İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan ve bölgeyi yeni bir savaşın eşiğine getiren kriz Avrupa Birliği’ni harekete geçirdi. AB Dışişleri Bakanları, video konferans yoluyla yaptıkları olağanüstü toplantıda tansiyonun düşürülmesi ve diplomatik kanalların devreye alınması çağrısında bulundu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, toplantının ardından yaptığı açıklamada “İran’ın nükleer silâha sahip olması kabul edilemez; tek çözüm yolu diplomasidir” dedi.
Nükleer program alarmı: Taviz veremeyiz
Kallas, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) İran’ın nükleer yükümlülüklerini ihlâl ettiğine dair açıklamasına atıfla, “İran nükleer programını hızlandırırken taviz gösteremeyiz” ifadesini kullandı. AB’nin diplomatik çözüm yolunda inisiyatif alacağını vurgulayan Kallas, “Uzun vâdeli çözüm ancak diplomasi ile mümkün. Avrupa, bu süreçte rol almaya hazır” dedi.
Putin barış konuşabilecek bir aktör değil
Orta Doğu’daki gerilimin enerji piyasalarına etkisine de dikkât çeken Kallas, özellikle petrol fiyatlarının yükselmesinin Rusya’ya dolaylı olarak finansman sağlayabileceğini belirtti. “Petrol fiyat tavanı uygulamasını sürdürmeliyiz. Bu, Rusya'nın savaş makinesini beslemesini engellemenin bir yolu” dedi. Avrupa’nın enerji piyasasında istikrarı sağlamak üzere uluslararası ortaklarla işbirliğine açık olduğunu kaydetti.
Kallas, İsrail-İran krizinde Rusya’nın olası arabulucu rolüne ilişkin ise net konuştu:
Rusya veya Başkan Putin, bu tür eylemler gördüğümüz sürece barış hakkında konuşabilecek biri değil. O, gerçekten dikkate alınabilecek bir ‘arabulucu' değil. İran'ın Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik bu saldırılarına da yardım ettiğini ve bu konuda işbirliği yaptıklarını unutmamalıyız. Rusya barışa gerçekten inanmıyorsa arabulucu olamaz.
Diplomasinin kırılgan rotası
AB, bir yandan Orta Doğu’daki yangına soğukkanlılıkla müdahâle etmeye çalışırken, diğer yandan Ukrayna’daki savaş ve küresel enerji krizi gibi eş zamanlı tehditlerle mücadele ediyor. Kallas’ın ifadeleri, diplomasiye dönük umutların hâlâ canlı tutulduğunu gösterse de, hem Tahran hem Tel Aviv yönetimlerinin yaklaşımı Avrupa’nın manevra alanını daraltıyor.





