Ana sayfa Yazarlar Mustafa Civelek Yeni Nesil Denizaltı Savunma Harbi

Yeni Nesil Denizaltı Savunma Harbi

0

“MarineDeal News” Ekim 2017 sayısında, geleceğin “Deniz Savaş Sistemleri” yeteneklerinin ihtiyaçlar yönünde, etkinlikle ve milli imkanlar ile geliştirilmesini sağlamak, ayrıca bu alanda oyunu değiştirecek teknolojilere (İng. Game Changers) ilişkin olarak bugünden doğru kestirimlerde bulunabilmek amacıyla bir başlangıç çalışması yayınlanmıştı (lütfen inceleyiniz).  Her sayıda yetenekler bazında farklı bir konu ele alınarak bir seri inceleme makalesi ile bu konu detaylandırılmaktadır. İzlenecek sistematik konu sıralaması seri sonunda derlenerek nihai bir tasnif yaklaşımı ortaya konulacaktır. Buna rağmen izlenecek tasnif sistematiğinin temel gruplama yaklaşımı (geri beslemeler alabilmek üzere) bu makaleden itibaren tanımlar bölümünden kıymetli okurlarımızın değerlendirmelerine sunulmuş olup serinin her makalesinde bu yaklaşım güncellenecektir. 

Bu yazıda mevcut yeteneklerin etkinliğinin artırılması ve oyun değiştirecek yeteneklerin edinilmesi amaçlarıyla “Yeni Nesil Denizaltı Savunma Harbi (DSH)” yetenek ve yaklaşımları ele alınacaktır.   

Deniz Savaş Sistemleri için Paneller, Programlar ve Portföyler
Deniz Savaş Sistemleri yetenek paketleri yanda sunulan tablodaki (sürüm 0.02) paneller ve programlar altında bütünleşik bir düzenleme ile tekrarları engelleyecek şekilde tasnif edilmektedir. Bu yeteneklerin uygulama platformları portföyler altında işaretlenmiştir. Çalışma bir yandan yazarın konuyla ilgili çalışmalarının bir tasnifi olup diğer yandan birçok alanda terminoloji birliği sağlamayı ve ilgili tüm kurumlarda organizasyon yaklaşımlarını etkilemeyi hedeflemektedir.

Denizaltı Savunma Harbi ve Yeni Nesil Yetenekler Yeni Nesil DSH Konsepti:
Sadece suüstü unsurlarında mevcut olan karinaya monteli sonarlar ile modern tehditlere karşı DSH yapmak günümüz harp ortamlarında olası değildir. Bugün uzayın derinliklerinde incelemeler yapıyoruz. Atom altı boyutlarda nesnel ölçümler yapabiliyoruz. Ancak halen çok değerli yüzer unsurlarımızın, kıyıdaki yüksek değerli birliklerin ve alt yapıların, hatta zaman zaman uçan unsurların bekası suyun altından sürpriz şekil ve mesafelerden tehdit edilebilmektedirler.

Akustik ve akustik olmayan yeni nesil algılayıcıların kullanıldığı aktif ve pasif sistemlerin ortak bir bilgi sistemi üzerinde dağıtık bir mimaride platformlarından bağımsız olarak çalışması esas alınmalıdır. Modern ve erişim garantisi çok yüksek bir sualtı harbi destek merkezi kütüphanesine ve bu kütüphaneyi besleyebilecek nitelikli keşif vasıtalarına sahip olunmalıdır. Dünya üzerinde sualtı fiziksel değişkenliklerini sürekli ölçen, bunları biriktiren ve bu ölçülere dayanarak dünya üzerindeki herhangi bir noktada ölçüm olmadan modele dayalı bu değişkenlikleri tahmin edebilen bir yeteneğe sahip olunmalıdır. Farklı ortamlarda haberleşme sorunlarının çözümlendiği, sistem bileşenlerinin akıllı güç yönetim sistemleri ve bataryalar ile beslendiği, yüzen, dalan, uçan unsurlar ile kıyıdaki ve uzaydaki unsurların aynı ağ üzerinde buluşabildiği, hataya dayanıklı, esnek, genişleyebilir sistemlere olan ihtiyaç açıktır.

Bu konsept aslında bir önceki yazıda değinilen Ağ Destekli Operasyonlar için de önemli bir uygulama alanıdır. Telli ve telsiz algılayıcıların ağları, ana toplama istasyonlarının ağları, sinyal işleme yeteneklerinin bulunduğu platformların ağları, bu platformların haberleşme ağları, istihbarat kütüphanelerinin ağları ve bunları birbirlerine ilişkilendiren ağların ağları gibi katmanlı, güvenilir, esnek, genişleyebilir bir ağlar hiyerarşisinden söz edilmektedir. Bir DSH görevi için birlikte hareket eden tüm kuvvet unsurları daha önce hiç olmadığı gibi birbirlerine veri bağları ile bağlanmalıdır. Bu unsurların bilgiyi toplama, işleme, dağıtma ve kullanma yöntemleri modern,  önceden tasarlanmış, ilişkisel ve bütünleşik olmalıdır.

Yeni Nesil DSH Yetenekleri Öznitelikleri:
Modern Hidrografi ve Oşinografi Ofisleri
Denizler, muazzam derecede karmaşık ve değişken yapıda harp sahneleridir. Denizlerin fiziksel özellikleri, küçük mesafelerde hızla değişebilir. Sıcaklık, tuzluluk, basınç farklılıkları ve deniz tabanının özellikleri, ses enerjisinin suyun içindeki yolunu değiştirir. Çevrenin karakterize edilmesi, DSH’ın etkinliği için vazgeçilmezdir. Oşinografi ofisleri ülkelerinin deniz kuvvetlerine, oşinografik ve batimetrik bilgi sağlarlar. Birçok taktik platform ortam gürültüsü veya ses hızı profili hesabı için gerekli ham verileri sürekli olarak harekat sahalarından toplarlar. Ne yazık ki, bu ham verilerin çoğu iletişim sınırlamaları veya usul hataları nedenleriyle toplayan platformlarda kalabilmektedir. Bu durum oşinografik modellerin kalitesini düşürür ve sadakat düzeyinin gelişimini  olumsuz etkiler.

Modern dünyada bu ofisler geçmiş ölçümlerden edinilen verilerden denizin özelliklerini tahmin edebilen yüksek sadakatli modeller oluşturulabilmektedirler. Harekat sahasında planlayıcılar ve DSH ekipleri, bu modelleri kullanarak taktik parametreleri tahmin etmeye çalışırlar. Doğru deniz modelleri (bilinçli olarak sadece akustik modeller denilmemektedir) olmaksızın, DSH harbi etkin olamaz. Doğru ve yüksek sadakatli modeller etkin DSH için kritik araçlardır.

Dost ve müttefik tüm oşinografi ofislerine bütünleşmiş, sorumluluk sahalarına göre tüm dünya deniz ve okyanuslarını kapsayan yüksek sadakatli modellere sahip, harekat yapan tüm unsurlarını gerekirse farklı ağlar üzerinde gerçek zamanlı olarak besleyebilen modern bir oşinografi ofisi tüm dünya deniz kuvvetleri için vazgeçilmez bir kuvvet çarpanı olacaktır. Modern hidrografi ve oşinografi ofisleri ile, en uçtaki taktik birliğe kadar uzanan, iki yönlü veri ve bilgi akışına hizmet eden, alternatifli iletişim kanallarını kullanabilen, haberleşme ve bilgi işlem alt yapıları gereklidir. Bu alt yapıların üzerinde servis tabanlı olarak çalışarak (stratejik, operatif ve taktik) kullanıcıların gerçek zamanlı karar desteği ihtiyaçlarını karşılayacak, çok önemli servislere ihtiyaç vardır.

Denizaltı Savunma Harbi Destek Merkezi
Yazının bu bölümünde derlenen tüm istihbarat verisinin işleneceği yeni nesil bir merkezden söz edilecektir. Bu verilerin yeni nesil teknolojiler ile toplanma yordamları ve teknolojilerinin detayları bu yazının gizlilik derecesinin üzerinde olacağından bu yazıda ele alınmayacaktır.

Sınıflandırma, tüm veri kaynaklarından gelen (sadece akustik değil) geçmiş istihbarat verilerinin kullanılması neticesinde yeni verinin benzerliğinden hareket ile hedef türünün tahmin edilmesi işlemidir. Bu yöntemle, sistemin sualtındaki hedefleri denizaltılar, mayınlar, dalgıçlar ve deniz hayvanları olarak sınıflandırabildiği bir veri madenciliği yeteneği geliştirilmiş olmalıdır. Bu, akustik, mekanik, manyetik, termal ve kimyasal sinyale dayalı algılayıcıların bir tanesi veya kombinasyonları ile elde edilen hedef intişarlarının derlenmesi ve zaman, mekan ve çevre ilintileri ile tasnif edilmesi ile mümkün olur.

Tasnif edilmiş veri üzerinde koşturulan hedeflerin sınıflandırılması için kullanılabilecek algoritma temelde karar ağaçlarıdır (İng., “Decision Tree”). Tatbikat hedeflerinden elde edilen kontrollü ortamda verileri kullanılarak veri madenciliği teknikleri de kolaylıkla kullanılabilir. Bu tekniklerin hepsinin üzerinde çok uzun sürede ve hedeflerin tarihsel gelişimleri ile birlikte derlenmiş istihbarat verilerinin güvenilirliği ile uzmanların katma değeri ve analizlerinin etkinliği de çok önemlidir. Güvenli bir ağ üzerinden ve gerçek zamanlı olarak taktik ölçümlerin merkeze gönderilmesi ve bunların merkezde tekil bir kütüphane üzerinde değerlendirilmesi ve analiz sonuçlarının gerçek zamanlı olarak taktik platforma ulaştırılması esasına dayalı bir ağ destekli operasyon alt yapısı kurulmalıdır. Bu yeteneğin hataya dayanımı kritik bir figür olup alternatiflerinin doğru tasarlanması ve klasik yordamların da yedek olarak kullanımda tutulması değerlendirilmelidir.

Sualtı Keşif ve Gözetleme Merkezleri
Suüstü, hava resimlerinin derlendiği ve işlendiği keşif gözetleme merkezlerine benzer şekilde bunlar ile bütünleşik olarak çalışabilen sualtı keşif gözetleme merkezleridir. Yazıda bundan önce ismi geçen destek merkezleri ile bütünleşik çalışırlar. İşlevleri derlenen her seviyedeki (stratejik ve operatif) bilginin uygun komuta kademelerine sergilenmesi ve bu karargahların karar desteğinin sağlanmasıdır.

Barıştan itibaren sürekli çalışırlar, hayatın normal akışı ile anormalliklerin tespiti konusunda uzmanlaşmış ekipleri vardır. Yedekli kurulmaları önerilir. Sorumluluk sahalarına uygun ve hiyerarşik yapıda kurulmaları görev etkinliklerini artırır.

Yüzen Platformlar
Yüzen DSH platformları olağan olarak alışageldiğimiz avcı botları, karakol gemileri, korvetler fırkateynler ve muhripler olabileceği gibi hiç alışık olmadığımız insansız suüstü vasıtaları, şamandıraları veya başka maksatla denizde dolaşan farklı tiplerdeki platformlar da bu harp türüne önemli katkılar sağlayabilirler. Yazının bu bölümünde yüzen vasıtanın tipinden bağımsız olarak yeni nesil yeteneklere kısaca değinilecektir.

Öncelikle sadece aktif ve karinaya monteli sonarlar devrinin sona erdiği değerlendirmesi ile başlayalım. Öncelikle pasif ve aktif olarak çalışabilen yedeklenen sonarlar suüstü platformlarına kazandırılmalıdır. Aktif sonarların yedeklenen pasif sonarlar ile birlikte Bi-Statik olarak çalışması çok kıymetli yetenekler sağlayacaktır. Bunlara ilave olarak benzer yeteneklere sahip birden çok suüstü unsurunun perdedeki helikopterlerin aktif sonarlarından istifade ile multistatik yeteneklere sahip olması platformların bekalarına çok önemli katkılar sağlayacaktır. Bu sayede sadece pasif analizler ile tekil veya çoğul olarak suüstü platformlarının denizaltı tespit başarımlarını çok önemli oranlarda ve menzillerde artacaktır. Bu aktif, pasif bütünleşik sonar süitinin frekans yönetimi dikkatlice ve çevresel faktörlere uyumlu olarak yapılabilmelidir. Sonar transdüserlerinin frekansa bağlı boyutlanması ve dizinlerdeki aralık kısıtlamaları yenilikçi yöntemler ile aşılabilmelidir. Frekans esnekliğinin manevra kısıtları getirmemesine özen gösterilmelidir.

Diğer yandan suüstü unsurlarının özellikle (insanlı veya insansız) hava vasıtalarından dökülen sonobuoylardan alınacak sinyalleri kendi sistemlerinde işleyebilme ve analiz sonuçlarını kıyı birlikleri ve uçan vasıtalar ile paylaşabilme yeteneğine sahip olmaları sağlanmalıdır.

Suüstü unsurları organik olarak taşıdıkları sualtı insansız araçlarını ve onların da kendi üzerlerinde taşıdıkları otonom algılayıcı ağlarını döküp toplayabilme kavramları değerlendirilmelidir. Bu sayede her unsur “mxn” bir algılayıcı matrisine ev sahipliği yapabilecek ve sorumluluk sahasında sadece kendi algılayıcı sınırlarına bağımlı kalmayabilecektir. Bunun gereği olan kendinden kurulup sonlanabilen sualtı ve suüstü iletişim yetenekleri ve ağ teknolojilerine ihtiyaç olacaktır.

Suüstü unsurları organik olarak taşıdıkları deniz, hava vasıtalarını çeşitlendirmelidirler. İnsanlı veya insansız DSH helikopterleri bu vasıtaların başında gelebilir. Ancak alternatifleri de olabilir. Atılıp toplanmayan kanatlı insansız hava araçları, keşşaf ve haberleşme balonları yeni örnekler arasında girebilirler. Hava vasıtaları platformun algılayıcı menzillerini DSH perdesinin çok ilerilerine taşıyabileceği gibi platformun haberleşme desteğini de sağlamalıdır. Diğer yandan bu vasıtalar platformun üzerinde de bulunan harp torpidolarını da perdenin ilerisine de taşıyabilirler. Çok daha asimetrik bir şekilde insansız hava platformları perdenin ilerisinde karakol yaparken gerektiğinde kendileri de satıh yapmış denizaltılara karşı silah olarak kullanılabilirler. İnsanlı veya insansız hava araçlarının sualtı insansız araçlarını ve onlarında kendi üzerlerinde taşıdıkları otonom algılayıcı ağlarını döküp toplayabilme kavramları değerlendirilmelidir. Bu kapsamda suüstü platformundan kalkan her hava vasıtası kendinden kurulup sonlanabilen sualtı ve suüstü iletişim yetenekleri ve ağ teknolojilerine ihtiyaç duyacaktır.

Suüstü platformları modern ve attıktan sonra da özellikle telsiz olarak güdülebilen torpidolara temel olarak ihtiyaç duyacaktır. Temelde aynı torpidonun bir güdümlü mermi gibi standart lançerlerden fırlatılması, insanlı veya insansız hava vasıtaları ile insansız sualtı vasıtaları marifeti ile öncelikle hedef bölgelerine intikali ve sonra aktive edilmeleri, önce mayın gibi dökülmeleri ve sonra uzaktan veya kendiliğinden aktivasyonları gibi ileri kullanım senaryoları mutlak değerlendirilmelidir.

Suüstü platformları kendilerine müteveccih torpidolardan yine kısa menzilli ancak çok yüksek manevra gücüne sahip karşı-torpidolar ile savunma yapabilirler. Bu yöntem daha çok perdenin ilerisine hava veya sualtı vasıtaları ile karşı-torpidonun taşınması ile zenginleştirilebilir. Platformlarda konuşlu orta kalibre ve altı top mermilerinin klasik kullanımları dışında da torpido karşı tedbirleri için değerlendirilmesi uygun bir hal tarzı olacaktır.

Sualtı Algılayıcıları
Klasik algının dışına çıkma ve akustik dışı yöntemlerin de DSH için değerlendirilmesi zamanı çoktan gelmiştir. Vektör algılayıcılar, elektro manyetik algılayıcılar, aşırı düşük frekansların indüktif metotlar ile algılanması gibi yeni algılayıcılara ve sualtı canlılarının fiziksel hareket, algılama yordamları ve haberleşme usullerinin taklit edilmesi konularında Ar-Ge yapılmalıdır.

Liderlik ve Yönlendirme:
Yeni konseptlere ilişkin yetenekleri arzulayan tüm dünya deniz kuvvetleri komuta kademeleri en üst düzeyden başlayarak ve sürekliliğini de garanti altına alarak yeni nesil DSH yeteneklerinin kazanılması için yol haritalarını hazırlamakta veya güncellemektedirler. Yeni konseptin dikte edebileceği yordam ve usullerdeki değişikliklere karşı mevcut usullere olan alışkanlıklar başlangıçta olumsuz görüşlere neden olabilir. Sabırla ve geniş bir uzlaşma ile bu yolculuk titizlikle tasarlanmalıdır. Bu tasarım sadece eski usul ve esaslara aşina kişilerden oluşan takımlar ile yapılmamalıdır.

SONUÇ OLARAK
Sözü edilen yeteneklere erişmek ve bunları etkin olarak kullanabilmek üzere öncelikle aşağıda özetlenen stratejik adımların atılmasına ihtiyaç olabileceği değerlendirilmektedir.

Konuya ilişkin olarak konsensüs ve konseptler hazır olmadan sistemlerin geliştirilmesi, doğası karmaşık olan bu yeteneklerin kaotik kullanımına ve yanlış algılanmalarına neden olabilir. Bu duruma düşmeden konseptlerin hızla geliştirilmesi ve mutabakat zemininin oluşturulması büyük önem taşımaktadır.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ilgili birimleri ile birlikte Ülkemizde mevcut alan uzmanı araştırma kurumları, akademik kuruluşlar ve endüstri temsilcilerinin katılımı ile oluşturulacak bir alan uzmanlığı çalışma grubu tarafından yeni yeteneğe ilişkin operasyonel konseptler, bilgi değişim ihtiyaçları ve yeteneğin gelişim spirali yol haritalarının güncellenmesinin uygun olabileceği değerlendirilmektedir.

Bu çalışma grubunun uluslararası ilgili organizasyonlar ile etkileşmesinin uygun olmayacağı değerlendirilmektedir.

Ortaya çıkartılan sonuçlar (yaklaşık bir yıl sonunda) resmi bir rapor ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (ve olası tüm ihtiyaç makamları) tarafından tetkik edilmeli ve gözden geçirme süreçleri sonunda bu makamlar tarafından onaylanmalıdır.

Onayı müteakip bu rapor ilgili kurumlar tarafından referans olarak kullanılmalı ve tüm kurumların ihtiyaçlarına cevap verebilmek üzere yaygınlaştırılmalıdır.

Sözü edilen rapor her yıl milli alan uzmanlığı çalışma grubu tarafından güncellenmeli ve gelişim spiralindeki ulaşılan hedefler, başarı ve başarısızlıklar, öngörülere ilişkin değerlendirmeler yapılabilmelidir.

Bu sayede ihtiyaç makamlarının tedarik etmek için tanımlayacakları tüm sistemler için birbirleri ile uyumlu, birlikte çalışabilir, tekrarlardan uzak bir planlama yapılabilecektir.

Ayrıca bu çalışma raporu gizlilik derecesi ile uyumlu olarak teknoloji geliştirme ihtiyaçlarının belirlenmesinden, doktora çalışmalarının yönlendirilmesine, Ar-Ge önceliklerinin tanımlanmasından, yetenek geliştirme süreçlerindeki teknolojik hazırlık düzeylerinin kademeli olarak aşılmasına kadar birçok alanda uyumun yakalanmasına, koordinasyonun sağlanmasına destek sağlayabilecektir. 

“MarineDeal News” Ekim 2017 sayısında, geleceğin “Deniz Savaş Sistemleri” yeteneklerinin ihtiyaçlar yönünde, etkinlikle ve milli imkanlar ile geliştirilmesini sağlamak, ayrıca bu alanda oyunu değiştirecek teknolojilere (İng. Game Changers) ilişkin olarak bugünden doğru kestirimlerde bulunabilmek amacıyla bir başlangıç çalışması yayınlanmıştı (lütfen inceleyiniz).  Her sayıda yetenekler bazında farklı bir konu ele alınarak bir seri inceleme makalesi ile bu konu detaylandırılmaktadır. İzlenecek sistematik konu sıralaması seri sonunda derlenerek nihai bir tasnif yaklaşımı ortaya konulacaktır. Buna rağmen izlenecek tasnif sistematiğinin temel gruplama yaklaşımı (geri beslemeler alabilmek üzere) bu makaleden itibaren tanımlar bölümünden kıymetli okurlarımızın değerlendirmelerine sunulmuş olup serinin her makalesinde bu yaklaşım güncellenecektir. 

Bu yazıda mevcut yeteneklerin etkinliğinin artırılması ve oyun değiştirecek yeteneklerin edinilmesi amaçlarıyla “Yeni Nesil Denizaltı Savunma Harbi (DSH)” yetenek ve yaklaşımları ele alınacaktır.   

Deniz Savaş Sistemleri için Paneller, Programlar ve Portföyler
Deniz Savaş Sistemleri yetenek paketleri yanda sunulan tablodaki (sürüm 0.02) paneller ve programlar altında bütünleşik bir düzenleme ile tekrarları engelleyecek şekilde tasnif edilmektedir. Bu yeteneklerin uygulama platformları portföyler altında işaretlenmiştir. Çalışma bir yandan yazarın konuyla ilgili çalışmalarının bir tasnifi olup diğer yandan birçok alanda terminoloji birliği sağlamayı ve ilgili tüm kurumlarda organizasyon yaklaşımlarını etkilemeyi hedeflemektedir.

Denizaltı Savunma Harbi ve Yeni Nesil Yetenekler Yeni Nesil DSH Konsepti:
Sadece suüstü unsurlarında mevcut olan karinaya monteli sonarlar ile modern tehditlere karşı DSH yapmak günümüz harp ortamlarında olası değildir. Bugün uzayın derinliklerinde incelemeler yapıyoruz. Atom altı boyutlarda nesnel ölçümler yapabiliyoruz. Ancak halen çok değerli yüzer unsurlarımızın, kıyıdaki yüksek değerli birliklerin ve alt yapıların, hatta zaman zaman uçan unsurların bekası suyun altından sürpriz şekil ve mesafelerden tehdit edilebilmektedirler.

Akustik ve akustik olmayan yeni nesil algılayıcıların kullanıldığı aktif ve pasif sistemlerin ortak bir bilgi sistemi üzerinde dağıtık bir mimaride platformlarından bağımsız olarak çalışması esas alınmalıdır. Modern ve erişim garantisi çok yüksek bir sualtı harbi destek merkezi kütüphanesine ve bu kütüphaneyi besleyebilecek nitelikli keşif vasıtalarına sahip olunmalıdır. Dünya üzerinde sualtı fiziksel değişkenliklerini sürekli ölçen, bunları biriktiren ve bu ölçülere dayanarak dünya üzerindeki herhangi bir noktada ölçüm olmadan modele dayalı bu değişkenlikleri tahmin edebilen bir yeteneğe sahip olunmalıdır. Farklı ortamlarda haberleşme sorunlarının çözümlendiği, sistem bileşenlerinin akıllı güç yönetim sistemleri ve bataryalar ile beslendiği, yüzen, dalan, uçan unsurlar ile kıyıdaki ve uzaydaki unsurların aynı ağ üzerinde buluşabildiği, hataya dayanıklı, esnek, genişleyebilir sistemlere olan ihtiyaç açıktır.

Bu konsept aslında bir önceki yazıda değinilen Ağ Destekli Operasyonlar için de önemli bir uygulama alanıdır. Telli ve telsiz algılayıcıların ağları, ana toplama istasyonlarının ağları, sinyal işleme yeteneklerinin bulunduğu platformların ağları, bu platformların haberleşme ağları, istihbarat kütüphanelerinin ağları ve bunları birbirlerine ilişkilendiren ağların ağları gibi katmanlı, güvenilir, esnek, genişleyebilir bir ağlar hiyerarşisinden söz edilmektedir. Bir DSH görevi için birlikte hareket eden tüm kuvvet unsurları daha önce hiç olmadığı gibi birbirlerine veri bağları ile bağlanmalıdır. Bu unsurların bilgiyi toplama, işleme, dağıtma ve kullanma yöntemleri modern,  önceden tasarlanmış, ilişkisel ve bütünleşik olmalıdır.

Yeni Nesil DSH Yetenekleri Öznitelikleri:
Modern Hidrografi ve Oşinografi Ofisleri
Denizler, muazzam derecede karmaşık ve değişken yapıda harp sahneleridir. Denizlerin fiziksel özellikleri, küçük mesafelerde hızla değişebilir. Sıcaklık, tuzluluk, basınç farklılıkları ve deniz tabanının özellikleri, ses enerjisinin suyun içindeki yolunu değiştirir. Çevrenin karakterize edilmesi, DSH’ın etkinliği için vazgeçilmezdir. Oşinografi ofisleri ülkelerinin deniz kuvvetlerine, oşinografik ve batimetrik bilgi sağlarlar. Birçok taktik platform ortam gürültüsü veya ses hızı profili hesabı için gerekli ham verileri sürekli olarak harekat sahalarından toplarlar. Ne yazık ki, bu ham verilerin çoğu iletişim sınırlamaları veya usul hataları nedenleriyle toplayan platformlarda kalabilmektedir. Bu durum oşinografik modellerin kalitesini düşürür ve sadakat düzeyinin gelişimini  olumsuz etkiler.

Modern dünyada bu ofisler geçmiş ölçümlerden edinilen verilerden denizin özelliklerini tahmin edebilen yüksek sadakatli modeller oluşturulabilmektedirler. Harekat sahasında planlayıcılar ve DSH ekipleri, bu modelleri kullanarak taktik parametreleri tahmin etmeye çalışırlar. Doğru deniz modelleri (bilinçli olarak sadece akustik modeller denilmemektedir) olmaksızın, DSH harbi etkin olamaz. Doğru ve yüksek sadakatli modeller etkin DSH için kritik araçlardır.

Dost ve müttefik tüm oşinografi ofislerine bütünleşmiş, sorumluluk sahalarına göre tüm dünya deniz ve okyanuslarını kapsayan yüksek sadakatli modellere sahip, harekat yapan tüm unsurlarını gerekirse farklı ağlar üzerinde gerçek zamanlı olarak besleyebilen modern bir oşinografi ofisi tüm dünya deniz kuvvetleri için vazgeçilmez bir kuvvet çarpanı olacaktır. Modern hidrografi ve oşinografi ofisleri ile, en uçtaki taktik birliğe kadar uzanan, iki yönlü veri ve bilgi akışına hizmet eden, alternatifli iletişim kanallarını kullanabilen, haberleşme ve bilgi işlem alt yapıları gereklidir. Bu alt yapıların üzerinde servis tabanlı olarak çalışarak (stratejik, operatif ve taktik) kullanıcıların gerçek zamanlı karar desteği ihtiyaçlarını karşılayacak, çok önemli servislere ihtiyaç vardır.

Denizaltı Savunma Harbi Destek Merkezi
Yazının bu bölümünde derlenen tüm istihbarat verisinin işleneceği yeni nesil bir merkezden söz edilecektir. Bu verilerin yeni nesil teknolojiler ile toplanma yordamları ve teknolojilerinin detayları bu yazının gizlilik derecesinin üzerinde olacağından bu yazıda ele alınmayacaktır.

Sınıflandırma, tüm veri kaynaklarından gelen (sadece akustik değil) geçmiş istihbarat verilerinin kullanılması neticesinde yeni verinin benzerliğinden hareket ile hedef türünün tahmin edilmesi işlemidir. Bu yöntemle, sistemin sualtındaki hedefleri denizaltılar, mayınlar, dalgıçlar ve deniz hayvanları olarak sınıflandırabildiği bir veri madenciliği yeteneği geliştirilmiş olmalıdır. Bu, akustik, mekanik, manyetik, termal ve kimyasal sinyale dayalı algılayıcıların bir tanesi veya kombinasyonları ile elde edilen hedef intişarlarının derlenmesi ve zaman, mekan ve çevre ilintileri ile tasnif edilmesi ile mümkün olur.

Tasnif edilmiş veri üzerinde koşturulan hedeflerin sınıflandırılması için kullanılabilecek algoritma temelde karar ağaçlarıdır (İng., “Decision Tree”). Tatbikat hedeflerinden elde edilen kontrollü ortamda verileri kullanılarak veri madenciliği teknikleri de kolaylıkla kullanılabilir. Bu tekniklerin hepsinin üzerinde çok uzun sürede ve hedeflerin tarihsel gelişimleri ile birlikte derlenmiş istihbarat verilerinin güvenilirliği ile uzmanların katma değeri ve analizlerinin etkinliği de çok önemlidir. Güvenli bir ağ üzerinden ve gerçek zamanlı olarak taktik ölçümlerin merkeze gönderilmesi ve bunların merkezde tekil bir kütüphane üzerinde değerlendirilmesi ve analiz sonuçlarının gerçek zamanlı olarak taktik platforma ulaştırılması esasına dayalı bir ağ destekli operasyon alt yapısı kurulmalıdır. Bu yeteneğin hataya dayanımı kritik bir figür olup alternatiflerinin doğru tasarlanması ve klasik yordamların da yedek olarak kullanımda tutulması değerlendirilmelidir.

Sualtı Keşif ve Gözetleme Merkezleri
Suüstü, hava resimlerinin derlendiği ve işlendiği keşif gözetleme merkezlerine benzer şekilde bunlar ile bütünleşik olarak çalışabilen sualtı keşif gözetleme merkezleridir. Yazıda bundan önce ismi geçen destek merkezleri ile bütünleşik çalışırlar. İşlevleri derlenen her seviyedeki (stratejik ve operatif) bilginin uygun komuta kademelerine sergilenmesi ve bu karargahların karar desteğinin sağlanmasıdır.

Barıştan itibaren sürekli çalışırlar, hayatın normal akışı ile anormalliklerin tespiti konusunda uzmanlaşmış ekipleri vardır. Yedekli kurulmaları önerilir. Sorumluluk sahalarına uygun ve hiyerarşik yapıda kurulmaları görev etkinliklerini artırır.

Yüzen Platformlar
Yüzen DSH platformları olağan olarak alışageldiğimiz avcı botları, karakol gemileri, korvetler fırkateynler ve muhripler olabileceği gibi hiç alışık olmadığımız insansız suüstü vasıtaları, şamandıraları veya başka maksatla denizde dolaşan farklı tiplerdeki platformlar da bu harp türüne önemli katkılar sağlayabilirler. Yazının bu bölümünde yüzen vasıtanın tipinden bağımsız olarak yeni nesil yeteneklere kısaca değinilecektir.

Öncelikle sadece aktif ve karinaya monteli sonarlar devrinin sona erdiği değerlendirmesi ile başlayalım. Öncelikle pasif ve aktif olarak çalışabilen yedeklenen sonarlar suüstü platformlarına kazandırılmalıdır. Aktif sonarların yedeklenen pasif sonarlar ile birlikte Bi-Statik olarak çalışması çok kıymetli yetenekler sağlayacaktır. Bunlara ilave olarak benzer yeteneklere sahip birden çok suüstü unsurunun perdedeki helikopterlerin aktif sonarlarından istifade ile multistatik yeteneklere sahip olması platformların bekalarına çok önemli katkılar sağlayacaktır. Bu sayede sadece pasif analizler ile tekil veya çoğul olarak suüstü platformlarının denizaltı tespit başarımlarını çok önemli oranlarda ve menzillerde artacaktır. Bu aktif, pasif bütünleşik sonar süitinin frekans yönetimi dikkatlice ve çevresel faktörlere uyumlu olarak yapılabilmelidir. Sonar transdüserlerinin frekansa bağlı boyutlanması ve dizinlerdeki aralık kısıtlamaları yenilikçi yöntemler ile aşılabilmelidir. Frekans esnekliğinin manevra kısıtları getirmemesine özen gösterilmelidir.

Diğer yandan suüstü unsurlarının özellikle (insanlı veya insansız) hava vasıtalarından dökülen sonobuoylardan alınacak sinyalleri kendi sistemlerinde işleyebilme ve analiz sonuçlarını kıyı birlikleri ve uçan vasıtalar ile paylaşabilme yeteneğine sahip olmaları sağlanmalıdır.

Suüstü unsurları organik olarak taşıdıkları sualtı insansız araçlarını ve onların da kendi üzerlerinde taşıdıkları otonom algılayıcı ağlarını döküp toplayabilme kavramları değerlendirilmelidir. Bu sayede her unsur “mxn” bir algılayıcı matrisine ev sahipliği yapabilecek ve sorumluluk sahasında sadece kendi algılayıcı sınırlarına bağımlı kalmayabilecektir. Bunun gereği olan kendinden kurulup sonlanabilen sualtı ve suüstü iletişim yetenekleri ve ağ teknolojilerine ihtiyaç olacaktır.

Suüstü unsurları organik olarak taşıdıkları deniz, hava vasıtalarını çeşitlendirmelidirler. İnsanlı veya insansız DSH helikopterleri bu vasıtaların başında gelebilir. Ancak alternatifleri de olabilir. Atılıp toplanmayan kanatlı insansız hava araçları, keşşaf ve haberleşme balonları yeni örnekler arasında girebilirler. Hava vasıtaları platformun algılayıcı menzillerini DSH perdesinin çok ilerilerine taşıyabileceği gibi platformun haberleşme desteğini de sağlamalıdır. Diğer yandan bu vasıtalar platformun üzerinde de bulunan harp torpidolarını da perdenin ilerisine de taşıyabilirler. Çok daha asimetrik bir şekilde insansız hava platformları perdenin ilerisinde karakol yaparken gerektiğinde kendileri de satıh yapmış denizaltılara karşı silah olarak kullanılabilirler. İnsanlı veya insansız hava araçlarının sualtı insansız araçlarını ve onlarında kendi üzerlerinde taşıdıkları otonom algılayıcı ağlarını döküp toplayabilme kavramları değerlendirilmelidir. Bu kapsamda suüstü platformundan kalkan her hava vasıtası kendinden kurulup sonlanabilen sualtı ve suüstü iletişim yetenekleri ve ağ teknolojilerine ihtiyaç duyacaktır.

Suüstü platformları modern ve attıktan sonra da özellikle telsiz olarak güdülebilen torpidolara temel olarak ihtiyaç duyacaktır. Temelde aynı torpidonun bir güdümlü mermi gibi standart lançerlerden fırlatılması, insanlı veya insansız hava vasıtaları ile insansız sualtı vasıtaları marifeti ile öncelikle hedef bölgelerine intikali ve sonra aktive edilmeleri, önce mayın gibi dökülmeleri ve sonra uzaktan veya kendiliğinden aktivasyonları gibi ileri kullanım senaryoları mutlak değerlendirilmelidir.

Suüstü platformları kendilerine müteveccih torpidolardan yine kısa menzilli ancak çok yüksek manevra gücüne sahip karşı-torpidolar ile savunma yapabilirler. Bu yöntem daha çok perdenin ilerisine hava veya sualtı vasıtaları ile karşı-torpidonun taşınması ile zenginleştirilebilir. Platformlarda konuşlu orta kalibre ve altı top mermilerinin klasik kullanımları dışında da torpido karşı tedbirleri için değerlendirilmesi uygun bir hal tarzı olacaktır.

Sualtı Algılayıcıları
Klasik algının dışına çıkma ve akustik dışı yöntemlerin de DSH için değerlendirilmesi zamanı çoktan gelmiştir. Vektör algılayıcılar, elektro manyetik algılayıcılar, aşırı düşük frekansların indüktif metotlar ile algılanması gibi yeni algılayıcılara ve sualtı canlılarının fiziksel hareket, algılama yordamları ve haberleşme usullerinin taklit edilmesi konularında Ar-Ge yapılmalıdır.

Liderlik ve Yönlendirme:
Yeni konseptlere ilişkin yetenekleri arzulayan tüm dünya deniz kuvvetleri komuta kademeleri en üst düzeyden başlayarak ve sürekliliğini de garanti altına alarak yeni nesil DSH yeteneklerinin kazanılması için yol haritalarını hazırlamakta veya güncellemektedirler. Yeni konseptin dikte edebileceği yordam ve usullerdeki değişikliklere karşı mevcut usullere olan alışkanlıklar başlangıçta olumsuz görüşlere neden olabilir. Sabırla ve geniş bir uzlaşma ile bu yolculuk titizlikle tasarlanmalıdır. Bu tasarım sadece eski usul ve esaslara aşina kişilerden oluşan takımlar ile yapılmamalıdır.

SONUÇ OLARAK
Sözü edilen yeteneklere erişmek ve bunları etkin olarak kullanabilmek üzere öncelikle aşağıda özetlenen stratejik adımların atılmasına ihtiyaç olabileceği değerlendirilmektedir.

Konuya ilişkin olarak konsensüs ve konseptler hazır olmadan sistemlerin geliştirilmesi, doğası karmaşık olan bu yeteneklerin kaotik kullanımına ve yanlış algılanmalarına neden olabilir. Bu duruma düşmeden konseptlerin hızla geliştirilmesi ve mutabakat zemininin oluşturulması büyük önem taşımaktadır.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ilgili birimleri ile birlikte Ülkemizde mevcut alan uzmanı araştırma kurumları, akademik kuruluşlar ve endüstri temsilcilerinin katılımı ile oluşturulacak bir alan uzmanlığı çalışma grubu tarafından yeni yeteneğe ilişkin operasyonel konseptler, bilgi değişim ihtiyaçları ve yeteneğin gelişim spirali yol haritalarının güncellenmesinin uygun olabileceği değerlendirilmektedir.

Bu çalışma grubunun uluslararası ilgili organizasyonlar ile etkileşmesinin uygun olmayacağı değerlendirilmektedir.

Ortaya çıkartılan sonuçlar (yaklaşık bir yıl sonunda) resmi bir rapor ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (ve olası tüm ihtiyaç makamları) tarafından tetkik edilmeli ve gözden geçirme süreçleri sonunda bu makamlar tarafından onaylanmalıdır.

Onayı müteakip bu rapor ilgili kurumlar tarafından referans olarak kullanılmalı ve tüm kurumların ihtiyaçlarına cevap verebilmek üzere yaygınlaştırılmalıdır.

Sözü edilen rapor her yıl milli alan uzmanlığı çalışma grubu tarafından güncellenmeli ve gelişim spiralindeki ulaşılan hedefler, başarı ve başarısızlıklar, öngörülere ilişkin değerlendirmeler yapılabilmelidir.

Bu sayede ihtiyaç makamlarının tedarik etmek için tanımlayacakları tüm sistemler için birbirleri ile uyumlu, birlikte çalışabilir, tekrarlardan uzak bir planlama yapılabilecektir.

Ayrıca bu çalışma raporu gizlilik derecesi ile uyumlu olarak teknoloji geliştirme ihtiyaçlarının belirlenmesinden, doktora çalışmalarının yönlendirilmesine, Ar-Ge önceliklerinin tanımlanmasından, yetenek geliştirme süreçlerindeki teknolojik hazırlık düzeylerinin kademeli olarak aşılmasına kadar birçok alanda uyumun yakalanmasına, koordinasyonun sağlanmasına destek sağlayabilecektir.