ABD İran’da Venezuela senaryosunu mu uygulamaya çalışıyor?

MDN MEDIA
  • |

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırmasının ardından küresel kamuoyunda, Washington ve Tel Aviv’in İran’a yönelik olası askeri hamleleri ve rejim değişikliği senaryolarına dair endişeler arttı. Şanghay merkezli Guancha.cn’ye konuşan Şanghay Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü Orta Doğu Çalışmaları Merkezi Direktörü Jin Liangxiang, İran’daki iç karışıklıkların nedenlerini, ekonomik darboğazı ve ABD-İsrail olası müdahalesinin sonuçlarını değerlendirdi.

İç huzursuzluğun arka planı

Jin Liangxiang’a göre İran’daki huzursuzluk dalgası, iç ve dış etkenlerin birleşimiyle ortaya çıktı. Uzun süredir uygulanan ABD yaptırımları, ülkenin ekonomik kalkınmasını zorlaştırırken, sübvansiyon sistemleri hem yolsuzluğu artırdı hem de kaynakların yanlış dağılımına yol açtı. Bunun yanında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik sızma ve kışkırtma faaliyetlerinin de iç istikrarsızlığı beslediği ifade edildi.

İran dışında yaşayan üç ana muhalif grubun – Pehlevi hanedanı yanlıları, bazı solcu muhalif yapılar ve son yıllarda ülkeyi terk eden geniş kitleler – Batı ülkelerinde örgütlenerek İran iç siyasetini etkilemeye çalıştığı aktarıldı. İranlı yetkililerin açıklamalarına göre, bazı protesto eylemlerine katılan grupların ABD ve İsrail’den mali destek aldığı belirtildi. 13 Ocak’ta düzenlenen geniş çaplı hükümet yanlısı gösterilerle iç siyasi istikrarın kısmen sağlandığı, ancak piyasa istikrarı ve dış müdahalelerin engellenmesinin hâlâ ciddi bir sorun olduğu vurgulandı.

Ekonomik krizin temelinde yüksek sübvansiyon harcamaları, ordunun ekonomik kaynaklara bağımlılığı, yabancı yatırımları sınırlayan bürokratik engeller ve dış yaptırımların yer aldığı kaydedildi. Jin Liangxiang, döviz piyasasının ve iç üretim-ulaşım dengesinin istikrara kavuşturulmasının kısa vadede öncelik olduğunu, uzun vadede ise yolsuzlukla mücadele ve sübvansiyonların kademeli azaltılmasıyla yaptırımlar altında dahi sağlıklı büyümenin mümkün olabileceğini ifade etti.

Venezuela modeli neden zor

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahale ihtimaline değinen Jin Liangxiang, İsrail’in bölgesel rakip olarak gördüğü İran’a karşı saldırı olasılığının yüksek olduğunu ancak Venezuela senaryosunun İran’da uygulanmasının zor olduğunu söyledi. Venezuela’nın başkentinin kıyıya yakın olması nedeniyle ABD’nin elektronik karıştırma ve denizden operasyon imkânına sahip olduğunu, Tahran’ın ise kıyıdan binlerce kilometre uzakta bulunduğunu belirtti.

1980’deki “Kartal Pençesi Operasyonu”nun başarısızlığını hatırlatan Liangxiang, coğrafi koşulların ABD açısından ciddi bir dezavantaj oluşturduğunu vurguladı. Haziran 2025’teki 12 günlük savaşta İran’ın kayıplarına rağmen gerçekleştirdiği misillemelerin ABD ve İsrail’i İran’ın füze kapasitesi konusunda tedirgin ettiğini ifade etti.

Pehlevi hanedanı ve Veliaht Prens Rıza Pehlevi’nin İran’da sınırlı bir toplumsal karşılığa sahip olduğunu belirten Liangxiang, eski hanedanlığın Batılılaşma politikaları, geleneksel İslami değerlerden kopuşu ve güvenlik aygıtları üzerinden yürütülen baskıcı yönetim anlayışının 1979 Devrimi’nin temel nedenleri arasında yer aldığını aktardı. Rıza Pehlevi’nin 2013’te ABD’de kurduğu “İran Ulusal Konseyi” aracılığıyla rejim karşıtı güçleri bir araya getirmeye çalıştığı ve İsrail ile temas kurduğu hatırlatıldı.

Olası bir ABD-İsrail müdahalesinin sadece İran’ı değil, Avrasya ve Orta Doğu jeopolitiğini de etkileyeceği ifade edildi. İran’da yaşanabilecek ciddi bir siyasi kriz durumunda Orta Asya’da güvenlik boşluğu oluşabileceği, bunun Çin’in batı sınır güvenliğini ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nün geleceğini olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan geçen Çin petrol ithalatının yüzde 40-50’sinin risk altına girebileceği ve bölgesel istikrarsızlığın Çin’in enerji güvenliği ile ekonomik çıkarlarını doğrudan tehdit edeceği vurgulandı.

ETİKETLER: , ,
Bunu Paylaşın