CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Millî Savunma Politikalarından Sorumlu Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, 2025 Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında, Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin (TSK) terfi ve emeklilik kararlarında liyakat ve ehliyet yerine siyasî tercihlerin öne çıktığını belirterek, YAŞ’ın yapısı ve işleyişine dair ciddi endişelerini dile getirdi.
Bu yılki toplantının, 30 Haziran 2025’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan ve 14 Temmuz 2025’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 926 sayılı TSK Personel Kanunu değişikliklerinin ilk kez uygulandığı toplantı olduğunu ifade eden Bağcıoğlu, bu kapsamda Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarının görev sürelerinin bir yıl uzatıldığını, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda ise kurmay olmayan bir tümgeneralin korgeneralliğe terfi ettirildiğini belirtti.
Bağcıoğlu, Türkiye’nin çevresindeki savaş ve belirsizlik ortamında TSK’nın liyakat ve ehliyet esasına dayalı bir yönetimle güçlendirilmesinin elzem olduğunu vurguladı. Ancak kamuoyunda TSK’ya duyulan güvenin ciddi şekilde erozyona uğradığını, geçmişte yüzde seksen beş-doksan seviyelerinde olan güven oranının son araştırmalarda yüzde yirmilere düştüğünü aktardı. Bu düşüşün temel nedenlerinden birinin YAŞ kararlarında siyasetin etkisinin artması ve liyakat ilkesinin göz ardı edilmesi olduğunu ifade etti.
FETÖ bağlantılı olduğu iddia edilen generallerin geçmişteki atamalarını hatırlatan Bağcıoğlu, “Bu generalleri kimin terfi listesine koyduğu ve karar makamını nasıl yanılttığı ortaya çıkarılmalı, mevcut terfilerde benzer yanlış değerlendirmeler yapılmadığı yönünde kamuoyu nezdinde güven sağlanmalıdır” dedi.
YAŞ’ın mevcut yapısına yönelik eleştirilerinde; Millî Eğitim Bakanı, Adalet Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, Dışişleri Bakanı ve İçişleri Bakanı’nın YAŞ’ta yer almasına karşın askerî kanatta yalnızca Genelkurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanının bulunmasının, TSK’yı siyasete çeken bir mekanizma oluşturduğunu belirtti. Kuvvet komutanlarının görev sürelerinin 65 yaşın üzerine çıkarılmasının, alt rütbelerdeki liyakatli personelin önünü kapatacağını ve siyasî otoriteye bağımlılığı artıracağını dile getirdi.
Bağcıoğlu, Libya ve terörle mücadele sahalarında tecrübeli Genelkurmay Başkanı’nın görev süresini tamamlamadan emekli edilmesi ve yerine kıta görevi süresi sınırlı olan Kara Kuvvetleri Komutanı’nın atanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Ayrıca, Muharip Hava Kuvvetleri Komutanı’nın teamüller dışında erken emekliliğe sevk edilmesi, tecrübeli donanma komutan yardımcısının ve önceki Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı’nın erken emeklilikleri gibi kararların soru işaretleri yarattığını vurguladı.
Toplantının 2,5 saat gibi kısa bir sürede tamamlanmasına karşın binden fazla general, amiral ve subayın terfi ile emeklilik kararlarının alındığını hatırlatan Bağcıoğlu, “Kuvvet komutanlarının dahi söz hakkının sınırlı olduğu YAŞ’ta, siyasî güç odaklarının etkisi olduğu iddia ediliyor. Geçmişte FETÖ iltisaklı subayları terfi ettirenlerin sorumluluk almadığı gibi bugün de aynı özensizlik devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Albayların emeklilik ve görev süresi uzatılmaması kararlarının kamuoyundan gizlendiğini, bu durumun TSK’nın siyasallaşmasına yönelik faaliyetlerin bir parçası olduğunu belirten Bağcıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Disiplin Kurulu’nda görevli bir generalin, beş teğmenin ordudan ihracına imza atmasının ardından terfi ettirilmesinin de kamuoyunda tepki çektiğini ifade etti.
YAŞ’ın TSK’nın harbe hazırlık durumu, Millî Askerî Stratejik Konsept ve Askerî Sağlık Sistemi gibi konuların görüşüldüğü bir organ olduğuna dikkat çeken Bağcıoğlu, “Bölgemizde çatışma riski yüksekken, Askerî Sağlık Sistemi’nin tesisi veya komuta birliği gibi hayati önemdeki konular YAŞ’ta görüşüldü mü? Görüşüldüyse hangi kararlar alındı?” sorularını yöneltti. Ayrıca, emekli astsubaylar başta olmak üzere emekli personelin yaşam şartlarının iyileştirilmesinin, moral motivasyonu açısından acil gündem maddeleri arasında olması gerektiğini söyledi.
Bağcıoğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“TSK’nın liyakat esasına dayalı, siyasetten arındırılmış bir yapıya kavuşması, hem millî güvenliğin hem de kamuoyu güveninin yeniden tesisi için kritik önemdedir. YAŞ üyeleri, liyakat değil de siyaset odaklı verilen her kararın, yakın geçmişte yaşadığımız müessif olayların dolaylı nedeni olduğunu akıllarından çıkarmamalıdır.”





