Kritik mineraller, altyapı yatırımları ve ABD-Avrupa-Çin arasındaki stratejik rekabet, Afrika’nın küresel ekonomideki önemini artırıyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zambiya bakır ve kobalt, Zimbabve ve Namibya lityum, Fas ve Mısır ise sanayi, lojistik ve mineral kaynaklarıyla öne çıkıyor.
Dördüncü sanayi devrimiyle birlikte batarya teknolojileri, dijital altyapı, havacılık ve savunma sistemleri için kritik minerallere olan ihtiyaç artarken, bu kaynakların dünya pazarlarına ulaştırılmasını sağlayan liman, demir yolu ve enerji altyapıları da stratejik önem kazanıyor.
ABD ve Avrupa Birliği’nin Çin merkezli tedarik zincirlerine olan bağımlılığı azaltma arayışı, Afrika ülkelerini Washington ve Brüksel açısından daha önemli bir konuma taşıyor.
ABD ve AB Afrika’da rekabeti artırıyor
ABD ve AB, kritik tedarik zincirlerini çeşitlendirme konusunda benzer hedeflere sahip olsa da Afrika’daki yatırım ve siyasi nüfuz mücadelesinde kendi şirketleri ve kurumları arasında rekabet de devam ediyor.
Çin’in Afrika’daki etkisinin temelinde finansman, altyapı, diplomasi ve şirket faaliyetlerini devlet koordinasyonuyla bir araya getiren yaklaşımı bulunuyor. ABD ve AB’nin karar alma süreçlerinin daha parçalı olması nedeniyle bu modeli tamamen kopyalaması mümkün görünmüyor.
Buna karşın artan jeopolitik rekabet ve kritik tedarik zincirlerinin stratejik hale gelmesi, Washington ve Brüksel’i Afrika politikalarında daha koordineli hareket etmeye yöneltiyor.
AB, Global Gateway ve Avrupa Yatırım Bankası üzerinden altyapı yatırımlarını desteklerken, ABD Kalkınma Finans Kurumu, Eximbank ve Millennium Challenge Corporation gibi kuruluşları kullanıyor.
Lobito Koridoru öne çıkıyor
Bu yeni yaklaşımın en önemli örneklerinden biri Angola, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zambiya’yı birbirine bağlayan Lobito Koridoru.
Bakır ve kobalt kaynaklarının Atlantik kıyısındaki Angola üzerinden küresel pazarlara ulaştırılmasını amaçlayan koridor, aynı zamanda tarım, enerji, lojistik ve sanayi yatırımlarını da desteklemeyi hedefliyor.
AB, Global Gateway kapsamında koridor ve çevresindeki ekonomilerle bağlantılı yatırımlar için 2 milyar Euro’dan fazla kaynak taahhüt etti.
Zambiya da ABD’nin Millennium Challenge Corporation tarafından finanse edilen 491 milyon dolarlık programın kapsamını genişleterek Bakır Kuşağı ve Kuzeybatı bölgelerindeki altyapı yatırımlarını destekleme kararı aldı.
Batı Afrika’da ise Dakar, Praia ve Abidjan’ı birbirine bağlamayı amaçlayan çok modlu ulaşım koridoru, kıta içindeki ticaret ve lojistik bağlantıların güçlendirilmesine yönelik girişimler arasında yer alıyor.
Afrika artık yalnızca madenleriyle değerlendirilmiyor
Afrika’ya yönelik yatırımlarda kaynakların yanı sıra altyapı, enerji güvenliği ve düzenleyici ortam da giderek daha belirleyici hale geliyor.
Kaynaklarını çıkarabilen ancak bunları işleyebilecek altyapıya sahip olmayan ülkelerin yerine, üretim ve işleme süreçlerini bir arada sunabilen ekonomilerin daha fazla yatırım çekmesi bekleniyor. Afrika Birliği’nin Yeşil Mineraller Stratejisi de kaynakların çıkarıldığı ülkelerde işlenmesini ve bölgesel sanayileşmenin geliştirilmesini hedefliyor.
Benzer dönüşüm enerji sektöründe de yaşanıyor. Afrika ülkeleri uzun yıllar ham petrol ihraç ederken rafine petrol ürünlerini ithal etti. Artan nüfus ve enerji talebi ise kıtanın rafinaj kapasitesini artırmasını zorunlu hale getiriyor.
Nijerya’daki günlük 700 bin varil kapasiteli Dangote Rafinerisi’nin 2029’a kadar kapasitesini 1,4 milyon varile çıkarması planlanıyor. Angola’da ise İtalyan enerji şirketi Eni, ülkenin rafinaj kapasitesinin geliştirilmesinde rol oynuyor.
Havacılık ve savunma yeni yatırım alanları olabilir
Afrika’nın stratejik değerinin madenlerin ötesine taşınabileceği alanlardan biri de havacılık ve savunma olarak öne çıkıyor.
Airbus, Afrika’daki hava trafiğinin önümüzdeki 20 yılda üç katına çıkmasını ve bölgede 1.500’den fazla yeni uçağa ihtiyaç duyulmasını bekliyor.
Fas ise havacılık sektöründe üretim zincirinde daha üst basamaklara çıkmaya çalışıyor. Ülkede yaklaşık 150 havacılık şirketi faaliyet gösterirken, sektörde 25 bin kişi istihdam ediliyor. Havacılık ihracatı 2024’te yaklaşık 2,8 milyar dolara ulaştı.
Fransız havacılık ve savunma şirketi Safran da Kazablanka’da Airbus motor montaj hattına 200 milyon Euro, Fas’taki bakım ve onarım tesisine ise 120 milyon Euro yatırım açıkladı.
Ruanda gibi ülkeler ise dijital hizmetler, uydu uygulamaları ve yer istasyonu altyapısı gibi alanlarda yeni kapasite oluşturarak Afrika’nın kaynak dışı sektörlerde de yatırım çekme potansiyelini artırıyor.






