
Güç delileri çıldırdı yine. Her yerde savaş, her yerde ölüm… Her gün defalarca tekrar eden insanlık suçları… Acıların ve savaşların durması için empatiye de ihtiyaç var. Edebiyat empatiyi hatırlamanın, hatırlatmanın en etkili biçimlerinden; kendi varoluşumuza hapsolmadan başkasının gerçeğine bakabilmenin en iyi yollarından biri
Edebiyatın yaptığı en güzel şeylerden biri empatiyi yaşamımıza taşıyabilmesi sanırım. Okuyucunun “öteki”ne ulaşmasını sağlar edebiyat. Bütün farklılıklarıyla ötekini keşfetmenin yolunu açar, farklılıklara önyargısız bakabilmeyi öğretir. Kalıplaşmış algıları aşarak daha geniş perspektifle ve daha gelişmiş bir kavrayışla zihnimizi ötekine açabilmemiz kimi zaman edebiyatın sayesinde olabilir yani. Farklı olanı kavramak ve benimsemek için güçlü ve nesnel bir bakış! Bu ancak sanatın veya edebiyatın sağlayabileceği ayrıcalıklı bir tavırdır.
Susan Sontag Başkalarının Acısına Bakmak kitabında, “Bir adım geri çekilip düşünmekte yanlış olan hiçbir şey yoktur” der. Sonra da ötekileştirmenin önyargısıyla alay eder. “Zaten birçok bilge kişi şöyle dememiş midir: Hiç kimse aynı ânda hem düşünüp hem de birine vuramaz.”
Önyargıdan ötekileştirmeye
Elisabeth Young-Bruehl Çocuk Düşmanlığı adlı kitabında, önyargının kısmîlik ve taraftarlığın bileşimi yoluyla hiyerarşik bir ikili yapı kurarak anlamayı engellediğini söyler. “Bir varlık sınıfının diğerinden öncelikli olduğu yolundaki önyargı, bu sınıfın üstün olduğu, diğerini yönetmeye ya da egemenliği altına almaya (hatta bütün ekolojiyi egemenliği altına almaya) uygun olduğu düşüncesine doğru genişler.”
İşte bu ikili hiyerarşik yapının kısırlığında şekillenen önyargı ötekileştirmeye giden karanlık yolun kapılarını sonuna dek açar. Orada her çeşitten fanatizm, eşitsizlik, köleleştirme, toplumsal çirkinlik ve elbette kaçınılmaz olarak şiddet ve faşizmin her türlü yansıması bulunur.
Ötekileştirme günahından uzak kalabilmenin yolu ise empatiden geçer. Geçerken de yol üzerinde çoğulculuğa uğrar, hayata duyulan saygıya selam verir, özgürlüğe yoldaş olur. Tabii yol boyu nanik yaptıkları da vardır. Kendini merkeze koyanların, dünyayı iki uçlu bir algı içinde kavrayanların, karşısındakine bakıp da göremeyenlerin kısırlığına işaretini çakar. O işaret her dilde, her kültürde değişir ama anlamı aynıdır.
Başkasının gerçekliği
Benzer şekilde empatinin de edebiyatın yolunu açtığını söylemek yanlış olmaz. Yazar hangi teknikle, nasıl yazarsa yazsın, hatta bazen kendi kendine sayıklasa bile, her metin okunduğu andan itibaren bir diyalogtur. Öyleyse rahatlıkla edebiyatın varoluşu gereği tepkiyi içerdiğini söyleyebiliriz. O halde edebiyatın etkileşimi doğurduğunu ve iletişimin önünü açtığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Ve eğer edebiyatın işlevlerinden biri ortaya sorular atmak, yanıtlar aramak, ezber bozmak, kalıpları kırmak, önyargıları temizlemekse, eninde sonunda bizi kendimizden farklı bir gerçekliğe götürecektir. Empatinin vizyonuyla başkasının gerçekliğine…
Türk edebiyatında, yakın dönemden bir örnek vermek gerekirse, Irmak Zileli’nin Son Bakış’ı tam yerine oturuyor. Türkiye’de kayıt dışı çalışan bir zorunlu göçmenin, Tina adlı bir Gürcü kadının hikâyesi var kitapta. Onun Türkiye topraklarındaki farklı sesinden eril otoritenin karşısında kadın olmanın zorluğunu, dilini bilmediğin ülkelerde varolmanın derdini, insan olmaktan doğan haklarının yabancı olmakla nasıl görünmez kılındığını öğreniyoruz romanda. Her insanın tek başına nasıl bir dünyayı içerdiğini, her hayatın bizimkiyle nasıl benzeştiğini gösteriyor kitap bize. Çağımızın en büyük sorunlarından biri hâline gelen zorunlu göçlerin, göçmen olmanın hâlleri üzerine düşünmemizi sağlıyor. En önemlisi, başkasına bakmaya, ötekini anlamaya, kendi dışımıza çıkmaya zorluyor bizi; empatiye davet ediyor. Bizden olmayanlara karşı duruşumuzu, davranışlarımızı sorgulamaya çağırıyor. Türkiye topraklarında geçen evrensel bir hikâyeye evrensel bir bakış, evrensel bir çağrı!
Edebiyat özgürlüktür
Edebiyat dünyayı ve insanı anlama yolunda ilerlememizi sağlayabilir, çünkü edebiyatın dünyayı ve insanı anlatma gücü eşsizdir. Çocuk edebiyatında basit ama etkili tarzıyla ve tabii çizerinin sevimli çizgileriyle hatırlanan, Max Velthuijs’in Kurbağa ve Yabancı’sında anlatıldığı gibi, bize yabancı olana karşı duyduğumuz tepkinin kaynağı önyargılar ve cehalettir.
İnsan evrimini tamamlamamış bir tür olarak zehirlidir. Doğadaki diğer canlılar gibi geniş bir perspektifi, alternatiflere açık bir kavrayışı ya da kucaklayan bir varoluşu yoktur henüz. Edebiyat insanların birbirine ve içinde yaşadıkları çevreye kalıpların dışına çıkan bir anlayışla bakmasını sağlayabilir.
Çağdaş Bulgar yazarlardan Momchil Nikolov, Fabien isimli öyküsünde, kimi yabancı olarak gördüğümüzü anlatırken toplumun kalıp yargılarının ve sağduyudan uzak, körelmiş zihinlerin sabit fikirlerinin etkisini ortaya koyar. Kör bir toplumsal baskının yarattığı zorbalığın altını çizer.
Romanın başkarakteri, hayatla ilişkisi zayıf, yalnızlık içindeki Fabien kendisine iyi davrandığını düşündüğü, oysa sürekli ona bir şeyler satan dükkân sahibi Val’ın her şeyi bildiğine inanır. “…her şeyi biliyordu. Ve oldukça nefret ediyordu. Val zencilerden nefret ediyordu. Yahudilerden, Araplardan, Çinlilerden, Hintlilerden ve Çingenelerden de. Evet Val bayağı çok insandan nefret ediyordu (…) Val sevebiliyordu da. Dobermanları, silâhları, elektronik müziği ve cuma akşamları tekila içmeyi seviyordu. (…) Val’in arkadaşları Val gibiydi. Dobermanları, silâhları, elektronik müziği ve cuma akşamları tekila içmeyi seviyorlardı. Zencilerden, Yahudilerden, Araplardan ve diğerlerinden nefret ediyorlardı. Diyorlardı: Fabien bizimle olduğuna göre elektronik müziği ve dobermanları sevmelisin. Ve zencilerden, Yahudilerden, Araplardan ve diğerlerinden nefret etmelisin, çünkü nefret etmezsen arkadaşımız değilsin.”
İzninizle son sözde tekrar Susan Sontag’a uzatayım elimi…
Edebiyat özgürlüktür, diyor Sontag. “Özellikle de birer değer olarak okumanın ve içedönüklüğün ayaklar altına alındığı bir çağda edebiyat, özgürlüğün ta kendisidir.”
Bu haberin/makalenin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. Kaynak gösterilse dahi aktif link verilerek kullanılabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayımlayanlar hakkında yasal işlem başlatılır.





