ABD ve Japonya, Çin'in nadir toprak elementlerindeki hakimiyetini azaltmak amacıyla Japonya'ya ait Minamitorishima Adası çevresindeki derin deniz rezervlerini çıkarma planını hızlandırıyor. Milyarlarca dolarlık proje için 2027'de kapsamlı testler, 2028'de ise ticari üretim planının hazırlanması hedefleniyor.
Japonya'nın başkenti Tokyo'nun yaklaşık 1.600 kilometre güneydoğusunda bulunan Minamitorishima, yüzölçümü küçük olmasına rağmen deniz tabanının altında dünyanın en önemli nadir toprak rezervlerinden birine ev sahipliği yapıyor. Japonya ve ABD, mart ayında yapılan liderler zirvesinin ardından yayımlanan ortak bildiride, bölgedeki rezervlerin “yüzyıllar boyunca endüstriyel talebi karşılayabileceğine” dikkat çekti.
Ancak rezervlerin çıkarılması teknik ve ekonomik açıdan son derece zorlu. Kaynaklar deniz seviyesinin yaklaşık 6 kilometre altında bulunuyor. Bu derinlik, günümüzde kullanılan açık deniz petrol ve doğal gaz sondajlarının ulaştığı seviyelerin oldukça üzerinde.
Hedef Çin'in hakimiyetini kırmak
Projenin arkasındaki temel motivasyon, nadir toprak elementlerinde küresel üretimin büyük bölümünü kontrol eden Çin'e olan bağımlılığı azaltmak.
Japonya'nın bu yıl gerçekleştirdiği deniz tabanı araştırmalarında alınan numunelerde yitriyum, gadolinyum ve disprosiyum gibi ağır nadir toprak elementlerinin yüksek oranda bulunduğu tespit edildi.
Bu elementler elektrikli araçlardan yarı iletkenlere, LED ekranlardan füze sistemlerine kadar çok sayıda kritik teknolojide kullanılıyor.
Tokyo Üniversitesi'nden araştırmacıların daha önce yaptığı çalışmalarda, Minamitorishima'nın güneyindeki deniz tabanında 16 milyon tondan fazla nadir toprak elementi bulunduğu tahmin edilmişti.
Araştırmacılara göre rezervlerde bulunan yitriyum miktarı, küresel talebi yaklaşık 780 yıl karşılayabilecek seviyede.
2027'de kapsamlı test yapılacak
Japonya, deniz tabanından çamur çıkarılması ve içerisindeki elementlerin ayrıştırılması için çalışmalarını hızlandırıyor.
Şubat 2027'de yaklaşık bir ay sürecek kapsamlı bir çıkarma, eritme ve arıtma testi yapılması planlanıyor. Bir yıl sonra ise projenin ticari açıdan uygulanabilirliğine ilişkin değerlendirmenin tamamlanması hedefleniyor.
Japonya Kabine Ofisi, daha önce gerçekleştirilen testlerde elde edilen numunelerin ağır nadir toprak elementleri bakımından zengin olduğunu açıkladı.
Konuya yakın kaynaklara göre aralarında Houston merkezli Deep Reach Technology'nin de bulunduğu bazı Kuzey Amerikalı şirketler projeyle ilgileniyor. Japonya derin deniz araştırmalarındaki deneyimini sağlarken, ABD şirketlerinin petrol ve doğal gaz sondajındaki teknik birikiminden yararlanılması planlanıyor.
Çin de bölgeyi izliyor
Minamitorishima çevresindeki rezervler Pekin'in de dikkatini çekmiş durumda.
Çin araştırma gemilerinin son yıllarda Japonya'nın münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarına kadar gelerek deniz tabanı araştırmaları yaptığı bildiriliyor. Çinli araştırmacıların bölgeyle ilgili bilimsel çalışmalarının sayısındaki artış da Japonya'da yakından takip ediliyor.
Çin'in bölgede uzun süredir araştırma faaliyetleri yürüttüğü belirtilirken, Pekin'in Uluslararası Deniz Tabanı Otoritesi üzerinden Minamitorishima ve Guam çevresindeki bazı bölgelerde arama hakları elde ettiği ifade ediliyor.
Bu nedenle Washington'un projeye dahil olması yalnızca ekonomik değil, stratejik bir hamle olarak da değerlendiriliyor.
Projenin maliyeti yüksek
Deniz tabanından nadir toprak elementi çıkarılması önündeki en büyük engellerden biri maliyet.
Rezervlerin yaklaşık 6 kilometre derinde bulunması nedeniyle proje milyarlarca dolarlık yatırım gerektiriyor. Özel sektör tahminlerine göre ticari üretime geçilmesi halinde deniz tabanından çıkarma maliyeti, Çin'in karadaki üretiminin yaklaşık üç katına ulaşabilir.
Bölgedeki su basıncı deniz seviyesinin yaklaşık 600 katı seviyesinde. Ayrıca madencilik faaliyetlerinin deniz ekosistemi üzerindeki etkilerine ilişkin mevcut bilgi oldukça sınırlı.
Buna karşın Japon araştırmacılar, numunelerde radyoaktif element seviyesinin karadaki bazı madenlere kıyasla düşük olmasının işleme sürecini kolaylaştırabileceğini belirtiyor.
Ada da askeri olarak güçlendiriliyor
Minamitorishima'nın önemi yalnızca deniz tabanındaki rezervlerle sınırlı değil.
Sivil ziyarete kapalı olan adaya ulaşım haftada bir gerçekleştirilen askeri kargo uçuşlarıyla sağlanıyor. Japonya Savunma Bakanlığı, bölgede oluşabilecek güvenlik risklerine karşı radar, pist ve liman altyapısının güçlendirilmesini içeren bir plan uygulamaya başladı.
Haziran ayında adaya Tip 12 füzeleri, elektronik harp sistemleri ve insansız hava araçları sevk edildi.
Washington ve Tokyo'nun hedefi, rezervleri kısa vadede ticari olarak işletmekten çok, Çin'in kritik mineraller üzerindeki hakimiyetine alternatif oluşturabilecek bir tedarik zincirinin temelini atmak.






