Ağustos’a kadar ateşkes ilan etmezse, Trump tarafından ağır ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya kalacağı açıklanmıştı. Şimdilik bu konu hasır altı edilmiş durumda.
Görüşme, kamuoyuna açıklandığında yarattığı gürültüye yakışır şekilde gerçekleşirse, savaşı sona erdirmek için duraksamış olan diplomatik çabalarda bir dönüm noktası olabilir. Ukrayna'nın bazı toprak tavizleri, Ukrayna'nın NATO'ya katılmasını engelleyen taahhütler, Ukrayna'nın gelecekteki ordusunun silahlandırılmasına ilişkin hükümler ve Rusya'nın gelecekte güç kullanmayacağına dair vaatler gibi başlıklarda anlaşıldığı takdirde barış gerçekleşebilir. Ancak Zelenski’nin bu başlıklardan bazılarına kuvvetli itirazı olabilir. Ukraynalı lider, ülkesinin topraklarını terk etmeyeceğini açıklasa da savaş cephesindeki mevcut hatlarda bir ateşkes Kiev tarafından defacto olarak kabul edilmiş görünüyor.
Rusya ayrıca bu zirvenin yapılmasını engellemek için büyük bir provakasyon olabileceği uyarısında bulundu. Moskova tarafından, Rusya – Ukrayna Savaşı’nın sürmesini isteyen bazı ülkelerin bu zirveyi aksatmak ya da iptal ettirmek için bazı provokasyon veya dezenformasyon yapabileceği söyleniyor. Kremlin bu açıklamayla, Ukrayna topraklarının Rusya’ya devredilmesini içeren bir anlaşmaya karşı çıkabilecek Avrupa hükümetlerini kastettiği iddia ediliyor.
Mart 2023’te Ukrayna’dan Rusya’ya zorla sınırdışı edilen çocuklarla ilgili olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında arama kararı bulunan Putin için Alaska iyi bir seçenek olabilir. Çünkü ilgili mahkemeyi, Rusya gibi ABD de tanımıyor. Trump ve Putin’in görevdeyken son görüşmeleri 2018 yılında Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de gerçekleşmişti.
Putin’in ABD ziyareti ne anlama geliyor?
Putin şimdiye kadar yedi defa ABD’ye gitti. İlk ziyaretini Eylül 2000 tarihinde dönemin başkanı Bill Clinton’la Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda gerçekleştiren Putin, son ziyaretini ise yine bir Eylül ayında bu defa 2015 yılında yaptı ve yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Barack Obama’yla görüştü.
Yüz yüze olarak en çok Bush’la görüşen Putin; 2001 yılında hem New York hem de Teksas’da, 2003 yılında BM Genel Kurulu için tekrar New York’ta, 2004 yılında G8 zirvesine ve eski başkan Ronald Reagan’ın cenazesine katılmak için tekrar ABD’ye gitti. 2005 yılında Dünya Zirvesine katılmak için bu kez New Jersey’e gitti.
11 Eylül saldırılarının ardından Bush’a tam destek veren Putin, Barack Obama göreve başladıktan sonra yakın bir ilişki kurmaya çalıştı. 2007 yılında Bush’un Maine eyaletindeki aile evine misafir olduktan sonra cumhurbaşkanlığı görevini Medvedev’e devreden Putin, takip eden dört yıllık başbakanlığı döneminde ABD ziyareti gerçekleştirmedi.
2012 yılında tekrar Devlet Başkanı olarak Kremlin’e dönen Putin, bilinen son ABD ziyaretini 2015 yılında yaptı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında Obama’yla görüştü. Bu tarihten sonra ABD topraklarına hiç ayak basmadı. Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde gayet yakın ilişkiler kurulsa da ABD’de hiç görüşme gerçekleştirilmedi.
Putin’in Alaska ziyareti, bir aksilik çıkmazsa, birçok açıdan tarihi işlev görecek. Her ne kadar Trump bu görüşmeye eli güçlü giren taraf olduğunu düşünse ve yaptığı baskılar sonucu Putin’i yumuşattığını izlenimine kapılsa da, Rusya’nın Trump’ın söylemlerine aldırış etmeden Ukrayna şehirlerine saldırılar düzenlemeye devam etti.
1867 yılında Rus imparatorluğu, çökmekte olan ekonomisiyle savunamayacağı gerçeğiyle yüzleştikten ve sanayileşme hamlelerini finanse edebilmek için ABD’ye sattığı Alaska; bu defa Rusya’nın toprak kazanma hırslarıyla başlattığı bir savaşı sonlandırabilmek yapılacak görüşmelere ev sahipliği yapacak.
İlginizi çekebilir: Ukrayna Savaşı’nda görüşmeler hızlanıyor https://www.marinedealnews.com/ukrayna-savasinda-gorusmeler-hizlaniyor/

Zirveden beklentiler
Donald Trump geçtiğimiz Cuma günü, “bir kısmını geri alacağız, bir kısmını değiştireceğiz ve her iki tarafın da yararına olacak şekilde toprak takasları olacak” demişti. Şu anki durum Ukrayna’nın lehine görünmüyor ve Rusya’yı toprak iadesine ikna edecek bir gerekçe henüz ortada yok.
Kremlin tarafının görüşmeye atfettiği önem Vladimir Putin’in küresel bir güç odağı olduğuna yönelik algının güçlendirilmesiyle ilgili. Yine de, geçtiğimiz hafta Moskova’da yapılan görüşmede Putin'in Witkoff'a, Ukrayna'nın Kırım ile birlikte Donetsk ve Luhansk bölgelerinden güçlerini çekerek Rusya’ya bırakması halinde tam bir ateşkes teklif edeceğini söylediği bildirildi. Ancak Putin'in Zaporijya ve Herson gibi diğer tartışmalı bölgelerden çekilip çekilmeyeceği veya sadece cephe hatlarını dondurup dondurmayacağı konusunda hala bir muamma hakim.
“Toprak takası” teklifinin Kiev için birçok sakıncası bulunuyor. Ukrayna’nın elinde bir Rus toprağı yok. Bu da, Ukrayna toprakları içerisinde Kiev’in kontrolünde bulunan topraklarla Rus Rus ordusunun kontrolünde bulunan bölgelerin takası anlamına geliyor. Zelenski bu konu hakkında “Ukraynalılar topraklarını işgalcilere teslim etmeyecek” dese de, günün sonunda ABD’nin ne diyeceği de önemli. Trump’ın Putin’le bir anlaşma yapıp bunu Zelenski’ye dayatma ihtimali hiç de az değil.
Kremlin kulislerinde Ukrayna Ordusu’nun birkaç ay içinde çökebileceği senaryolarının konuşulduğu ve Trump ile bire bir yapılabilecek bir pazarlıktan daha fazla taviz kopartılabileceği düşüncesi hakim olduğu söyleniyor. Bu aşamada, Kiev’in Moskova’ya karşı eli ne kadar güçlü tartışma konusu.
Bir diğer tartışma konusu da zirveye Ukrayna lideri Zelenski’nin katılıp katılmayacağı. Putin’in bunu asla kabul etmeyeceği biliniyor. Yıllarca Zelenski’nin liderliğini meşru bile görmemesi bir yana onunla eşit bir konumda görüşmek istemeyeceği tahmin ediliyor.
Trump’ın Putin’e sunacağı teklifler tartışma konusu. Ukrayna’nın Donetsk cephesinden tamamen çekilmesi ve o cephenin dondurulması, ardından ortaya bir barış planının konulması ve bu plan üzerinde müzakereler yürütülmesi. Zelenski’nin bunu kabul edebileceği tek denklem Rusya'nın Zaporizhia nükleer santralinden veya Harkov, Sumi, Dnipropetrovsk ve Mıkolayiv gibi yerlerden çekilmesi olabilir.
Avrupa bu anlaşmaya dahil edilmek istiyor
Avrupalı liderler, Alaska’da yapılacak zirveye kendilerinin de katılması gerektiğini öne sürüyor. Beyaz Saray’ın Zelenski’nin davet edilmesini değerlendirdiği açıklandı.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “Ukrayna’nın geleceğine Ukraynalılar olmadan karar verilemez” dedi. “Avrupalılar da kendi güvenlikleri söz konusu olduğu için mutlaka çözümün bir parçası olacaklardır.”
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de “Ukrayna'nın bağımsızlığına ve egemenliğine saygı duyan adil ve kalıcı bir barışa ulaşmalıyız” diyerek Ukrayna’ya desteğini yineledi.
Avrupalı liderler aynı zamanda Rusya ile yapılacak bir barış görüşmesinde Kiev’in de olması gerektiği açıklaması yaptı. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, Finlandiya ve Avrupa Komisyonu liderlerinin yaptığı ortak açıklamada “ulusararası sınırların zorla değiştirilmemesi gerektiği” vurgusu yapıldı.






