ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırına yakın bir Suriye hava üssünü vurmasının ardından, İsrail, Türkiye ve Suriye arasında yanlış anlaşılmaları ve olası askeri çatışmaları önlemeye yönelik bir çatışmasızlık mekanizması kurulması için çalıştıklarını açıkladı.
Aynı zamanda ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olan Barrack, İsrail'in saldırıları öncesinde Türkiye'nin bilgilendirilmediğini söyledi. Reuters'a telefonla verdiği röportajda Barrack, Türkiye'nin İsrail uçaklarının kuzeye, kendi hava sahası yönüne doğru ilerlediğini gözlemlediğini ve bu nedenle olası bir Türk askeri müdahalesine karşı hazırlık yapmasının makul olacağını belirtti.
Barrack, “Neyse ki sağduyulu yaklaşım, durumun daha da kötüleşmesini engelledi” dedi.
Türkiye, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu el-Duhur hava üssüne yönelik İsrail saldırılarını kınarken, olası bir çatışmasızlık mekanizması konusunda daha fazla açıklama yapmadı. Çatışmasızlık mekanizması, askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları ya da kazara yaşanabilecek karşılaşmaları önlemek amacıyla oluşturulan bir iletişim kanalı olarak tanımlanıyor.
İsrail-Türkiye gerilimi artıyor
Suriye'ye sınırı bulunan İsrail ve Türkiye arasındaki gerilim son dönemde artarken, iki ülkenin Suriye konusundaki söylemleri de sertleşti.
NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye, bu ay Pakistan ve Suudi Arabistan ile karşılıklı savunma anlaşması imzalarken, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın da başlıca müttefiklerinden biri haline geldi.
Ankara, Suriye ordusuna eğitim desteği verirken, ülkenin devlet kurumları ve altyapısının yeniden inşasına katkı sağlıyor. Türkiye ayrıca Suriye'ye askeri ve diplomatik destek sunuyor.
Barrack, İsrail'in Suriye'deki hava üssüne yönelik saldırılarının, “Türkiye'nin yakın gelecekte bu üste varlığını artırabileceği yönündeki, doğru veya yanlış, bir algıyı yansıttığını” söyledi.
Türkiye'nin adını ülkenin kendi kullanımına uygun şekilde “Türkiye” olarak ifade eden Barrack, “Bu durum, İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacın altını çiziyor. Gelecekte yaşanabilecek iletişim hatalarını önlemek amacıyla böyle bir mekanizma oluşturmak için aktif olarak çalışıyoruz” dedi.
Barrack, önceliğin tansiyonu düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan yaratmak olduğunu belirtti.
Hava üssü 2013'ten beri aktif değil
Türkiye sınırının yaklaşık 70 kilometre doğusunda bulunan hava üssü, 2013'ten bu yana aktif bir askeri havaalanı olarak kullanılmıyor. Üs, Suriye'de eski Devlet Başkanı Beşar Esad'a bağlı güçlerle muhalif gruplar arasında 14 yıl süren iç savaş boyunca birkaç kez el değiştirdi.
Suriye devlet televizyonu Ekhbariya'nın askeri bir kaynağa dayandırdığı haberine göre İsrail, salı günü hava üssünün pistine ve depolama tesislerine sekiz hava saldırısı düzenledi. Ayrı bir askeri kaynak ile üssün yakınında yaşayan bir sivil ise saldırılarda can kaybı olmadığını söyledi.
İsrail ordusu saldırılarla ilgili açıklama yapmadı.
İsrail, İran'ın Suriye'deki etkisini sınırlamak ve İran tarafından Lübnan'daki Hizbullah'a silah gönderilmesini engellemek amacıyla yıllardır Suriye'deki hedeflere saldırılar düzenliyor.
İsrail ayrıca Esad'ın 2024'te devrilmesinin ardından Suriye'nin yeni yönetimine şüpheyle yaklaşmaya devam etti ve ülkedeki askeri operasyonlarını sürdürdü. İsrail son olarak mart ayında Suriye'nin güney ve orta kesimlerindeki hükümet noktalarını hedef aldı.
ABD daha kapsamlı bir mekanizma istiyor
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara'nın komutasındaki muhalif güçlerin Esad'ı devirmesinin ardından Suriye ve İsrail arasında gerilimi azaltmaya ve sınır sorunlarını görüşmeye yönelik birkaç tur müzakere gerçekleştirildi ancak henüz bir anlaşmaya varılamadı.
Barrack, “Bu sabah yaşanan türden bir olay, bu çabaların yoğunlaştırılması ve sürecin genişletilmesi gerektiğini gösteriyor” dedi.
ABD'li özel temsilci, Washington'ın taraflar arasında halihazırda bilgi paylaşımı ve diyaloğu kolaylaştıran bir mekanizmaya aracılık ettiğini söyledi.
Barrack, bunun daha güçlü bir yapıya ve daha fazla kaynağın tahsis edilmesine ihtiyaç duyduğunu belirterek, askeri güç kullanımına atıfta bulundu ve şu ifadeleri kullandı:
“Böyle mekanizmalara yatırım yapmak, yüz milyonlarca dolara mal olabilecek askeri yöntemlere başvurmaktan çok daha düşük maliyetli.”






