Ana sayfa Görüş Yıl yeni sorunlar aynı

Yıl yeni sorunlar aynı

0
Basın özgürlüğünden çevre kirliliğine yeni yılda da derdimiz çok ama 2019’a da damgasını vuracak sorunların başında zorunlu göç ve mültecilerin dramı gelecek
Geçen ay yılın sonunun gelmesi vesilesiyle bir dizi istatistik yayımlandı, rakamlar havada uçuştu. Hepsi 2018’e dair bir tespiti içinde barındırıyordu. “Yılın İstatistikleri 2018” listesini açıklayan Londra merkezli Royal Statistical Society’nin verilerine göre, hiçbir zaman geri dönüştürülmemiş plastik atık oranı yüzde 90,5 idi. Dünyadaki mutlak yoksulluğunun son on yıldaki azalma oranı yüzde 9,5, Avrupa’da 2017 Kasım ile 2018 Ekim arası görülen kızamık vakası sayısı 64 bin 946, Rusya’da 65’ten (emeklilik yaşı) önce ölen Rusyalı erkeklerin oranı yüzde 40, vs…
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün açıkladığı veriler ise başka bir kabusu hatırlatıyordu. RSF’nin hazırladığı 2018 Basın Özgürlüğü Yıllık Bilançosu’nda, dünya genelinde parmaklıklar arkasında 348 gazeteci ve basın mensubu olduğu belirtiliyordu. Bunların yarısından fazlası beş ülkede bulunuyor: Çin, Mısır, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan. Çin 60 tutuklu basın mensubuyla birinci sırada, onu 38 basın mensubuyla Mısır ve 33 basın mensubuyla Türkiye takip ediyor.
RSF’nin raporuna göre, 2018’de görevleri başındayken öldürülen gazeteci sayısı da bir önceki yıla kıyasla yüzde 15 artarak en az 63 oldu. Hayatını kaybeden medya çalışanı ve yurttaş gazeteci sayısı ise 80’e ulaştı. RSF’nin Kasım 2018’de yayımlanan “Organize Suçun Hedefindeki Gazetecilik” raporunda da son 1,5 yılda en az 30 gazetecinin organize suç örgütlerince öldürüldüğü belirtilmişti.
Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ), küresel raporunda ise 2018 yılında “görevlerini yaptıkları için intikam amaçlı öldürülen” gazetecilerin sayısının bir önceki yılın iki katına çıktığı vurgulandı. Raporda, 1 Ocak ve 14 Aralık arasında dünyada öldürülen 53 gazeteciden 34’ünün cinayete kurban gittiği ifade edildi. Gazeteciler için en ölümcül ülke olarak Afganistan gösterildi.

Rakamlar ve politikalar
Geçen yıla dair bir başka istatistik de mültecilerin durumundaki kabul edilmesi güç tabloya işaret ediyordu. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, 2018’de, dünya genelinde 4 bin 476 kişi göç ederken hayatını kaybetti. İnsanların göç etme nedenlerinin başında çatışma ve kötü ekonomik koşullar geliyor.
IOM verilerine yakından bakılınca başka çarpıcı bilgiler de ortaya çıkıyor. Mesela genel olarak göç sayısında azalma yaşandığı ama buna karşılık şiddet ve çatışma temelli göçlerin 2018’de bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 30 arttığı gözüküyor. Aynı veriler 135 bin 607 kişinin geçen yıl Avrupa’ya göç ettiğini gösteriyor ki bunların 111 bin 237’si denizyoluyla, 24 bin 370’i ise karadan Avrupa kıtasına ulaştı. 2017’ye kıyasla Akdeniz güzergahı daha az kullanıldı. Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan kişi sayısı 2018’de yüzde 27 oranında azaldı. Göç sırasında yaşanan ölümler son dört senedir olduğu gibi geçen yıl da en fazla Akdeniz güzergahında gerçekleşti. Akdeniz’den özellikle Avrupa’ya ulaşmaya çalışan 2 bin 217 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümlerin çoğunluğu denizde oldu. Toplamda Avrupa’ya göç esnasında yaşamını yitiren kişi sayısı 2017’ye kıyasla 2018’de yüzde 28 azaldı.
Mültecilerin trajedisi sadece ölümler değil. Göç sürecine taraf olan devletlerin politikaları da ciddi bir sorun. Mesela, New York merkezli insan hakları kuruluşu Human Rights Watch’ın (HRW/İnsan Hakları İzleme Örgütü) duyurduğu bilgilere göre, Türkiye sınırındaki Meriç bölgesinde görev yapan Yunanistan güvenlik güçleri mültecileri ve göçmenleri düzenli olarak sorgusuz, sualsiz Türkiye’ye geri gönderiyor. Dahası, mülteciler dayak dahil kötü muameleye de maruz kalıyor.

HRW araştırmasını 2018’in mayıs, ekim ve kasım aylarında Meriç Nehri’ni kullanarak Türkiye’den Yunanistan’a geçmeye çalışan 26 kişiyle yaptığı görüşmelere dayandırıyor. HRW’nin verdiği bilgiye göre, görüşmelerde zorla Türkiye’ye geri gönderildiklerini söyleyen göçmenler Yunanistan polisi ya da üzerinde herhangi bir işaret olmayan üniformalar giyen maskeli güvenlik güçlerinin kendilerine karşı düşmanca ve şiddet dolu bir tavır takındığını; dayak atıldığını, bir keresinde de şok tabancası kullanıldığını anlattı. Faslı bir göçmen saçlarından sürüklendiğini, diz çöktürüldüğünü, boğazına bıçak dayandığını belirtti. HRW konuyla ilgili duyurusunda Yunanistanlı yetkililerin göçmenlerin iddialarını reddettiğini de ekledi.
Yunanistan başta olmak üzere İspanya, İtalya ve Bulgaristan göçmenlerin Avrupa’daki ilk varış yerleri olarak gösteriliyor. Göçmenler çoğunlukla Suriye, Tunus, Eritre, Pakistan, Irak, Kongo, Afganistan, Fas ve Mali gibi çatışma bölgelerinden Avrupa’ya gidiyor.

Her yerde zorunlu göç
Elbette göç alan tek yer Avrupa değil. Geçen yıl Güney ve Orta Amerika ülkelerinden yüzbinlerce kişi siyasi baskı, açlık, şiddet ve çatışmalar nedeniyle ABD ve Kanada’ya göç etmeye çalıştı. Tüm dünya farklı ülkelerden yola çıkıp toplanan göçmenleri ve ABD Başkanı Donald Trump’ın agresif mülteci karşıtı politikasını izledi. ABD Gümrük ve Sınır Güvenliği’nin verilerine göre, 2018’de 396 bin kadar kişi ülkeye “hukuksuz şekilde” girdikleri için yakalandı. Yaklaşık 125 bin kişi Orta ve Güney Amerika ülkelerindeki kötü koşullardan kaçarak sığınma talebiyle ABD sınırına ulaştı. Ancak bu insanların ABD’ye girişi engellendi. Halen Meksika’nın sınır kenti Tijuana’da ABD’nin sınır kapısını açmasını bekleyen binlerce insan var.
Venezuela 2018’in en yüksek oranda göç veren ülkelerinden biri oldu. IOM’ye göre 2018’de günde ortalama 6 bin Venezuelalı ekonomik zorluklar nedeniyle ülkesini terk etti. Bu kişiler başta Kolombiya ve Brezilya olmak üzere komşu ülkelere göç etti.

Uluslararası Göç Örgütü, Güney Amerika’dan Kuzey Amerika’ya zorunlu göçün arttığını belirtiyor. Geçen yıl Amerika kıtasında yaşadıkları kötü koşullar nedeniyle göç etmek zorunda kalan 511 kişi hayatını kaybetti.
2018’de Afrika’da bin 386, Asya’da 134, Ortadoğu’da 121 ve Avrupa’da da 107 kişi çıktıkları göç yolculuğunda trafik kazası, kullandıkları sandal veya bot gibi araçların batması, şiddetli çatışmalara maruz kalma ve sağlık sorunları nedeniyle öldü.

Ortadoğu’da Suriye’nin yanı sıra Yemen’de yaşanan trajedi de binlerce insanın yerinden edilmesine yol açtı. Yaklaşık dört yıl önce başlayan savaş sonucunda gelinen noktada Birleşmiş Milletler (BM) büyük bir insani krizden söz ediyor. 2018’de, Yemen’de yaklaşık 540 bin kişi yerinden edildi, ülkede bulunan binlerce Etiyopyalı ve Somalili göçmen de çatışmalar yüzünden tahliye edilmek zorunda kaldı.
BM’nin elindeki verilere göre, dünyada 258 milyon kişi kendi ülkesinin dışında başka ülkelerde göçmen olarak yaşıyor. BM zorla başka ülkelere göç etmek zorunda kalanların sayısını 68,5 milyon kişi olarak veriyor.