Ana sayfa Yazarlar Aret Taşcıyan ABD’de neler oluyor?

ABD’de neler oluyor?

0
ABD’deki yeni hükümet ikinci döneminde, “Devlet Borçlarının Tavanı”, “Mali Uçurum”, “Harcamaların Kısıtlanması”, “Bankaların kurtarılması” gibi Kıyamet Günü terminolojileri ile Amerikan Halkının psikolojisi ile oynamaya devam ederken, bütçe komisyonu da perde arkasından çeşitli taktiklerle Amerikan Deniz Ticaret filosunu dağıtmanın daha doğrusu artık sonunu getirmenin yollarını açmakta. 20 yıldır Ortadoğu savaşlarını ve Wall Street’i finanse etmenin sonucunda finansal darboğaza giren ABD Hükümetinin Finans kaynakları çıkar yollarını Ticaret Filosuna sağlanan fonları kısmakta ve Jones Act’de gedikler açarak  Ticaret Filosuna ve yaşamını denizcilikten sağlayan denizci ailelerine darbeler vurmaya devam etmekteler.
ABD Deniz Ticaret Kanunu’nun (Merchant Marine Act 1920) 27’nci Maddesi Kabotaj hakları ile ilgilidir ve bu maddenin Senato ve Temsilciler Meclisinden geçmesi için olağan üstü çabalar harcayan  Senator Wesley Jones’a ithafen “Jones Act” olarak bilinir. Kisacası ülkemizdeki Kabotaj Kanunu gibi ABD limanları arasında mal taşıması sadece ABD’de inşa edilmiş, ABD Bayraklı, ABD vatandaşlarının çalıştığı ve ABD vatandaşlarının sahibi olduğu gemiler tarafından taşınmasını öngörürdü.  Yine bu kanunun bir sonucu olarak ABD Hükümetinin ihtiyaç içinde olan üçüncü Dünya ülkelerine gıda yardımları da ABD Bayraklı gemiler tarafından tasınmak zorundaydı. Ancak zamanla Dünya Ticaretinin gelişmesi sonucu Dünya Finans odakları da güçlenince ABD Hükümeti kısmen Uluslararası güçlerle rekabet edebilmek  kısmen de kendi üzerindeki mali külfeti azaltabilmek için Deniz Ticaret Filosuna sağlamış olduğu siyasi ve mali destekleri sistemli bir sekilde kısmış ve “Jones Act”de gedikler açılmaya başlamıştır. Bu gediklerin başında ucuza mal oldukları için tersanelerde ve gemilerde yabancı uyruklu işçi ve denizcilerin çalıştırılmaya başlanması ve hükümet yardımı malların taşımalarında yabancı bayraklı gemilerin kullanılmasına izin verilmesi gelmektedir. Birkaç ay öncesine kadar bu yardım mallarının ancak yüzde 25’i yabancı bayraklı gemiler ile taşınabilmekte iken şimdi son yapılan değişikliklerle bu oran yüzde 50’ye çıkarılmıştır. Ancak, Sayın Obama’nın bununla da yetinmeyip ABD denizciliğine verdiği zararlar yetmiyormuş gibi Dünya Deniz Ticaret Filosunu da içinde bulunduğu krizden daha da diplere atacak yeni bir kararın eşiğinde olduğunu görüyoruz.
Etkili bazı sivil Toplum Örgütlerinin basarılı lobileri sonucu ABD Hükümeti açlık çeken ülkelere yaptığı gıda yardımını nakit yardımına çevirmeyi planlamaktadır.
ABD, açlık çeken ülkelere, çoğunu kendi çiftçileri ve üreticilerinden alıp yine çoğunu ABD Bayraklı gemiler ile taşıttığı yılda 2.3 milyar dolar değerinde gıda yardımı yapmaktadır. Hem denizcilik sektörü hem de ABD üreticileri bu yardımlardan milyonlarca dolarlık gelir elde etmektedirler. Şimdi Sayın Obama bu gıda yardımlarının yerine çesitli ulusal veya uluslararası örgütler ve/veya başka aracılar kanalı ile nakit yardımı yapmaya karar verirse, ortalıkta dolaşacak olan 2 milyar doların üzerindeki bir paranın büyük bir kısmının gerçek ihtiyacı olan ve açlık çeken insanlara ulaşmadan eriyip gideceğini tahmin etmek için sanırım muneccim olmaya gerek kalmaz. Gıda yardımı yerine kendilerine gıda almaları için bahis konusu yardım kuruluşları tarafından 60 yıldır nakit yardımı yapılan 90 ülke var ve bu ülkelerin başında da Pakistan gelir. Her nedense bu ülkelerin tümünde de açlık aynı şekilde devam etmektedir. Büyüklerimiz bu paraların nerelere gittiğini hiç mi görmüyorlar, yapılan hatalardan, göz göre göre işlenen suçlardan hiç mi ders almayacaklar. Şayet bu uygulamaya tam olarak geçilirse  çiftçilere ve denizcilik sektörüne vuracağı darbeler de bu işin cabası olacak. Yazıklar olsun.