AB’nin yeniden silahlanması Türkiye’nin mi elinde?

MDN MEDIA
  • |

AB'nin yeniden silahlanma çabaları, alüminyum, silikon, titanyum, nikel, bakır gibi kritik hammaddelere olan aşırı bağımlılığı nedeniyle zafiyete uğrayabilir. Türkiye ise, kritik 17 hammaddenin dünyadaki en büyük üreticilerinden…

Brüksel, kritik hammaddelere bağımlılığı azaltmak için ham maddelerin blok içinde çıkarılması, geri dönüştürülmesi ve çeşitlendirilmesi için çalışıyor, ancak uygulama büyük bir sorun olmaya devam ediyor.

Alüminyum, silikon, titanyum, nikel, germanyum, bakır ve tantal gibi modern ana muharebe tankının standart bileşenleri, Avrupa'da az bulunuyor. Avrupa, kilit sivil ve savunma teknolojileri için ihtiyaç duyduğu kritik ham maddelerin sadece yüzde 1 ila yüzde 5'ini üretiyor. Önümüzdeki yıllarda talep önemli ölçüde artacak. AB, 2030 yılına kadar nadir toprak metallerine olan talebin 6 kat, lityuma olan talebin ise 2050 yılına kadar 7 kat artacağını öngörüyor.

AB’nin teknolojik gelişimi için şart

Euronews’in haberine göre; Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) tarafından hazırlanan bir raporda, bu endişeler dile getirildi. Ancak mevcut jeopolitik iklim, Avrupa'nın enerji dönüşümüne yönelik çabaları ve teknolojik açıdan daha gelişmiş bir sanayi tabanına duyulan ihtiyaç bu endişeleri arttırıyor.

Son aylarda AB, yeniden silahlanma ya da Rusya'nın bir üye ülkeye olası saldırısı karşısında “savunmaya hazır olma” konusundaki söylem ve eylemlerini arttırdı. Yine de savunma harcamaları ön plana çıkarken, kritik ham maddelerin (CRMs) savunma sektöründeki kritik rolü büyük ölçüde göz ardı ediliyor.

Hayati endüstriyel malzemeler tekelleşti

IISS araştırmacıları “Batılı devletlerin potansiyel düşmanları, bazı durumlarda, ya mevcut savunma platformlarında kullanılan ya da Avrupa'nın dijital ve endüstriyel gelişimini ve enerjiye geçiş hedeflerini güçlendirmek için gerekli olan hayati malzemelerin tedarikinde neredeyse tekel konumundadır” uyarısında bulundu.

Türkiye en büyük üreticilerden

2016-2020 yılları arasında Çin, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), Rusya, Güney Afrika ve Türkiye, geçtiğimiz yıl Avrupa Komisyonu tarafından “kritik” olarak sınıflandırılan 17 ham maddenin dünyadaki en büyük üreticileri oldu.

Aynı dönemde AB, lityum, magnezyum, fosfor, skandiyum, titanyum ve vanadyum gibi maddelerin ithalatında tamamen Çin'e bağımlı hale geldi. Çin uzun zamandır tedarik zinciri hakimiyeti için yatırım yapıyor: Sadece madencilikte değil, aynı zamanda rafine etme ve işleme yeteneklerinde de.

AB kritik hammaddelere erişim için çabalıyor

RAND Europe kıdemli savunma analisti Rebecca Lucas, ABD'nin ticaret politikasına ilişkin süregelen belirsizlikle birlikte, özellikle kullanılabilir formdaki kritik ham maddelere erişimin “belirsiz” olmaya devam ettiğini söyledi.

Lucas, “AB'nin mevcut kritik ham madde kaynaklarına alternatiflerin neler olduğunu kesinlikle anlaması ve kaynak çeşitliliğini en üst düzeye çıkarmalarını sağlayacak politikalar izlemesi gerekecektir” tavsiyesinde bulundu.

Avrupa havacılık, güvenlik ve savunma sanayileri de benzer bir görüşü paylaşıyor. Avrupa Havacılık, Güvenlik ve Savunma Sanayii Birliği'nden (ASD) bir sözcü, “Çeşitlendirme esastır ve sektörümüz aktif olarak alternatif kaynaklar peşinde koşmakta, dayanıklılığı güçlendirmekte ve mümkün olan her yerde tek noktadan bağımlılıkları azaltmaktadır” dedi.

Avrupa Komisyonu Mayıs 2024'te bu bağımlılıkları azaltmaya yönelik çözüm olarak “Kritik Ham maddeler Yasası’nı (CRM Act) sundu. Düzenleme ile yerli kapasitenin artırılması, ithalatın çeşitlendirilmesi ve geri dönüşümün teşvik edilmesi amaçlanıyor.

Hedef 2030

AB Komisyonu, 2030 yılına kadar AB’nin yıllık talebinin yüzde 10’unun yerli çıkarma, yüzde 40’ının yerli işleme ve yüzde 25’inin AB içinde geri dönüşüm yoluyla karşılanmasını sağlamayı amaçlıyor. Yönetmelik ayrıca belirli bir CRM için herhangi bir üçüncü ülkeye bağımlılığı yüzde 65'ten fazla olmayacak şekilde sınırlandırmayı hedefliyor.

Ancak hedefler ve arz arasındaki uçurum geniş ve asıl zorluk bu planların uygulanmasında yatıyor. Lucas, “Amaç ve hedeflerin ortak bir şekilde anlaşılmasını sağlamaya devam etmek, Avrupa savunma sanayi kapasitesinin doğru bir şekilde haritalandırılmasını sürdürmek gibi, burada kilit bir kolaylaştırıcı olacaktır” ifadesini kullandı.

ASD'ye göre, CRM bağımlılığı savunma sistemleri ve ekipmanları arasında farklılık gösterse de kritik ham maddelere güvenli ve öngörülebilir erişimin Avrupa'nın savunma ve yeniden silahlanma hedefleri için “vazgeçilmez” olduğuna şüphe yok.

ASD sözcüsü, “Gelişen jeopolitik ortam, kritik tedarik zincirlerinin maruz kaldığı riskleri ve kırılganlığını önemli ölçüde arttırmıştır. Bu akışlarda meydana gelebilecek herhangi bir aksama savunma hazırlığını ve sanayi üretimini ciddi şekilde etkileyebilir ve Avrupa'nın güvenliği ve dayanıklılığı açısından potansiyel sonuçlar doğurabilir” diye konuştu.

CRM'lere (nadir topraklar dahil) güvenli erişim olmadan tedarik zincirleri çökebilir, üretim yavaşlayabilir veya durabilir ve kabiliyet boşlukları ortaya çıkabilir.

Avrupa Halk Partisi'nden (EPP) parlamento danışmanı Gregor Nägeli, AB'nin hem kullandığı malzemeleri hem de bunların kaynaklarını çeşitlendirmeye çalıştığını söyledi. Aynı zamanda Avrupa Kritik Ham maddeler Kurulu'nda da görev yapan Nägeli, “Ancak bu mümkün olmadığında çeşitlendirmeye gitmemiz ve Avustralya, Kanada, Güney Amerikalı ortaklar gibi güvendiğimiz ortaklara yönelmemiz gerekiyor” dedi.

Stoklama çözüm mü?

Analistler, sektör temsilcileri ve politika yapıcılara göre yabancı tedarikçilere aşırı bağımlılığın Avrupa endüstrileri için kırılganlıklar yarattığını ve bloğun yeniden silahlanma çabalarını tehlikeye atabileceğini söyledi. Ulusal düzeyde Fransa, Almanya ve İspanya gibi ülkeler olası tedarik kesintilerine hazırlanmak için mevzuat ve stratejiler geliştirdi.

Fransa'nın 2024-30 askeri programlama yasası, savunma alanında faaliyet gösteren şirketler için stoklamayı zorunlu kılıyor ve acil durumlarda tüm üretim faaliyetlerinin silahlı kuvvetlere yönlendirilmesine izin veriyor. İspanya'nın 2023 Savunma Sanayi Stratejisi de tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve hammaddelere erişimin güvence altına alınmasına yönelik tavsiyeler içeriyor. Ancak AB düzeyinde stoklama çok daha karmaşık ve zaman alacak.

Bazı malzemeler çok özel kaliteler, miktarlar ve saklama koşulları gerektiriyor ve bu tür ayrıntılar son derece hassas olduğundan, şirketler bunları AB'nin kendisi de dahil olmak üzere herhangi bir hükümet organıyla paylaşma konusunda genellikle isteksiz davranıyor.

Avrupa savunma ve sanayi sektörü, önümüzdeki yıllarda, kritik ham maddelerin ikamesini desteklemek için araştırma ve inovasyona yatırım yapmanın yanı sıra, yerel çıkarma, işleme ve geri dönüşüm kapasitesinin oluşturulmasının da gerekli olacağını kabul ediyor.

Bunu Paylaşın